Silya Zengilli

Silya Zengilli

ÇevirmenEditör
6.9/10
49 Kişi
·
126
Okunma
·
0
Beğeni
·
115
Gösterim
Adı:
Silya Zengilli
Unvan:
Türk Editör, Çevirmen
Doğum:
İstanbul, Türkiye, 1978
1978 yılında İstanbul'da doğdu. İstanbul Üniversitesi Amerikan Kültürü ve Edebiyat bölümünü bitirdi. Medya, turizm ve yayıncılık sektörlerinde çalıştı. 2005 yılından beri çevirmenlik ve editörlük yapıyor
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
110 syf.
·Puan vermedi
Bir sabah uyanıyorsunuz ve siz, siz değilsiniz ama tek derdiniz işe gitmek. “İşe nasıl gideceğim?” İşte hayatın bize empoze ettiği şey tam olarak bu aslında. Ütopik gibi görünebilir ama aslında çok hayatımızdan sahneler var.
256 syf.
·12 günde·Puan vermedi
“İnsanın insana olan insaniyetsizliği ” sınır tanımamaktadır...

İşkencenin Tarihi, adından da anlaşılacağı üzere tarihte insanın insana yaptığı işkencelerin, ve işkence yöntemlerinin sistematik araştırması.

Okuması -içeriği bakımından - bir hayli zor. Konu olarak kaynak kitap niteliğinde.

“İşkence ne sivil ne de askeri bir eylemdir...Tüm dönemimize bulaşan bir vebadır.”
Jean-Paul Sartre
264 syf.
Merhabalar
bu kitapta özellikle yazar hakkında biraz bilgi vermek isterim öncelikle.

Ruth Rendell; Kitapları dünyada milyonlarca satan polisiye yazarı olmasından çok bana göre psikogerilim kitapları ağır basan yazarlarından biri.
Yani romanlarında cinayet, dedektifçilikten çok suçun suçlunun ve suç halinde insanların ruh halleri, içinde bulunduğu psikolojik duruma dikkat çeker.

Kısacası; Vahşice işlenen cinayetlerden, şiddet içeren sahneden çok,olaylarla ilişkili insanların ruh halleri ve yaşamlarını daha çok konu alır.
Bu da bazı polisiye sever okurların pek hoşuna gitmeye biliyor.

Rendell severler bu yazdıklarımı daha iyi anlayacaklar.

Bu arada yazarın bir çok kitaplarıda Barbara Vine ismiyle yayınlanmıştır.
Bu kitapta Rendell severlerin beklentilerini yine boşa çıkartmadığını düşünüyorum.
Karakterleri ve olayları yine çok güzel tasvir ettiği de aşikar.

Tavsiye eder miyim? kesinlikle bu tarz sevenlerin beğeneceğini düşünüyorum.

Konusuna kısaca değineyim;
Şizofren bir anne ve iki kızları ile onların çevresindekilerinin başından geçen öyküyü ele alıyor. Londra’da işlenen bir cinayet ve olay örgüleri..... sanırım bu kadar ip ucu yeter ———————————————————————————

