Serdar Gündoğdu

Serdar Gündoğdu

Çevirmen
6.6/10
22 Kişi
·
58
Okunma
·
0
Beğeni
·
27
Gösterim
Adı:
Serdar Gündoğdu
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
144 syf.
·8 günde
Tarih Araştırma’ları kapsamında gezgin/seyyahların gezip yazdıkları gezi yazıları/seyahatnameler o cağın yaşam biçimini aydınlatma konusunda çok önem arz eder. Tarihin sayfalarını coğrafya ile bütünleşen insan toplumlarını kendine has bir düzenle görürüz. Bu insan düzenin bir başka örneği olan “İran Seyahatnamesi" tarihin bir sayfasıdır, diye biliriz. Tarihin sayfalarını aralayan ve bunun bir parçası olan Arap Seyyah Ebu Dülef, örnek vermemiz doğru bir karar olur. Tüm seyyahlar içinde aralarından Seyyah Ebu Dülef hakkında bir bahis açmak istediğimizde 10. Yüzyıllarda bir diplomat, şair, coğrafyacı ve bizi ilgilendiren yönüyle bir seyyahtır. Kafkas Dağlarının heybetli zirvelerinden başlayıp, Basra Körfezinin sıcak sularına kadar ki dönemin beşeri bir çok unsurlarını anlamamızda yardımcı bir kaynak.
Elimizdeki kitabın genç çevirmeni Serdar Gündoğdu, kitabın orijinal nüshası, bu nüsha hakkında yapılan analizler, tenkitler, sentezler hakkında okurunu aydınlatıyor. Ebu Dülef’in İran Seyahatnamesi eserini hangi mütercimler tarafından ve ne zaman çalışmalar yapıldığı konusunda hakim olan bir bilgiye de sahiptir. Bu da gösteriyor ki Gündoğdu, eser ve eser hakkında büyük bir gayretle ve geniş bir zaman içinde bir çalışma yapmıştır.

Ebu Dülef, devlet adamı vasfıyla aldığı görevler gereği ömründe iki defa farklı coğrafyalara seyahat edecektir. İlki Çin elçilik heyetiyle yaptığı uzak doğu seyahatnamesi, ikincisi de anavatanı olan İran Seyahatnamesidir. Her iki seyahatnameyi de sonradan kaleme almış, birinci risale ve ikinci risale şeklinde adlandırmıştır. Lakin iki seyahatname özellik ve nitelik bakımından birbirinden çok farklıdır. Şöyle bir farkla birinci risale net bilgilerden uzak, hayali ve karışık bir tarzla yazmasıyla beraber ikinci risale onun tersi şekli de olup gezilen yerlerin toplumsal yapıları, coğrafi yapısı ve özelliği hakkında isim ve tarih vererek gerçekçi, tutarlı bir özellik kazandırmıştır.
X. Yüzyılın İran coğrafyası, pers kültürü ile İslam inancı kaynaştı, böyle deruni bir öz olarak filizlenmiştir. Ebu Dülef’in yaşadığı bu dönemde Samani Devleti, sonrasında ise Büyük Selçuklu Devleti pers coğrafyasına hakimiyet kuracaktı. İslam Medeniyeti'nin VII ile XIV yüzyılları arasında bilim, sanat ve her türlü kültür konularında önemli çalışmalar yapmıştır. Bu bilginin ışığında bir çok bilimsel konular yapılandı ve gelişti. Ebu Dülef in İran'ın kuzeyinden başladığı, batı ve güney bölgesine kadar ki seyahati coğrafya, tarih ve sosyoloji konularında ki hakim duruşu, dönemin bilim çalışmalarına güzel bir kanıttır.

Doğu medeniyetinin bilgi birikimi konusunda tarih içinde iki büyük darbe almıştır. Moğol istilası ve haçlı savaşlarıdır. İnsanlığın şuan ki birikimin temellerini oluşturan, bilimi Yunan felsefesinin çıkmazlarından kurtarıp geniş bir ufka sahip olmasını sağlayıp uzun yıllar boyunca keşif ve medeniyetler bilimlerini bir araya toplayan, İslam Medeniyeti olmuştur. İslam ilim çağı, Bağdat Okulunda, Abbasilerin Halife Harun Reşit ile bir başlangıç oldu. Halife Me'mun tarafından ise Grek kültürüne bilimsel hakimiyet kurulup sentezi yapılırken, El Farazi Hint kültürünü tanıştırdı, XI yüzyılında ise Çinlilerden kağıt imal etme tekniğini öğrenerek 800 yılına doğru Bağdat‘ta ilk kağıt fabrikasını kurarak, ilmi çalışmaların zirvelerine ulaştılar. Batı’nın Müslümanlardan kâğıttın alıp kullanması da dört asır sonra olacaktır. IX ile XV yüzyılları arasındaki haçlı saldırıları ve XIII yüzyıldaki Moğol istilası, yükselen, üreten ve biriktiren İslam ilim çağına büyük darbeler olmuştur. XVI yüzyıldan sonra Batının ticarete hakim olmasıyla, sanayi gelişimiyle, üretimi eline almasıyla kendini bilimin tek sahibi ilan etmesiyle günümüze kadar devam etmektedir. Elimizde bulunan İran Seyahatnamesi, doğu klasiklerinden bir öz kaynak ve tercüme edilen bir çalışma olduğu için Batıya bağımlı zihniyete karşı aynı zamanda bir duruştur. Bu alanda öz kaynak ve öz çalışmalar alanında güzel bir örnek olarak kullana biliriz. Önemli yazarlarımızdan Zeki Velidi Togan, Türkçeye 1922de Horasanda bulduğu İran Seyahatnamesi’ni ilk çevirendir. Başka tercümanlarda farklı dillere bu eseri çevirmişlerdir. Bunun son örneği ise elimizdeki kitaptır.

