Sencer Divitçioğlu

Sencer Divitçioğlu

Yazar
8.4/10
17 Kişi
·
47
Okunma
·
6
Beğeni
·
703
Gösterim
Adı:
Sencer Divitçioğlu
Tam adı:
Prof. Dr. Sencer Divitçioğlu
Unvan:
Türk Akademisyen, Yazar
Doğum:
İstanbul, Türkiye, 14 Şubat 1927
Ölüm:
9 Eylül 2014
14 Şubat 1927’de İstanbul’da doğdu. 1950 yılında İ.Ü. İktisat Fakültesi’ni bitirdi. Doktorasını Paris Üniversitesi İktisadi Bilimler Fakültesi’nde yaptı. “Marx’ta İktisadi Büyüme” (1959) adlı teziyle doçent oldu. 1976 yılında profesörlüğe yükseltildi. 1983 yılında Paris Üniversitesi’nde konuk profesör olarak dersler verdi.
Çeşitli iktisat kuramlarını matematiksel bir dille ele alan teorik çalışmaların ardından yirmi yıldır tarihle didişiyor. Kendi deyişiyle “tarihsel konuşmalar” yerine “konuşulan tarih” üzerinde kafa yoruyor.
Gazneliler, Halifenin bazı ülkelerini yöneten köleler idi. Ben ise hür insanların evladıyım ve Hun hükümdarlarının uruğundan geliyorum. Onlar kadar saygı görmeye hakkım olduğu gibi, daha da fazla itibar görmek isterim.
Oğuz toplumunda kaçgöç yoktur. Cinsi ilişkilerde hoşgörülüdürler. Buna karşılık, zina ölümle cezalandırılır. Suçlunun iki bacağı birbirine doğru eğilmiş iki ağaca bağlandıktan sonra ağaçları salıverirler; suçlunun bacakları kasıklarından birbirinden ayrılır. (Hala kullandığımız "Senin iki bacağını ayırırım" tehdidi!)
Selçuklu Devleti'nin kuruluşu esnasında, gerek Arslan Yabgu, gerek Tuğrul Bey, gerekse İbrahim Yınal ok ve yayı hem başkanlık imi olarak üzerlerinde taşırlar hem de tuğra olarak kullanırlardı.
1020'lerin başlarında ufak Selçuklu yabgusunun ünü o denli artmıştır ki tarihçiler bile onun koca Gazneli Mahmut'a meydan okurcasına, "Sultanın filleri varsa, bizim de oklarımız var" dediğine ikna olmuşlardır.
"Tarih bilimi kayıtlı belgelerle 'hayal gücü' üzerine oturur.
Ancak, belgeler arttıkça hayal gücüne olan ihtiyaç azalır,
azaldıkça artar."
Görüleceği gibi Kök Türkler ölen babalarının ve ağabeylerinin dul karıları ve kızlarıyla (öz ana ve kardeş hariç) evlenebilecekleri gibi, amcalarının dul ve yetimleriyle de evlenebilirler. Başka bir deyişle, toplum nezdinde sağken ubut olarak görülen bir birleşme, ölümle birlikte meşruluk kazanır.
Sencer Divitçioğlu
Sayfa 162 - Yky Yayınları
Eğer, Asya üretim tarzı bünyesinin gereği olarak;
kendini-destekler karakterinden ye devletin kamu işlerini
yapmasından ötürü, sağlam ve dayanıklı ise,
ticaretin kendi başına bu bünyeyi bozma olasılığı oldukça
zayıftır. Herşey sistemin bünyesine bağlıdır.
Bu bünyenin uygun ya da uygun olmayışı ticaretin,
bir etken olarak, etkileme derecesini belirler. Doğallıkla,
ticaret Asya üretim tarzını meydana getiren kurucu
öğelerden birini, yani mülkiyet ilişkilerini değiştirdiği
sürece, etkili olabilir.
Özetlersek: Osmanlı toplumunda köylerin büyük .
bir kısmı kapalı ekonomi halinde yaşamaktadır. Bu
kapanmanın sebebi köy birimi içindeki tarım ile el sanatlarının
işbirliği olabilir (ayrıca araştırılması gerekir).
Fakat, herhalde sebeplerden başlıcası, köy ekonomisinin
bizatihi bu kapanmaya mecbur edilişidir.
Köy ekonomisi içinde yaratılan artık-ürün, mirî toprak
sisteminden dolayı, köy toplulukları içinde kalmadığından
artık-ürünün o yörede meta’ya dönüşmesi sözkonusu
olamaz. Böyle olunca, köy, kendi ihtiyaçlarını
kendi bünyesi içinde üretmeye mahkûmdur. Tekrar
edelim ki, yaratılan artık-ürünün, bir kısmının köylünün
ihtiyaçları için, basit meta dolaşımı şeklinde pazarda
metaya dönüşmesi tahlili aksatmaz.
160 syf.
·2 günde·8/10
Sencer Hocayla bir şekilde yolumuz kesişti; ama nasıl oldu anımsamıyorum. İyi ki de görüp almışım eserini.

