Sevâl Günbal

Sevâl Günbal

Çevirmen
8.0/10
39 Kişi
·
Okunma
·
0
Beğeni
·
54
Gösterim
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
112 syf.
·3 günde·Beğendi·Puan vermedi
Okuduğum en farklı kitaplardan biriydi. Gerçekler ve rüya çoğu kez birbirine karışıyor. Yazarın zihninde karanlık bir yolculuğa çıkıyorsunuz. Yazarın hayatını biraz araştırdığımda kitap daha da etkileyici oldu .Zaman kavramı yoktu. Ve ara sıra tekrara düşmüştü. Depresyon hallerinde okunmamasında fayda var . Ölümden o kadar çok bahsetmiş ki insan ister istemez etkileniyor (kendi yaşamına da intihar ederek son vermiş) .
“Yaralar vardır hayatta, ruhu cüzzam gibi yavaş yavaş ve yalnızlıkta yiyen, kemiren yaralar .”
112 syf.
·2 günde·Beğendi·Puan vermedi
Kitap kesinlikle mükemmeldi edebi dili içeriği. Bazı kitaplar hızlıca bitsin diye okunurken bazı kitaplarda bitmesin diye çünkü bittiğinde yazar ve kitap arasındaki okuduğunda kurduğun bağda gidecek benim için kesinlikle böyle bir kitapdı .Sözleri o kadar güzeldi ki insan hayret ediyor nasil böyle bir edebi dile sahip olunabiliyor nasıl böyle güzel şekilde anlatılabilir .
112 syf.
·2 günde·10/10
-Doğu’nun Kafka’sı olarak bilinen Sadık Hidayet’ten oldukça derin simgesel bir anlatım. Kitabı okumadan evvel muhakkak önsöz ve yazarın hayatı okunmalı. Kendi gölgesi için yazdığını söyleyen bu muhteşem yazar modern bir dünya görüşüne sahip. Bu sebeple ülkesinde kendini çok yalnız hissediyor. Kitap yazıldığı dönemde olduğu gibi günümüzde de yasaklı İran 'da. İlk olarak Hindistan’da yayınlanıyor. - Derin simgesel anlamlar içeren ve yazarın yaşadığı buhranı okuyucuya aktaran bir kitap. Afyon bağımlısı bir adam ve etkisi altındayken yazdıkları. Kendini hiçbir yere ait hissedemeyen ve bağ kuramayan bir adamın hayatı aslında okuduğumuz. Kör baykuş ismini vermesi oldukça manidar. -Uyku ve uyanıklık hali olarak iki bölümden oluşmakta. Hayal ve gerçeğin iç içe geçtiği bir anlatım söz konusu. Simgeler oldukça dikkat çekmekte. Kitabın belirli yerlerinde tekrar eden cümleler bizi şaşırtıyor. Siyah elbiseli kadın kitabın pek çok yerinde geçmekte. Bunun yanında nilüfer çiçeği, iki ve dört sayıları, eskici, kasap, toprak testi gibi simgeler kitaba yayılmış durumda. -Dikkat çeken unsurlardan birisi kitaptaki baş karakterin yaptığı resim romanın içinde karşımıza çıkıyor: “…bilmiyorum niçin, yaptığım resimlerin konusu oldum olası hep aynı kaldı. Hep bir servi çiziyordum. Dibinde ihtiyar, kambur bir adam, bağdaş kurmuş oturuyor, bir Hind fakirine benziyordu. Bir abaya sarınmış, başına şal bağlamıştı. Sol elinin işaret parmağını bir hayret ifadesiyle dudaklarına götürmüştü. Karşısında, uzun siyah entarili bir genç kız hafif eğilmiş, ona bir gündüzsefası (kahkaha çiçeği) uzatıyordu. Ve bir dere akıyordu ikisinin arasından.- Ben bu sahneyi daha önce görmüş müydüm, yoksa rüyamda mı almıştım ilhamı? Bilmiyorum; bildiğim hep bu meclis, hep bu konu olduğuydu. Elim kendiliğinden hep bu resmi çiziyordu.”
112 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Öncelikle bu kitabı hediye edene sonsuz teşekkürler Kör baykus SADIK HiDAYET ile ilk tanismamizdi, aslında mistik ve karmaşık bir anlatım tarzı olduğunu duymuştum ,fakat öykü beni öylesine içine aldıkı rüya ve gerçek arasında değişik bir yolculuğa soktu,henüz yarısına gelebildim ama devam etmek için sabırsızlanıyorum...
Tekrar teşekkür ederim güzel insan
112 syf.
·7 günde·Beğendi·Puan vermedi
Kitap ölmeden önce okunması gereken 1001 kitap arasında gösterilmiş Timaş yayınları tarafından.

Kitabımız iki bölümden oluşuyor birinci kısım rüya ikinci kısım ise uykuyla uyanıklık arasındaki hali.