Hayatınızdan kitapları eksik etmeyin.
Kitapların olduğu yerde, incelik vardır, duygu vardır. Kitapların olduğu yerde insanlar sadece bir dost sıcaklığını hisseder.
Evet ben bu konuda çok şanslıyım ki;güzel bir aile kazandırdı. Sizleri tanımama vesile olan kitaplar da siz de iyi ki varsınız.
Gülüşünüz ve ışığınız hiç sönmesin.
Her daim sevgiyle kalın hoşçakalın
#leylidevranca
.
.
232 syf.
·7 günde·1/10 puan
Bu kadar anlamsız yorucu fayda sağlamayan bir kitap daha önce okumamıştım. Bence gerek yok daha güzel milyonlarca roman varken buna gerek yok. Kitabı anlatmak isterim ama o kadar uzatılmış ağdalı bir dili var ki sürekli heyecani olmayan şeyleri okuyup ben ne okudum şimdi diyorsunuz.
257 syf.
·4 günde·Beğendi·8/10 puan
Farklı hikâyeleri, hayattan farklı beklentileri umutları olan 3 kadının noel akşamına kadar olan yaşam öyküsünü içeriyor.Hani bazı insanlar vardır, herkesin söylemeye çekindiği şeyleri çatır çatır söylerler, Chloe de öyle biri işte. İşkolik,yalnız ve umutsuz bir ilişki yaşayan bir kadın Chloe. Olivia ise evlilik arifesinde, her kadının yaşayabildiği korku ve tereddütleri yaşıyor, tabi ki yardımına kim koşuyor en yakın arkadaşı Bea. Ve Bea kocasını kaybettikten sonra kendini kaybeden, hamile olduğunu öğrendiği halde -sonradan pişman olsa da-kötü alışkanlıklarına devam eden, çocuğu doğduktan sonra da onu görmeyi, kabullenmeyi reddeden bir kadın. Neyse ki annesi ve kayınvalidesi sayesinde kendi toparlıyor, ve hem işine hem de oğluna adıyor kendini. Her biri çok güzeldi ama en çok Bea'nın hikâyesinden çok etkilendim, ve deli gibi beklediğim mutlu sonla karşılaşınca nasıl sevindim anlatamam.
2016'da buna benzer romanlar okumuştum, biz kadınların hayalleri, umutları, hayattan ne istediklerine dair, dostlukları, kötü günlerinde birbirlerine destek olurken, iyi günlerinde birlikte eğlenmeleri,aşkları, hayal kırıklıkları gibi hikâyeleri okumayı seviyorum.
232 syf.
Ben bu kadar saçma, ben bu kadar gereksiz bir uzatılmış bir kitap görmedim. Yahu bir alkolik var rüyasında bir kadını kaçırılıp öldürüldüğünü görüyor. Sonra bu kızı bulmaya kalkıyor bulunca da adamakıllı kızı uyarmak yerine bir güzel aşık oluyor flörtleşiyor falan. Sonra kız cidden kaçırılıyor bunu suçluyor herkes, yetmiyor sonra arkadaşını falan suçluyorlar. adam evli bu arada karısını hamile bırakıyor ama şöyle karısını o kız olarak hayal edip birlikte oluyor şerefsiz falan yani baya baya leş gibi kitap neyse ki kadın bırakıp gidiyor bunu sonu ayrı bir saçma başı ayrı bir saçma. Yazan adam da içki sorunları olan biriymiş, herhalde bir kafa güzel zamanında yazmış bunu da. Arkadaşlar lütfen almayın okutmayın. Kitapçım çok alıveriş yaptım diye üstüne hediye vermişti bunu. Vermez olaydın be amca...yani ben para vermedim siz de vermeyin okutmayın
336 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Kitabın ilk sayfalarını birbirine bağlayamadım, sonrasında da hiç ayrılmadılar zaten. Geç bir saatte başlamıştım ve hedefim 40 - 50 sayfada kitabın mantığını anlayıp bugün devam etmekti ama ara verdiğimde 167. sayfadaydım. Tamam bunda benim fantastik evrende en sevdiğim türün cadılar olması da etkili oldu ama kitabın akıcılığı da bir o kadar etkiliydi. Başta Lauren cadı olduğunu nasıl kabullenecek, nasıl yetenekleri var acaba derken işin içine Nat girince o da benim için arka planda kaldı. Lauren de Nat te bir anda o kadar sıcak sıcacık bir ortama girdiler ki güç gerçekten de sorumlulukla birlikte kocaman bir aile getirdi onlara.
