Suat Batur

Suat Batur

YazarDerleyenÇevirmen
8.9/10
29 Kişi
·
75
Okunma
·
1
Beğeni
·
222
Gösterim
Adı:
Suat Batur
Unvan:
Türk Yazar
Doğum:
Kastamonu, Türkiye, 1957
1957 yılında Kastamonu’da doğdu. Atabey İlkokulunu bitirdikten sonra Öğretmen Okuluna girdi. 1974-1975 öğretim yılından Eskişehir Yunusemre Öğretmen Okulunu bitirdi. 1978 yılında İstanbul Atatürk Eğitim Enstitüsü Türkçe Bölümünden mezun oldu. 1991’de Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı lisans tamamlama diploması aldı. Kastamonu, Erzincan, Tekirdağ ve İstanbul’da ilk ve ortaöğretim kurumlarında öğretmenlik ve müdürlük görevlerinde bulundu. Hâlen İstanbul-Eminönü Cibali Lisesi Türk Dili ve Edebiyatı öğretmeni olarak görev yapmaktadır. Yayımlanmış Eserleri: Kırmızı Bisiklet (Öykü, Gerçek Sanat Yayınları, İstanbul, 1996) Türk Halk Edebiyatı (Araştırma-İnceleme, Altın Kitaplar Yayın Evi, İstanbul, 1998) Sözleri ve Besteleriyle Marşlarımız (Derleme, