Tevfik Fikret, sanatçı ve yazar arkadaşlarıyla aralarında geçen bir diyaloğu 1896 Ekim' inde okurlarına aktarır. Servet-i Fünun'daki "Musahabe-i Edebiye" köşesinde yer verilen müzakere şöyle başlar:
- Garip!. Nasıl oluyor da biz hala hakikat-i sanat nedir, bilmiyoruz;
sanayi-i ulviye, sanayi-i nefise, sanayi-i nazike, fünun-ı bedia . . . namlarını verdiğimiz, daha doğrusu ne nam ile yad edeceğimizi bilemediğimiz o güzel şeyler, o güzellikler hakkında el'an salim bir fikre, hatta bir hisse malik değiliz!.. Nasıl oluyor da hüsn, şiir nedir.. şimdiye kadar anlamamışız? ..
- Ve anlamak istemiyoruz . . . - O başka mesele. İstersek hangimiz anlatacak? İşte soruyorum size;
hepiniz üdebadansınız; edebiyatı bana bir tarif edin bakayım. Fakat sualime dikkat ettiniz mi? Tarif edeceksiniz, tavsif değil. Biz her şeyi tavsife kalkışırız, hiçbir şeyi tarif edemeyiz.
Sayfa 45 - Dergah yayınları 2025