Cadılık o kadar ciddi bir müessese ki bu sıcacık dostluk ve duygusal ilişkiler yumağında bile sıkı sıkıya bir eğitim var. Hem de bunu epeyce terimsel bir dille anlattığı halde zerre sıkılmadım, resmen cadılığın temelini öğrendim şimdi tek eksiğim bir anda hayatıma girip tüm dünyamı değiştirecek bir kaç cadı :) Hoş bunu yıllardır bekliyorum ya neyseee ;)
Kitapta o kadar güzel detaylar var ki cadıların güçlerini kullandıkları alanlarla ilgili. Mesele otizmli çocuk, 3 yaşındaki sağır dilsiz kızını koca caddede kaybeden baba, bebek bekleyen kiracı çift, fay hattının durdurulması... o kadar ama o kadar güzel işlenmiş ki gözlerim doldu hepsini okurken. Cadılığın kazan kaynatıp kurbağa bacağıyla yılan dişini karıştırmaktan ibaret olduğu tabusunı resmen kırmış yazar. Benim için Cadılık zaten hayranlık uyandırıcıydı ama bu kitaptan sonra çok başka bir boyuta taşındı. Özellikle acemi bir cadıyı aralarına böylece kabul etmeleri, onu eğitmeleri, takdir etmeleri çok güzeldi. Sadece Sophia 'nın hediyeleri için bile istedikleri tüm sihirleri yapardım. Çünkü gerçek sihir sevgi ve o da bu cadılarda gerçekten var, üstelik paylaşmakta çekinmiyorlar.
Bu kitapta fantastik evrenin olmazsa olmazı ölümcül hastalık, ölümüne kapışılan arenalar, farklı kan sınıfları, dünyanın sonunu getiren bir savaş yok. Kitap baştan sona iyilik güzellik taşıyor. Her ne kadar diğerlerini de aynı ölçüde sevsem de mental sağlığımız için arada böyle her şeyin yolunda gittiği şeyler okumakta da yarar buluyorum. Öneririm.
472 syf.
Birbirinden farklı üç kadının yaşam hikayesini okumak hoşunuza gidecek. Yaz bitmeseydi deniz kenarında güneşlenirken okumak kitabın kapağıyla daha uyumlu olsa da okumanın her zaman keyif verdiği bir gerçek.
472 syf.
·8/10 puan
Ünlü olma hayalleri kuran ama bir türlü hayatının rolünü kapamayan Maddy, hırslı avukat Julia, ülkesindeki iç savaştan kaçıp Viyana'ya gelen, namusunu korusun diye yaşlı bir adamla evlendirilen, bir gün kocasından kaçıp tek başına Londra'da hayatını düzene sokan Niela ...
Zengin bir aristokrat aile . Baba beyin cerrahı, anne müthiş başarılı bir avukat ve üç yakışıklı oğul.
Maddy, Julia ve Niela ile bu ailenin çocuklarının yolları kesiştiğinde ortaya çıkan ; kitabın kapağına bakıp ta beklediğim gibi bir aşk hikayesi olmadı, sırlarla - mücadelelerle dolu bir aile öyküsü oldu.
Yine güzel bir Lesley Lokko kitabıydı. Çok beğendim.
784 syf.
·12 günde·Beğendi·Puan vermedi
Morgan antropolojide çığır açmış bu eserinde en ilkel yabanıl toplumlardan, modern topluma kadar, uygarlığın gelişimini incelemiş. Bu incelemede temel olarak toplumun gelişimini üç ana döneme ayırıyor;


1. Yabanıllık
2. Barbarlık
3. Uygarlık


Yabanıllık döneminde cinsiyet temelli toplum örgütlenmesi;

Barbarlık döneminde soy temelli;

Ve uygarlık döneminde siyasal örgütlenmenin topuma şekil verdiğini anlatıyor.

Evrimsel perspektifte bütün bu dönemlerin bir öncekinden dersler alarak sürekli gelişim ve değişim halinde olduğunu, içinde bulunduğumuz uygar toplumunda asla bir son olmadığını, bu değişimin gelecekte süreceğini, bugünün toplumunun da geleceği oluşturan eski toplum olduğunu anlatıyor.

Yazarın biyografisi

Adı:
Silya Zengilli
Unvan:
Türk Editör, Çevirmen
Doğum:
İstanbul, Türkiye, 1978
1978 yılında İstanbul'da doğdu. İstanbul Üniversitesi Amerikan Kültürü ve Edebiyat bölümünü bitirdi. Medya, turizm ve yayıncılık sektörlerinde çalıştı. 2005 yılından beri çevirmenlik ve editörlük yapıyor

Yazar istatistikleri

  • 126 okur okudu.
  • 4 okur okuyor.
  • 90 okur okuyacak.
  • 4 okur yarım bıraktı.