Semavi Eyice

Semavi Eyice

8.1/10
7 Kişi
·
22
Okunma
·
9
Beğeni
·
1.593
Gösterim
Adı:
Semavi Eyice
Unvan:
Türk Bizantolog, Sanat ve Kültür Tarihçisi
Doğum:
Kadıköy, İstanbul, Türkiye, 1923
Ölüm:
İstanbul, Türkiye, 28 Mayıs 2018
3 Ocak 1924'te İstanbul'da doğdu. İlköğrenimini Kadıköy Saint-Louis ve Saint-Joseph Fransız 'okullarında tamamladıktan sonra 1943'te Galatasaray Lisesi'nden mezun oldu. Aynı yıl arkeoloji ve sanat tarihi okumak üzere Almanya'ya gitti. 1944'te Viyana Universitesi'nde, 1944-1945'te Berlin Universitesi'nde öğrenim gördü. 1945'te yurda dönerek İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'nde yükseköğrenimini sürdürdü ve 1948'de mezun oldu. Aynı yıl Sanat Tarihi Kürsüsü'nde asistanlığa atandı ve 1952'ye değin bu görevi sürdürdü.

Asistanlığı süresince, Profesör E.Diez, Profesör P.Schweinfurth ve Profesör K.Erdmann'm Almanca, Profesör A.Gabriel'in Fransızca verdiği ders ve konferansları Türkçe'ye çevirdi. 1950-1953 arasında Profesör A.M.Mansel başkanlığında Side'de yapılan arkeolojik kazılara katıldı. 1952'de Side'deki Bizans yapıları üzerine hazırladığı tezle doktor, 1955'te İstanbul' daki son dönem Bizans yapılarım konu edinen teziyle de doçent oldu. 1958-1959'da Humboldt bursu ile Münih Üniversitesi'nde çalıştı. 1964'te ilk Osmanlı Devrinin Dinî- İçtimaî Bir Müessesesi: Zaviyeler başlıklı tezi ile profesörlüğe yükseltildi ve bir yıl önce kurulmuş olan Bizans Sanatı Tarihi Kürsüsü'nün başkanlığına getirildi.

Edebiyat Fakültesi'ndeki derslerinin yanı sıra, Türkiye'nin çeşitli yerlerinde ve yurt dışında, özellikle de Balkan ülkelerinde inceleme ve araştırmalar yaptı. Bedestenler konusuna ilk kez eğilen sanat tarihçisi oldu. Bu konudaki araştırmalarının sonucunu 1964'te bir konferansta sundu. 1972-1974 arasında Hacettepe Üniversitesi'nde, 1974'te bir dönem konuk öğretim üyesi olarak Bochum Üniversitesi'nde, 1976'da Paris'te Sorbonne Üniversitesi ve College de France'ta,1983'te yine Paris'te Ecole de Hautes Etu-des'de ders verdi.

Yurt içinde ve yurt dışında verdiği pek çok konferanstan başka uluslararası kongre ve toplantılara bildirilerle katıldı. Ayrıca 1958'den, 1982'ye değin Gayrimenkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu üyeliği yaptı. 1983'te yeni kurulan Taşınmaz Kültür ve Tabiat Varlıkları İstanbul Bölge Kurulu üyeliğine atandı ve kurul başkanı seçildi. 1982'de Yüksek Öğrenim Yasası'yla Bizans Sanatı Tarihi Kürsüsü'nün kaldırılmasından sonra Edebiyat Fakültesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi Bölümü başkanlığına atandı.

1957'de Türk Tıp Tarihi Enstitüsü, 1968'de Alman Arkeoloji Enstitüleri ve Türk Tarih Kurumu, 1974'te de Belçika Kraliyet Akademisi üyeliklerine seçildi.

2011 yılında sanat tarihi dalında Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü'ne layık görülen Eyice, ayrıca Türkiye Bilimler Akademisi Bilim Ödülü'nün sahibi olmuştu.

Prof. Dr. Semavi Eyice, 96 yaşında, tedavi gördüğü Maltepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde organ yetmezliği dolayısıyla yaşamını yitirdi.

Semavi Eyice Türkiye'de Bizans sanatını bilimsel bir bakışla ele alan ilk bilim adamı olmuştur. Türk sanatı üstüne de incelemeler yapmış ve makaleler yazmıştır. Ayrıca Türkiye'ye gelmiş Avrupalı sanatçı ve gezginleri konu edinen yayınlar da yapmıştır. Sanat tarihi konusunda, 4QQ'e yaklaşan yayınıyla en verimli bilim adamlarından biridir.