X. Yüzyılın pers kültürü ile İslam Medeniyetinin birleşmesi, diğer millet ve kültürlerin ortaya çıkardıkları ortak ve farklı yönlerini öğrenmek, coğrafi konumunun sunduğu olanakları görmek ve bilmediğimiz bir çağın tarihini bilmek, yönleriyle bir farkındalık oluşturmak için okunacak bir eser.

Yunus Özdemir.
144 syf.
·Beğendi·8/10
İran’ı hep medyadan bilirim bu sebeple pek bi antipatik gelir. Oranın halkına da ayrı üzülürüm ama onunla birlikte İran demk Fars demek yani müthiş bir kültür demek. Hatta biz Türkler bu yüksek kültürden çok etkilenmişiz ve Osman’ı da dahil yazışmalarda kullanılan dil hep Farsça olmuş. Kitap bu derin kültürün bir seyahatnamesi niteliğinde. İyi okumalar var olun
144 syf.
Kitabın başında ayrıntılı ve açıklayıcı sunuş ve önsözler yer alıyor. Kitabın bilimsel değeri/değersizliği üzerine yazılanlar insanı etkiliyor haliyle ve kitaptan alacağınız keyfi azaltıyor.
144 syf.
·3 günde·Beğendi·7/10
İki Türkmen Devleti’nin birbirinin içine geçmiş tarihi. Namı değer Karakoyunlu Kara Yusuf ile Akkoyunlu Uzun Hasan’ın hikayesi. Bir yanda Timurlu Devleti, diğer yanda Osmanlı ve Memlüklüler... Bugünkü İran, Azerbaycan, Doğu ve Güneydoğu Anadolu, Suriye ve Irak topraklarının Türkleşmesine yapılan katkılar...


Türkmen halk efsanelerine göre bir adamın iki oğlu olmuş ve bunlardan birisine ak, diğerine kara koyun vermiştir. Karakoyunlu ve Akkoyunlu Türkmenleri arasındaki mücadeleleri yazarında dediği gibi iki kardeş arasında yaşanılan çekişmenin tarih sahnesine yansıması olarak isimlendirmek daha doğru olacaktır.

Keyifli okumalar...
144 syf.
·3 günde·Beğendi·7/10
Karakoyunlular ve Akkoyunlular hakkında bilgi edinebileceğiniz, sıkılmadan okuyabileceğiniz bir kitap, Türk tarihi okumayı severlere tavsiye edebileceğim bir kitap
144 syf.
·2 günde·7/10
10. yüzyıl Kafkasya'sı, İran'ı ve Türkistan'ını gayet etkili bir dille anlatıyor Ebu Dülef. O tarihlerdeki Türklerin hayatına yönelik önemli ipuçları vermesine rağmen düşük puan alması tuhaf doğrusu. Sanırım okurlar, kitabın içinde bulunan bol kaynaklardan sıkılmış olmalı. Bu denli kaynağı birleştiren bir eserin sürükleyici olamayacağını da öngörmek gerekli haliyle...
144 syf.
·1 günde·Puan vermedi
953-955 yılları arasında yazılmış olan bu eser , o zaman ki İran coğrafyasını ve bir kısım da Azerbaycan coğrafyasını anlatan , sasaniler ve İranlılar hakkında bilgi veren kısa bir seyahatname olmuş .
Kitapta geçen maden , taş ve kuleleri merak etsem de o zamanın yazılanlarının abartısını da dahil etmek gerek .
2-3 saate okunan bu eser seyahatname sevenler için tavsiye edilir ..
144 syf.
·11 günde·4/10
Kitapla ilgili kitabın içinde pek çok eleştiri var.
Ebu Dülef'in verdiği bilgilerin güvenilmezliği, yanlış ve abartılı bilgi vermesiyle ilgili notlar düşülmüş.
Daha önceki baskılarla ilgili pekçok alıntılar vs. Tabi bunlar seyyah ve onun anılarına, dolayısıyla da kitaba olan güveni sarsıyor.
Seyahatler ve anıları seven birisi olarak ben kitabı sıkılmadan ve zevle okudum.
Bin yıl öncesi Türkiye'nin doğusu ve İran ile ilgili farklı bir bakış açısı görmekten memnun oldum.
Okuyarak kalın.

Yazarın biyografisi

Adı:
Serdar Gündoğdu

Yazar istatistikleri

  • 58 okur okudu.
  • 2 okur okuyor.
  • 36 okur okuyacak.