Sencer Divitçioğlu, Türk akademisyen ve İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi öğretim üyesiydi.
İktisat ve tarih alanında yaptığı çalışmalar ve Asya tipi üretim tarzına dair analizleriyle tanınmaktadır.
Sencer Divitçioğlu, 14 Şubat 1927'de İstanbul’da doğdu. 1950 yılında İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi'ni bitirdi. Doktora eğitimini Paris Üniversitesi İktisadi Bilimler Fakültesi’nde tamamladı. 1957'de Türkiye'ye dönerek İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi'nde öğretim üyesi olarak çalıştı. 1959 yılında "Marx’ta İktisadi Büyüme" adlı tezi ile doçent olmaya hak kazandı. 27 Mayıs 1960'tan sonra Turizm Bankası Yönetim Kurulu Başkanlığına getirildi. Yine bu dönemde Devlet Planlama Teşkilatı'nın kuruluşunda bulundu.
1962-1963 döneminde İngiltere'de Cambridge Üniversitesi'nde davetli profesör olarak çalıştı. 1967'de Kemal Tahir'in önerisiyle başlayarak tamamladığı Asya Üretim Tarzı ve Osmanlı Toplumu adlı çalışması Fransızca, Yunanca dahil birçok dile çevrildi. Bu çalışması çok dikkat çekti. Dönemin iç siyasi tartışmalarda önemli bir argüman oluşturdu. 1968-1969'da tekrar Paris'te bir yıl süreyle, 1973'te Cambridge'de ikinci kez üç ay süreyle çalıştı. 1975'te Boğaziçi Üniversitesi'nde doktora dersleri verdi.[2]
1976 yılında profesörlüğe yükseldi. 1983 yılında Paris Üniversitesi'nde konuk profesör olarak dersler verdi. Çeşitli iktisat kuramlarını matematiksel bir dille ele alan teorik çalışmaların ardından tarihle uğraşmaya başladı.
1956-82 yılları arasında İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi'nde ve 1975’ten itibaren de Boğaziçi Üniversitesi’nde çeşitli doktora dersleri ve teorik iktisat dersleri verdi. 12 Eylül Darbesi sonrası oluşan baskı ortamı sonucu 1402'likler olarak bilinen olay neticesinde görevine son verildi. Bunun üzerine yurtdışında davetli profesör olarak çalıştı (1982-84).
Divitçioğlu, 8 Eylül 2014'te 87 yaşında öldü.[5] Cenazesi İstanbul'daki Kilyos Mezarlığı'na defnedildi.
Gündüz Alp'in oğlu Aydoğdu öldürülünce mezarı taşla çevrilip, üzerine taş yığmışlardır. ''Vilayette ne kadar at sancılansa gidip kabrini tavaf ettirdiler ve oradan alınan bir avuç toprağın sıtmaya iyi geldiğini'' sanırlardı.
Bütün Bizans ve Arap kaynaklarının üzerinde birleştikleri bir nokta daha vardır: Osman Bey'in adı Osman değil, Atman ya da Otman'dır. Bizans tarihçileri, Pachymeres ve Nikephoros ona Atman derler. Arap tarihçileri İbn Batuta, al-Umari ve İbn Haldun ise ona Otman derler.