Yurt içinde ve dışında konferanslar verip, kongre ve toplantılarda bildiriler sundu. İlk yazısının yayınlandığı 1946 yılından günümüze gelinceye kadar, Türkçe ve yabancı dillerde olmak üzere 15 kitap, 500'den fazla bilimsel makale ve araştırması basıldı.

YAPITLARI:
- İstanbul, Petit gu.ide a travers les monuments byzantins et turcs, 1955, ("İstanbul, Bizans ve Türk Anıtları Üstüne Küçük Rehber");
- Son Devir Bizans Mimarisi, 1963;
- Küçük Amasra Tarihi ve Eski. Eserleri Kılavuzu, 1965;
- Galata ve Kulesi, Galaca and its Tower, 1969;
- Malazgirt Savaşını Kaybeden IV.Romanos Dioge-nes, 1971;
- Karadağ (Binbirkilise) ve Karaman Çevresinde Arkeolojik incelemeler, 1971;
- Ankara'nın Eski Bir Resmi, 1972;
- Bizans Devrinde Boğaziçi, 1976;
- Türkiye'de Bizans Sanatı, 1982;
- Ayasofya I, 1983.

Eserleri(başlıca):
- İstanbul Minareleri
- Son Devir Bizans Mimarisi
- Galata ve Kulesi
- Bizans Devrinde Boğaziçi
- Eski İstanbul'dan Notlar
- Tarih Boyunca İstanbul
- Atatürk ve Pietro Canonica
- Bursa
- Fotoğraflarla Fatih Anıtları (M.Tunay-B.Tanman'la)
- İstanbul Petit Guide
- İstanbul: City of Domes
- Karadağ ve Karaman Çevresinde Arkeolojik İncelemeler
- Semavi Eyice Armağanı:İstanbul Yazıları.
Haliç'in "V" biçimindeki dibinde kalın çamur tabakasını içinde çok değerli şeylerin bulunduğu kesindir. Nitekim 1850'de bir yabancı tüccarın gemiye binerken elinden düşürdüğü, içinde bütün serveti olan altın kesesini aramak üzere Haliç'in derinliklerine inen bir dalgıç dibin çok dik ve akıntılı olduğunu söylemiş, keseye rastlamamasına karşılık burada yirmi kadar tunç top bulmuş ve bunlar derhal çıkarılmıştır. II. Abdülhamid döneminde bir Beyoğlu eğlencesinden sabaha karşı çift at koşulu arabasıyla dönen bir paşazade, araba sürücüsünün köprünün açık olduğunu farketmemesi yüzünden Haliç'e düşmüş, atlarla araba ve sahibi Haliç'in dibindeki kalın çamur tabakası içinde kaybolmuştu. Nihayet tersane ve kalafat yerleri önünde bakımsızlık veya tamir sırasındaki ihmal yüzünden batan gemiler de Haliç'in derinliklerinde kaybolup gitmiştir.
“1204’de Haçlıların işgali altında olan Konstantinopolis’i VIII. Mikhail Palaiologos 1261 yılında geri almıştı fakat Haçlılar şehri öyle yağmalamış, öyle tahrip etmişlerdi ki artık şehir “dünya devleti” olma vasfını kaybetmiş bulunuyordu.”
“Fatih'in topları İstanbul surlarında gedikler açtıkça Bizanslılar Ayasofya’da ayinler yapıyor, bütün kiliselerin çanlarını durmaksızın çalıyor, bin yıldır Konstantinapolis’i koruduğuna inandıkları Meryem'in çok değerli ikonunu (Hodigitira=Yol Gösterici) Sarayburnu'nda, kendi adını taşıyan kiliseden alıp koruması için, surların yakınına getiriyorlardı.”
“1107 yılında İstanbul’a gelen Norveç Kralı I. Sigurd mahiyetindekilere: Dünyanın en zengin şehrine girmekte olduklarını, bu şaşaa karşısında hayran kalıp her şeye öyle uzun uzun bakmamaları konusunda uyarıda bulunmuştur.
Hatta şehirde ilerlerken Sigurd’un atnın altın olan nallarından biri koptuğu halde tembihli olan Norveç askerleri, hiç durmadan nalı düştüğü yerde bırakıp ilerlemişlerdir.”
Mesudi şehir adı hususunda bazı fikirler vermekte ve bu şekilde "Rumların Konstantinopolis'e Bolin veya imparatorluğun başkenti olduğunu ifade etmek istedikleri zaman, İsten Bolin dediklerini, Konstantiniye adını kullanmadıklarını, sadece Arapların kenti bu isimle andıklarını" belirten ilk Arap yazardır.
“Grekler hepsi de barbarlardan olan her milletten askerler toplarlar ve bunları Türklere karşı olan savaşlarda hizmet ettirirler.
Kendilerinin askeri ruhları gelişmemiştir ve adeta kadınlar gibi savaş yetenekleri yoktur.”
Örümcek, Kisrâ’nın penceresinde perdedarlık yapıyor,
Baykuş, Efrasiyab’ın kalesinde nevbet vuruyor.