Çevirisini Seval Günbal’ın yaptığı kitabımızda önsözü de kendisi yazıyor ve yazar - eser hakkında o kadar güzel bilgiler veriyor ki önsöz kısmını okuduktan sonra eseri daha iyi anlıyorsunuz kesinlikle çünkü yazarımız eseri kitap yazmak için yazmıyor tamamen kendisi için yazıyor ve kullandığı semboller gerek mavi nilüfer, sayılar, yaşlı adam hep bir yere gönderme yapıyor. Ayrıca yazdıkları kendi hayatına da göndermeler içeriyor. Sürekli aynı cümleler üzerine tekrarlar mevcut ve bunların da gönderme yaptığı şeyler var.

Yazarımız kitabında kendi yaralarını, aşkını, nefretini, şeytani yanını ve sorunları ortaya koyuyor ama çözüm üretmiyor, intiharı düşünüyor ama yapmıyor. İç dünyasının tüm karanlık yanlarını ortaya koyuyor ama öylece bırakıyor. Kendisinden nasıl uzaklaşıyor, yabancılaşıyor bunu ortaya koyuyor. Kitabın en sonunda tüm karakterlerin de tek bir karaktere ve gölgesine dönüşmesi yine onun kalemini eşsiz yapan özelliklerden biri olarak biliniyor.

Ben önsözü okuyup sonrasında kitabı okudum ve bitirdiğimde bir kez daha önsözü okudum ki daha da sindirebileyim diye çünkü okumaya alışkın olduğumuz bir tarz olmadığı için anlattıklarının derinliğini hissedebilmek adına yazar ve yazarın özel hayatı, bakış açısı hakkında bilgi kesinlikle gerekiyor.

Gerçekten çok güzel bir eserdi. Bazen biraz ağır ilerleyebiliyor ama tam konsantre okursanız tadından yenmez.
112 syf.
·10 günde·10/10
Kendi gölgesine yazılmış bu satırları kendi gölgemle beraber okudum.. Uyudum uyandım.. Hayal gördüm.. Gerçeği yaşadım ya da aslında içinde her türlü maceranın yaşandığı bir rüyanın içindeydim bilmiyorum. Zaman sonra tekrardan okumak niyetiyle rafa kaldırıyorum. Bakalım tekrar buluştuğumda bu sefer hangi satırların altını karalayacağım..
İyi geceler kör baykuş..
112 syf.
Bu eser yazarın kendi hayatından esinlendiği birtakım olaylar çerçevesinde oluşturulmuş. Hasan Ali Toptaş ve İhsan Oktay Anar tarzı, hayal ve gerçek, bir arada. Fakat hangisinin hayal hangisinin gerçek olduğu bu eserde okura sunulmuyor. Okuru bir karmaşa içinde bırakıyor yazar. Eserin uyku ile uyanıklık arasında bir gezintiden oluştuğunu ve yazarın muthiş ironi bağlamalarıyla kendi hayatındaki kesikleri bunalımını anlatmaya malzeme olarak kullanıyor.
Acı bir öykü, yalnızca gölgesiyle kalmış bir müptezel.
İşin açıkçası aşırı bunalım, karamsarlık ve hüzün taşıyor eser. Böyle bir eseri yaratan birinin erken yaşlarda intihar etmesine şaşırmadım doğrusu.
Eser birinci tekil ağızdan yaşanan bir sürü karmaşık olayları anlatırken, benzetmeler ve çağrışımlara gerçekliği yüklerken, insan eserin sonunda neye uğradığını şaşırıyor.
Ama çok sağlam bir eser. Bir baykuştan bahsediyor ama kör bir baykuştan bahsetmiyor. Eserin sonunda dile getirdiği baykuş yazarın kendisidir. Bilindiği üzere baykuşlar karanlıkta çok iyi gören varlıklardır. Bu minvalde karamsarlığın dibini yaşayan yazar, gördüklerinin daha fazlasını yaşıyor aslında.
Kör Baykuş’ta yazar adeta kendisini anlatır gibi iç dünyasını eserine yansıtmış.Eser karamsar,umutsuz,yalnızlığı temel edinmişse de,arka tarafında bizleri düşündürmeye sevk ediyor.Anlatıcı kahraman eserin baş karakterini oluşturmaktadır.Onun iç sesi ve kendi aleminde olan duygularını bizlere paylaşır.Ve bu karakter sevginin olmadığı yerlerden haykırırcasına okuyucularına hissettirir yaşadığı ızdırapları.Anlatıcı kahramanın sevgisiz bir ortamda büyüdüğü şizofrenik hareketlerinden anlaşılmaktadır.Anne ve babasından sevgi almayarak hayata karşı özgüvensiz,sağlıksız ilişkilerle yoluna devam etmiştir.Oysa ki anlatıcı kahramana samimi sevgi verilseydi daha sonraki zamanlarda su gibi akması  gerekecekti sevgi girmemiş diyarlara.Hal böyle olunca sevginin ve samimiyetin olmadığı diyarlarda anlatıcı kahramanımız yapayanlız birşekilde iç alemine doğru kendini kaptırmıştır.

