Herkese merhaba!
Kitabı okurken içimde şöyle bir his uyandı: Güncel moleküler biyolojinin temel bilgileri, yani ders kitaplarından öğrendiğimiz bilgiler, her an geçerliliğini yitirebilir. Ve aslında, eskiye nazaran daha hızlı bir şekilde sürekli güncelleniyor ve bilgi yükü artıyor. Bu durum, bize bir kez daha biyolojik çağda olduğumuzu gösteriyor. Daha gidecek çok yolumuzun olması ve bizim bu çağa denk gelmemiz beni heyecanlandırıyor.
Evet, coşkumuzu aldığımıza göre incelemeye başlayabiliriz.
Epigenetik kavramını duyduğunuzda, belki de yüzünüzü buruşturmuş olabilirsiniz. Genetiği zar zor anlıyoruz ya da genetiği tamamen çözemedik ki epigenetik de nereden çıktı şimdi, diyebilirsiniz.
Kitaptaki tanıma göre, epigenetik, DNA dizisindeki değişikliklerle açıklanamayan, gen fonksiyonundaki mitotik veya mayotik kalıtımsal değişimlerin incelenmesidir. Epigenetiği oluşturan takımın üyeleri ise DNA metilasyonu, histon varyantları ve değişiklikleri, nükleozom zincirinin yeniden yapılanması ve hücre çekirdeğindeki kromozom etkileşimleriyle bağlantı kuran şaşırtıcı bir ağdır.
Evet, anlamak biraz zorlayıcı olabilir ama üstesinden geleceğiz.
Epigenetiğin kelime kökü olan "epi", genom üstü anlamına gelir. Yani genomdaki bilgilerle ya da değişikliklerle açıklanamayan, genomdaki bilgilerimizi aşan anlamına gelir diyebiliriz. Peki neden genomun üstü? Neden genomik bilgilerle epigenomu açıklayamıyoruz? Ya da epigenetik, hücrelerimizde ne zaman devreye giriyor?
Bu soruların cevabını DNA'da bulabiliriz!
Bir insan DNA'sı, ortalama 2 metre uzunluğundadır. Ancak bir hücremiz ise ortalama 0.000001 metredir. Aklınıza hemen şu soru gelebilir: İyi de bu kadar uzun bir biyomolekülü hücrenin içine nasıl sığdıracağız?
Çok basit: Katlayarak ya da paketleyerek DNA'yı hücre çekirdeğinin içine