1927 doğumlu Profesör Divitçioğlu, Sorbonne, İstanbul, Boğaziçi ve Cambridge üniversitelerinde bulunuyor. 80 darbesi sonrası dört yıl boyunca Paris’te dersler verip yurduna tekrardan dönüyor.

Yurda dönüşte ‘iktisat’ olan rotasını ‘tarihe’ çeviriyor ve iyi ki de yapıyor bunu.

Bu, külliyatının ilk eseri. Ertuğrul Gazi, Osman Bey ve Orhan Bey dönemlerine eğilerek Osmanlı Beyliğinin Kuruluşuna parmak basıyor.

Efsaneleri göz ardı etmese de söylediklerini genel anlamda ‘belgeler ve şahitlikler’ ışığında sunmaya çalışıyor Divitçioğlu.

Paul Wittek, Herbert Adams Gibbons, Grigoras, Köprülü ve Ord. Uzunçarşılı gibi tarihçilerin kaynaklarıyla da süslüyor eserini.

Akademik anlamda Ortaylı ve İnalcık arasında bir yerde duruyor bence dili. Tanışmalısınız.
160 syf.
·1 günde·10/10
Sencer Divitçioğlu ben çok sevdiğim ve istifade ettiğim bir akademisyen. Kendisi Karl Marx üzerine Türkiye'de doktora yapmış ilk kişi. Ünlü bir iktisatçı. Ancak darbeler zamanında üniversitedeki görevinden alıkonulunca iktisada küsüyor ve kendini tarihe vererek o alanda çalışmalar yapıyor. Onun farklı bir altyapıdan gelmesi eserlerinin de klasik tarih yazımından farklı olmasını sağlıyor. Sanırım ondan başka kimse Türk tarihini marksist bir açıdan yazamazdı. Marksist tarih yazımını bilmeyen arkadaşlar bunun bir komünist propagandası olduğunu düşünebilirler. Ancak marksist tarih yazımı e kaba açıklaması ile tarihe ekonomi, üretim tarzı üzerinden bakar ve tarihi olayları da bunun üzerinden yorumlar. Sencer Divitçioğlu'nun bu açıdan Türk tarihine bakarak bize ayrı bir bakış açısı sunması çok önemli. Kitabın çoğu yerinde okuyucuyu fikirleriyle düşündürüyor. Düşüncelerini grafikler, tablolar, haritalar üzerinden bol bol göstermeye çalışmış. İktisat hocası olması hasebiyle bazen iktisat metodlarını tarih üzerinde denemiş ve o şekilde olayları tahlil etmiştir. Son söyleyeceğim tarih öğrencileri Sencer Divitçioğlu'nun her eserini kesinlikle okumalı, onun biz tarihçilere sunduğu farklı bakış açısı gerçekten paha biçilemez.
160 syf.
·5 günde·Beğendi·8/10
Bir yıl oldu Divitçioğlu'nun Alfa yayınlarından çıkan külliyatını edineli...

Aslen iktisatçı olan Sencer Divitçioğlu, tarih alanında da yöntembilimsel açıdan güçlü bir konumda. Toplum bilimleri, tarih, antropoloji, felsefe gibi konularda iyi bir okuyucu olması ve akademisyenlik kimliği bunda etken.