Tursun Bey'in fetih sırasında söylediği iki beyit.
Öncelikle hocamızı rahmetle anıyorum. Tam bir derya, ilim adamı, muhteşem bir değer ve İstanbul aşığı bir ruh. Eseri, kendisi kadar İstanbul'u seven herkesin mutlaka okuması gereken bir kitap. Kitabı bitirdikten sonra içinde yer alan ve tanıtılan eserleri keşfetme isteği ile dolup taşacaksınız.
Benim incelemelerim sonucunda kitapta bahsi geçen bir kaç eserin listesi aşağıdadır. Gelin, gezip görelim.
1- Silifke- Aya Tekla kilisesi ( Hagia Thekla)
2- Khakledon – Hagia Euphemia – Konstantinapolis’e – Martyrion olarak taşınmış ( Kalıntıları var.)
3- Aziz Georgios Röliki
4- Hodegetria (Yol gösterici) Meryem – Kariye Müzesi- Aziz Luka (İncil Yazıcısı ) yaptığına inanılıyor.
5- İstanbul’un kuzeyinde kutsal hacın (İsa’nın çarmıha gerildiği) bulunduğuna inanılıyor.
6- Ayasofya – Horologion (Saat)
7- Büyük Saray’ın Khalke kapısı
8- Havariyun Kilisesi- Fatih Camii (Aziz Andreas, Aziz Thmoteus, Lukas ve Aziz Flistomos’un burada yattığına inanılır.
9- Hipodrom kalıntıları (Sultanahmet Lisesi)
10- Altın Kapı (Porta Aurea)- Yedikule -
11- Yedikule Küçük altın kapı – Samatya
12- Pighi Kapısı
13- Nea Kilisesi
14- Byras Sarayı
15- Blakhernai Sarayı (Tekfur Sarayı)
16- Teodosios Anıtı
17- Arcadius Anıtı
18- Pantokrator Kilisesi (Zeyrek Camii)
19- Mangana sarayı – Hagios Georgios
20- Aziz Zootkios Cüzzamhanesi
21- Karaköy Yeraltı Camii
22- Beyazıd hamamı (Theodisos sutunu)
23- Konstantin’in lahdi
24- Lips Manastırı (Feneri İsa Camii)
25- Konstantin Anıtı (Çemberlitaş)
26- Sergios- Bakhas Manastırı
27- Studios Manastırı – İmrahor İlyas Bey Camii- Lukasın Meryem Röliği- Uykusuzlar
28- Hagia Teodosia –Gül camii
29- Burmalı / Yılanlı Sütun
30- Peribleslos Manastırı
31- Pege Manastırı
32- Sarazin –Hagios Nikolos Kilisesi
33- Hodegetria Meryem manastırı
34- Hagios Basileios Manastırı
35- Soter Kilisesi
36- Pege- Balıklı Manastırı
37- Pammakaristos Manastırı- Fethiye Camii
38- Petra İoannes Kilisesi
39- Hagia Andreas Krisei Manastırı- Koca Mustafa Paşa Camii
40- Saint George burnu – Sarayburnu
41- Surp Kevork Ermeni Kilisesi – Sulu Manastır
42- Porphigos anıtları- Hipodrom’da yarış arabası sürücüsü
43- Mahroutas
44- Tzyganesterion
45- Bukoleon (Boğa parçalayan) Sarayı
46- Porphrogennetos (Mor odada doğan)
47- Anemas Zindanları
48- Assızlı Aziz Franceskus- İstanbul’da Latin egemenliği
49- Barletta heykeli
50- Pala De’oro
51- Marcadius anıtı (Kız taşı)
52- Bindirek sarnıcı
53- Mese Caddesi
54- Aslanhane
55- Hipodrom Obeliski
İstanbul Sanat tarihi, İstanbul mimarisi, İstanbul'un eski dönem yapıları, İstanbul'un imarı konularında araştırma yapan, okuma yapmak isteyen herkes için özel ve güzel bir kitap ancak kesinlikle "Tarih boyunca İstanbul" başlığına uygun bir söylemi bulunmuyor. İstanbul'un tarihinden çok İstanbul'un tarihi yapılarını ve tarih boyunca değişimlerini anlatan değerli hocamızın, değerli bir eseri.
Kitap, 384 yılından başlayarak 1453 yılına kadar “geliş tarihlerine göre” Doğu Roma İmparatorluğuna gelen toplam 61 hacı, seyyah, elçi, tüccarın hatıralarını içermektedir. Her millet ve her dinden hatırat olmasına rağmen bunların içinde Türkler’e ait bir yazılı kaynağın olmaması elbette dikkat çekici ve üzücü.
Kitabın sonunda Semavi Eyice’nin kapsamlı bir değerlendirmesi de var.
1203 yılındaki Haçlı İstilasından sonra Bizans ve İstanbul’un çöküşe geçtiği ve bir daha da toparlanamadığı açıkça görülüyor. Bu çöküşün günümüzde de devam ettiği aşikâr olmakla birlikte, tabi ki okuyucuların görüşlerine de saygısızlık etmek istemem.
Fakat bir Arap seyyahın “biraz abartılı da olsa” XII. Yüzyıl sonları, yani Bizans yıkılırken “İstanbul’da yüz bin kilise ve sadece Ayasofya’da altı bin rahip olduğundan” söz etmesi galiba ne demek istediğimi anlatmaya kâfi bir izah olsa gerek.
İstanbul’a gelen batılılar başta Aysofya olmak üzere, kiliseler ve içindeki kutsal olduğuna inanılan hatıralarla (rolik) ilgilenirken, Müslüman Seyyahlar gösteriş, şaşa peşindeler.
Özellikle din ve mabetlerle perdelenerek icra edlinen zulüm, yağma, talan, hırsızlık ve yolsuzlukların bir sınırı olmadığını görebilmek için, bu kitabın okunması çok faydalı olur.
Kitapta anlatılan Bizans ve günümüz İstanbul’unu en iyi anlatan Tursun Bey’in fetih sırasında söylediği şu iki beyittir herhalde.
Örümcek, Kisrâ’nın penceresinde perdedarlık yapıyor,
Baykuş, Efrasiyab’ın kalesinde nevbet vuruyor.
Çok detaylı bir araştırmanın sonucu. Oldukça kapsamlı bilgiler içermekte olan bu kitap, bir başvuru kitabı olabilecek nitelikte. Konuyu anlamak için okumanız yararınıza olacak. Fazla detay istemiyorsanız daha kısa anlatımlara göz atabilirsiniz...

