Şeyh Muhammed el-Yakubi

Şeyh Muhammed el-Yakubi

Yazar
0.0/10
0 Kişi
·
1
Okunma
·
0
Beğeni
·
2
Gösterim
Avamdan birisi yetimlerin gemisinde bir delik açarsa buna karşı çıkılır, fakat kâmil âlim bunu yaparsa ona itiraz etmemek gerekir; çünkü yetim malını korumak herkese emredilmiştir; âlimin de bu emri yerine getirmesi gerekir. Fakat o, bu kabul edilmesi mümkün olmayan fıilin ardındaki asıl sebebi görür. Ayrıca Allah u Tealâ’nın ve rabbaniyetinin, melekütunun, sema ve arzın marifetini kavramak, hikmet sahibi olmak bunu gerektirir. Mesela; bir kişi yeryüzünün bütün ilimlerini bilse, bütün zanaatlarını öğrenmiş olsa, fakat dokumacılığı bilmese, o kişinin dokumacılıkla ilgili bir konuda itiraz etmeye hakkı yoktur.

Kendisi çaba harcadığı hâlde istenilen seviyede bir ilme ulaşamamış kişinin de kendisinden daha uzman kişilerle karşılaştığında onların bilgilerini, ilimlerini kabul etmemesi de makul değildir. O, bazı sıkıntılar da çekse inkâr üzeredir. Bunu inkâr ettikçe de kusurlarının hamalı olmaya devam eder. Onun bu itirazlarına cevap vermeye gerek yoktur, onun da bu itirazları anlayacak aklı yoktur.
Ölüm ânında bu göz kapandığında hakiki âlemin gerçekleri de görülebilecektir. Gerçekler kalbe ayan olacaktır. Bu âlemde var olduğunu, zannettiklerinin aslında yok hükmünde olduğunu, yoklukta olduklarını sandıklarının da gerçekte var olduğunu bilecektir. Ve defalarca: “Allah’ım bu nasıl bir hâl, her şey tersine döndü!” diyecektir. Ona: 'Sen (dünyadayken) burdurdan gâfîldin. İşte perdeni kaldırdık, artık gözün herşeyi açık görüyor.’(Kaf,22) denilecek.

“Ah!” diyecek, “böyle olacağını bilemezdim.” Ve diyecekler ki; 'Ey Rabbimiz! Gördük ve duyduk. Şimdi bizi dünyaya geri gönder de iyi işler yapalım. Biz artık kesin olarak inandık.’(Secde,12) ve cevap şöyle gelecek: “Öğüt alacak kişinin öğüt alacağı kadar bir süre biz sizi arada yaşatmadık mı? Size uyarıcı da gelmişti. Artık azabı tadınız, zâlimlerin yardımcısı olmaz."”(Fatır,37)
Kalpte, kalbin ahlâkında ve sıfatlarında ve tavırda doğru olmak gerekir. Tavırda doğruluk; hareket ve sükünette her şeyi sünnete uygun ölçüde yapmaktır. Ahlâkta doğruluk ise; sebep ve amaçların, nefsinin şehvetlerinden değil, dinin işaretlerinden ileri gelmesidir. Tavır ise nefsin emirleriyle hareket eder, oysa onun harekete geçmeden önce iyi ile kötü arasında neticeleri düşünerek tercihte bulunması gerekir. Akıl, yapma isteğinden önce yapılacak şeyin vaktini, değerini, miktarını, niteliğini bilmeli ve yapılacak işteki faydayı ölçmelidir. İş için gerçekleşme emri verildiğinde, artık onun gerekçelendirme kabiliyeti bu kadarla sınırlıdır.

Şehvetin tabiatında olan ise şudur: İştaha gelir, tahayyülü harekete geçirir ve der ki; bu seferlik yapmasına izin ver, daha sonra engel olursun. Oysa ona şöyle denilmelidir, onun ilacı da budur; bu sefer edepli ol da sâkinleş. Bir dahaki sefere sana izin vereceğim. Tekrar aynı şeyi yapmak istediğinde yine aynı şekilde davranılmalıdır. Şehvet, bana bu seferlik ve bir defaya mahsus olmak üzere izin ver, dediğinde; o da ona, bir dahaki sefere demelidir.
Dünya din için yaratılmıştır; din dünya için değil. Dünya dinin hizmetçisi, tebaası ve ona tâbi olandır. Kim hizmet göreni hizmet edilen hâline getirirse, ilahî tertibi kendisi için bozulmuş hâle getirir. İlahi tertip bozulmaz, fakat kendisinin süretteki ilmi bu âlemde de kendisine zarar veren bir şey hâline gelir. Zâhirdeki gözlerle bu çelişkiyi görmesi mümkün değildir, bu yalnızca zâhiri gören gözlerden kurtulduğunda başka bir âlem ortaya çıkar ve hakiki manalar kisvelerinden arınır, suretlerinden soyunur ve sıfatlardan sıyrılır.

Güzel bir sürette görünen herkesin gerçek evsafı ortaya çıkar. Bu defa hırs sahibi kişi domuz suretinde, kibir sahibi kişi kendini kaplan suretinde, Öfke sahibi kişi kendini kurt süretinde görür. Dünya sahibi kişi dininin yansımasını da görür ve ona şöyle derler: “Sen (dünyadayken) bunlardan gâfîldin. İşte perdeni kaldırdık, artık gözün herşeyi açık görüyor”(Kaf,22)
Yazara henüz inceleme eklenmedi.

Yazarın biyografisi

Adı:
Şeyh Muhammed el-Yakubi

Yazar istatistikleri

  • 1 okur okudu.