Kaldı ki iyi bir tarih yazarının dil, tarih, sosyoloji, iktisat, felsefe, antropoloji ve hatta mitoloji gibi disiplinlere de hakim olması gerekli. Disiplinler arası geçiş, inceleme yapılamadığında Talha Uğurluel, Kadir Mısıroğlu, Yavuz Bahadıroğlu, Mustafa Armağan oluyorsunuz.

Efsaneler biricik hakikatimiz oluyor.

Oysa gerçek tarihçi efsaneyi yadsımadığı gibi biricik hakikat olarak da görmemektedir. Tarihçi, tarihi tarih yapan güçler arasında inanç sistemlerinin ve efsanelerin de yer aldığının bilincindedir.

Sahte tarihçiyle gerçek tarihçi arasındaki fark, efsaneleri sıradan okuyucuya pazarlama girişiminde bulunmamasıdır. İsmail Hakkı Uzunçarşılı, Halil İnalcık, Sencer Divitçioğlu gibi gerçek tarihçilerin etrafında yıkılmış bir imparatorluğun romantik, meczup fanatiklerini göremezsiniz.

Kitaplarının okunma oranlarından bu durumu rahatlıkla görebilirsiniz. Çoğunluğun hakikate ayıracak ne zamanı ne azmi var. Dilerim Sencer Divitçioğlu gibi değerler daha fazla okunsun, küçücük de olsa okunması adına katkım olsun.
287 syf.
·2 günde·7/10
Sencer Divitçioğlu'nun giriş yazısı aslında ileride okuyacaklarımıza dair işaretler veriyor. Türk orta çağında veri eksikliğinden dolayı zaman zaman hayal gücünün devreye girebileceği yönündeki tespiti haklı olmakla birlikte, kendisinin işbu eserinde bu hayal gücünü yanlış konularda tespit yaparken ve zaman zaman gereğinden fazla yaptığı izlenimini edindim. Bu sebeple de içeriğinde çok kıymetli bilgiler taşıyor olsa da, kitabı öveceğime dair tüm hislerim akim kaldı. Tarihin belgelendirilemeyen bölümleri için hayal gücünün kullanılması yenilikçi bir bakış açısı getirmesi açısından gerçekten etkileyici. Ancak bunu Türklerin aslında Hint-Avrupa kökenli olabileceğine dair, delilsiz çıkarımlara dayandırmak veya bunun ima edilmesi bu bakış açısının dışına çıkılması anlamına geliyor.

Okuyacak olanın kanaatine göre; delil boşluğunu gidermek için hayal gücünü kullanmak, tarihle münazara etme gayreti değil de tarihle münakaşa etme amacı taşıyorsa ve bu gücü kullanmak, var olan delilleri bile yok saymayı gerektiriyorsa, o vakit tarihi aktarmak yerine, yeni bir tarih yazılıyor demektir. Ortalama tarihi malumata sahip olmayanların, çok dikkat ederek tetkik etmesi gereken bir eser olduğunun altını da çizmek mecburiyeti hissediyorum.

Yazarın biyografisi

Adı:
Sencer Divitçioğlu
Tam adı:
Prof. Dr. Sencer Divitçioğlu
Unvan:
Türk Akademisyen, Yazar
Doğum:
İstanbul, Türkiye, 14 Şubat 1927
Ölüm:
9 Eylül 2014
14 Şubat 1927’de İstanbul’da doğdu. 1950 yılında İ.Ü. İktisat Fakültesi’ni bitirdi. Doktorasını Paris Üniversitesi İktisadi Bilimler Fakültesi’nde yaptı. “Marx’ta İktisadi Büyüme” (1959) adlı teziyle doçent oldu. 1976 yılında profesörlüğe yükseltildi. 1983 yılında Paris Üniversitesi’nde konuk profesör olarak dersler verdi.
Çeşitli iktisat kuramlarını matematiksel bir dille ele alan teorik çalışmaların ardından yirmi yıldır tarihle didişiyor. Kendi deyişiyle “tarihsel konuşmalar” yerine “konuşulan tarih” üzerinde kafa yoruyor.

Yazar istatistikleri

  • 6 okur beğendi.
  • 47 okur okudu.
  • 127 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.