Yazarın biyografisi

Adı:
Semavi Eyice
Unvan:
Türk Bizantolog, Sanat ve Kültür Tarihçisi
Doğum:
Kadıköy, İstanbul, Türkiye, 1923
Ölüm:
İstanbul, Türkiye, 28 Mayıs 2018
3 Ocak 1924'te İstanbul'da doğdu. İlköğrenimini Kadıköy Saint-Louis ve Saint-Joseph Fransız 'okullarında tamamladıktan sonra 1943'te Galatasaray Lisesi'nden mezun oldu. Aynı yıl arkeoloji ve sanat tarihi okumak üzere Almanya'ya gitti. 1944'te Viyana Universitesi'nde, 1944-1945'te Berlin Universitesi'nde öğrenim gördü. 1945'te yurda dönerek İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'nde yükseköğrenimini sürdürdü ve 1948'de mezun oldu. Aynı yıl Sanat Tarihi Kürsüsü'nde asistanlığa atandı ve 1952'ye değin bu görevi sürdürdü.

Asistanlığı süresince, Profesör E.Diez, Profesör P.Schweinfurth ve Profesör K.Erdmann'm Almanca, Profesör A.Gabriel'in Fransızca verdiği ders ve konferansları Türkçe'ye çevirdi. 1950-1953 arasında Profesör A.M.Mansel başkanlığında Side'de yapılan arkeolojik kazılara katıldı. 1952'de Side'deki Bizans yapıları üzerine hazırladığı tezle doktor, 1955'te İstanbul' daki son dönem Bizans yapılarım konu edinen teziyle de doçent oldu. 1958-1959'da Humboldt bursu ile Münih Üniversitesi'nde çalıştı. 1964'te ilk Osmanlı Devrinin Dinî- İçtimaî Bir Müessesesi: Zaviyeler başlıklı tezi ile profesörlüğe yükseltildi ve bir yıl önce kurulmuş olan Bizans Sanatı Tarihi Kürsüsü'nün başkanlığına getirildi.