   Anlatıcı kahraman insanların dünyaya yenildiğinden bahsetmiştirBu eser insanlığın dünyaya yenildiğinin kanıtıdır.Ve gerçekten de insanlar dünyaya yenildikçe,daha çok inatlaşarak her şeyi mahvetmektedir.Anlatıcı kahramının intihar etmesindeki nedenlerden biri ve en önemlisi dünyaya yenilmesidir.Derin  bir şahıs olduğu için hiçkimse onu anlamaz.Kitabın daha ilk cümlesinde yazarın derinliği belli oluyor.’Ruhu cüzzam gibi yalnızlıkta yavaşça yiyip bitiren yaralar var hayatta’Etraftaki insanlar bilgisiz ve bilinçsiz oldukları için içindekilerini ve dertlerini anlatamaz olmuştur.

   Anlatıcı kahraman aşık olduğu kızı(X) ince ve detaylı bir detaylı bir şekilde incelemesi şairane etki bırakıyor.Ve tüm olayları betimlerken sanki gözünüzün önündeymişcesine olaylar aktarılıyor.

   Yazar romanda sürekli siyah rengi kullanmış.Hayata karşı bakışını siyah renk ile belirtmiş.Siyah renk  ise umutsuzluğu,karamsarlığı ifade eder.(Örneğin;siyah elbise,siyah pencere,siyah atlar).

  Anlatıcı kahraman afyon kullanarak dertlerini yatıştırmaya çalışır.Fakat nafile ki hiçbir işe yaramamamış afyon.Daha çok kendinden geçerek daha fazla iç alemine yanlızlığına dalmıştır.

  Bu kitabı okuduktan sonra hayatınızı sorgulamaya başlıyorsunuz.Ölüm ile hayat arasındaki o ince çizgiyi görebilir,sizleri en ummadığınız anlara sürükleyebilir.
112 syf.
·Puan vermedi
Rüya gibi bir kitap. Ancak tamamen de rüya denmez gerçeklik serpilmiş içine ama yine de sanki ateşli anda görünen rüyalar gibi. Ne gerçeği ayırt edebiliyorsunuz ne de hayali. Tam o hissi de yaşatıyor. Bir ara ateşlenip ateşlenmediğimi kontrol ettim. Hem öyle güzel ki içinde insana düşündürecek noktalar var. Gerçekliğe, topluma ve insanlığa eleştirileri ve tanımlamaları var. Dili öyle sade ve güzel ki hem çok anlamlı hem de çok sade. Bir iki üç dört defa tekrarlıyor ve keyif alıyor insan bi cümleden. Keyif alarak, beni içine hapsederek okudum diyemem ama bir günde bitirilebilecek bir eser. Okunmaya kesinlikle değer. Benim bu esere yapacağım hiç bir tanımlama yazarın yaptıklarının yanından bile geçemez. Dili, gün batımlarındaki renkler kadar güzel.
112 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
|Kör Baykuş/Sadık Hidayet|
.
.
.
“Dünya hâlâ, aynı be üstad...
Bana göre değildi bu dünya; bir avuç yüzsüz, dilenci, bilgiç, kabadayı, vicdansız, açgözlü içindi; onlar için kurulmuştu bu dünya. Yeryüzünün, gökyüzünün güçlülerine avuç açanlar, yaltaklanmasını bilenler için.”
.
.

|||
İran edebiyatının öncülerinden olan Sâdık Hidayet’in ilk okuduğum eseri. İran’da satışı yasaklanmış olan bu eser, birçok dile çevrilmesiyle birlikte yazarları da oldukça etkilemiştir.
Kitabı okurken anlama da oldukça güçlük çektim. Sürrealizmin etkisinin olduğu aşikardı. Kitabı anlayana kadar zaten kitap bitti. O kadar da kısa. Kitap; içsel bunalımdan, ruhsal sorgulamalardan ibaret. Eminim ilk kez okuyanlar, hayal mi yoksa gerçek mi diye sorgulacaklardır. Başkahraman, kafasında kurduğu veya ona görülen karakterler ile kitap sonunda bütünsel şekilde karşımıza çıkıyor. Bir şeyleri sorgulamak, düşünmek güzeldir. Eserde görmek oldukça mümkün.
Dipnot: Artık bunalımdan, sorgulamalardan geri çekilmek istiyorum. Ben istedikçe kendimi bu tür eserleri okurken buluyorum. Havanın vermiş olduğu aşırı sıcaklık, bir de hâlâ devam eden covid-19 psikolojisi derken kitabı okurken bıkkınlık geldi. Belki doğru zamanda okumadığım için böyle bir kanıya varmış olabilirim. Bir taraftan da beni benden alan cümle grupları ile karşılaştım. Kitabı sevdim/sevemedim derken papatya yapraklarını koparan aşıklara dönüştüm.
Yazar eserini zekice oluşturmuş. Öyle olmasaydı birçok dile çevrilmezdi. Gerçekten başarılı bir kurgu. Sorgulamayı, ruhsal yolculuk yapmayı seviyorsanız okumanızı öneririm.