Serdar Gündoğdu

Serdar Gündoğdu

Çevirmen
5.5/10
6 Kişi
·
21
Okunma
·
0
Beğeni
·
10
Gösterim
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
144 syf.
·8 günde·Puan vermedi
Nimetini sen verdin Rabbim, lütfunla artır onu...

Hamd, nurlar saçan, gözleri açan, sırları ortaya çıkaran ve perdeleri kaldıran Allah'a layıktır. Rahmet, nurlar nuru, iyikte seçkinlerin efendisi, Muhammed'e sav, Selatü Selam olsun. O'nun ailesinin ve tertemiz seçkin ashabının olsun.

Ebu Dülef, hakkında yazdık, dostlar.

Ebu Dülef'in İran Seyahatnamesi

Tarih Araştırma’ları kapsamında gezgin/seyyahların gezip yazdıkları gezi yazıları/seyahatnameler o cağın yaşam biçimini aydınlatma konusunda çok önem arz eder. Tarihin sayfalarını coğrafya ile bütünleşen insan toplumlarını kendine has bir düzenle görürüz. Bu insan düzenin bir başka örneği olan “İran Seyahatnamesi" tarihin bir sayfasıdır, diye biliriz. Tarihin sayfalarını aralayan ve bunun bir parçası olan Arap Seyyah Ebu Dülef, örnek vermemiz doğru bir karar olur. Tüm seyyahlar içinde aralarından Seyyah Ebu Dülef hakkında bir bahis açmak istediğimizde 10. Yüzyıllarda bir diplomat, şair, coğrafyacı ve bizi ilgilendiren yönüyle bir seyyahtır. Kafkas Dağlarının heybetli zirvelerinden başlayıp, Basra Körfezinin sıcak sularına kadar ki dönemin beşeri bir çok unsurlarını anlamamızda yardımcı bir kaynak.
Elimizdeki kitabın genç çevirmeni Serdar Gündoğdu, kitabın orijinal nüshası, bu nüsha hakkında yapılan analizler, tenkitler, sentezler hakkında okurunu aydınlatıyor. Ebu Dülef’in İran Seyahatnamesi eserini hangi mütercimler tarafından ve ne zaman çalışmalar yapıldığı konusunda hakim olan bir bilgiye de sahiptir. Bu da gösteriyor ki Gündoğdu, eser ve eser hakkında büyük bir gayretle ve geniş bir zaman içinde bir çalışma yapmıştır.

Ebu Dülef, devlet adamı vasfıyla aldığı görevler gereği ömründe iki defa farklı coğrafyalara seyahat edecektir. İlki Çin elçilik heyetiyle yaptığı uzak doğu seyahatnamesi, ikincisi de anavatanı olan İran Seyahatnamesidir. Her iki seyahatnameyi de sonradan kaleme almış, birinci risale ve ikinci risale şeklinde adlandırmıştır. Lakin iki seyahatname özellik ve nitelik bakımından birbirinden çok farklıdır. Şöyle bir farkla birinci risale net bilgilerden uzak, hayali ve karışık bir tarzla yazmasıyla beraber ikinci risale onun tersi şekli de olup gezilen yerlerin toplumsal yapıları, coğrafi yapısı ve özelliği hakkında isim ve tarih vererek gerçekçi, tutarlı bir özellik kazandırmıştır.
X. Yüzyılın İran coğrafyası, pers kültürü ile İslam inancı kaynaştı, böyle deruni bir öz olarak filizlenmiştir. Ebu Dülef’in yaşadığı bu dönemde Samani Devleti, sonrasında ise Büyük Selçuklu Devleti pers coğrafyasına hakimiyet kuracaktı. İslam Medeniyeti'nin VII ile XIV yüzyılları arasında bilim, sanat ve her türlü kültür konularında önemli çalışmalar yapmıştır. Bu bilginin ışığında bir çok bilimsel konular yapılandı ve gelişti. Ebu Dülef in İran'ın kuzeyinden başladığı, batı ve güney bölgesine kadar ki seyahati coğrafya, tarih ve sosyoloji konularında ki hakim duruşu, dönemin bilim çalışmalarına güzel bir kanıttır.

Doğu medeniyetinin bilgi birikimi konusunda tarih içinde iki büyük darbe almıştır. Moğol istilası ve haçlı savaşlarıdır. İnsanlığın şuan ki birikimin temellerini oluşturan, bilimi Yunan felsefesinin çıkmazlarından kurtarıp geniş bir ufka sahip olmasını sağlayıp uzun yıllar boyunca keşif ve medeniyetler bilimlerini bir araya toplayan, İslam Medeniyeti olmuştur. İslam ilim çağı, Bağdat Okulunda, Abbasilerin Halife Harun Reşit ile bir başlangıç oldu. Halife Me'mun tarafından ise Grek kültürüne bilimsel hakimiyet kurulup sentezi yapılırken, El Farazi Hint kültürünü tanıştırdı, XI yüzyılında ise Çinlilerden kağıt imal etme tekniğini öğrenerek 800 yılına doğru Bağdat‘ta ilk kağıt fabrikasını kurarak, ilmi çalışmaların zirvelerine ulaştılar. Batı’nın Müslümanlardan kâğıttın alıp kullanması da dört asır sonra olacaktır. IX ile XV yüzyılları arasındaki haçlı saldırıları ve XIII yüzyıldaki Moğol istilası, yükselen, üreten ve biriktiren İslam ilim çağına büyük darbeler olmuştur. XVI yüzyıldan sonra Batının ticarete hakim olmasıyla, sanayi gelişimiyle, üretimi eline almasıyla kendini bilimin tek sahibi ilan etmesiyle günümüze kadar devam etmektedir. Elimizde bulunan İran Seyahatnamesi, doğu klasiklerinden bir öz kaynak ve tercüme edilen bir çalışma olduğu için Batıya bağımlı zihniyete karşı aynı zamanda bir duruştur. Bu alanda öz kaynak ve öz çalışmalar alanında güzel bir örnek olarak kullana biliriz. Önemli yazarlarımızdan Zeki Velidi Togan, Türkçeye 1922de Horasanda bulduğu İran Seyahatnamesi’ni ilk çevirendir. Başka tercümanlarda farklı dillere bu eseri çevirmişlerdir. Bunun son örneği ise elimizdeki kitaptır.

X. Yüzyılın pers kültürü ile İslam Medeniyetinin birleşmesi, diğer millet ve kültürlerin ortaya çıkardıkları ortak ve farklı yönlerini öğrenmek, coğrafi konumunun sunduğu olanakları görmek ve bilmediğimiz bir çağın tarihini bilmek, yönleriyle bir farkındalık oluşturmak için okunacak bir eser.

Yunus Özdemir.

Yazarın biyografisi

Adı:
Serdar Gündoğdu

Yazar istatistikleri

  • 21 okur okudu.
  • 19 okur okuyacak.