Edebiyat Fakültesi'ndeki derslerinin yanı sıra, Türkiye'nin çeşitli yerlerinde ve yurt dışında, özellikle de Balkan ülkelerinde inceleme ve araştırmalar yaptı. Bedestenler konusuna ilk kez eğilen sanat tarihçisi oldu. Bu konudaki araştırmalarının sonucunu 1964'te bir konferansta sundu. 1972-1974 arasında Hacettepe Üniversitesi'nde, 1974'te bir dönem konuk öğretim üyesi olarak Bochum Üniversitesi'nde, 1976'da Paris'te Sorbonne Üniversitesi ve College de France'ta,1983'te yine Paris'te Ecole de Hautes Etu-des'de ders verdi.

Yurt içinde ve yurt dışında verdiği pek çok konferanstan başka uluslararası kongre ve toplantılara bildirilerle katıldı. Ayrıca 1958'den, 1982'ye değin Gayrimenkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu üyeliği yaptı. 1983'te yeni kurulan Taşınmaz Kültür ve Tabiat Varlıkları İstanbul Bölge Kurulu üyeliğine atandı ve kurul başkanı seçildi. 1982'de Yüksek Öğrenim Yasası'yla Bizans Sanatı Tarihi Kürsüsü'nün kaldırılmasından sonra Edebiyat Fakültesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi Bölümü başkanlığına atandı.

1957'de Türk Tıp Tarihi Enstitüsü, 1968'de Alman Arkeoloji Enstitüleri ve Türk Tarih Kurumu, 1974'te de Belçika Kraliyet Akademisi üyeliklerine seçildi.

2011 yılında sanat tarihi dalında Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü'ne layık görülen Eyice, ayrıca Türkiye Bilimler Akademisi Bilim Ödülü'nün sahibi olmuştu.

Prof. Dr. Semavi Eyice, 96 yaşında, tedavi gördüğü Maltepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde organ yetmezliği dolayısıyla yaşamını yitirdi.

Semavi Eyice Türkiye'de Bizans sanatını bilimsel bir bakışla ele alan ilk bilim adamı olmuştur. Türk sanatı üstüne de incelemeler yapmış ve makaleler yazmıştır. Ayrıca Türkiye'ye gelmiş Avrupalı sanatçı ve gezginleri konu edinen yayınlar da yapmıştır. Sanat tarihi konusunda, 4QQ'e yaklaşan yayınıyla en verimli bilim adamlarından biridir.

Yurt içinde ve dışında konferanslar verip, kongre ve toplantılarda bildiriler sundu. İlk yazısının yayınlandığı 1946 yılından günümüze gelinceye kadar, Türkçe ve yabancı dillerde olmak üzere 15 kitap, 500'den fazla bilimsel makale ve araştırması basıldı.

YAPITLARI:
- İstanbul, Petit gu.ide a travers les monuments byzantins et turcs, 1955, ("İstanbul, Bizans ve Türk Anıtları Üstüne Küçük Rehber");
- Son Devir Bizans Mimarisi, 1963;
- Küçük Amasra Tarihi ve Eski. Eserleri Kılavuzu, 1965;
- Galata ve Kulesi, Galaca and its Tower, 1969;
- Malazgirt Savaşını Kaybeden IV.Romanos Dioge-nes, 1971;
- Karadağ (Binbirkilise) ve Karaman Çevresinde Arkeolojik incelemeler, 1971;
- Ankara'nın Eski Bir Resmi, 1972;
- Bizans Devrinde Boğaziçi, 1976;
- Türkiye'de Bizans Sanatı, 1982;
- Ayasofya I, 1983.

Eserleri(başlıca):
- İstanbul Minareleri
- Son Devir Bizans Mimarisi
- Galata ve Kulesi
- Bizans Devrinde Boğaziçi
- Eski İstanbul'dan Notlar
- Tarih Boyunca İstanbul
- Atatürk ve Pietro Canonica
- Bursa
- Fotoğraflarla Fatih Anıtları (M.Tunay-B.Tanman'la)
- İstanbul Petit Guide
- İstanbul: City of Domes
- Karadağ ve Karaman Çevresinde Arkeolojik İncelemeler
- Semavi Eyice Armağanı:İstanbul Yazıları.

Yazar istatistikleri

  • 9 okur beğendi.
  • 22 okur okudu.
  • 2 okur okuyor.
  • 53 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.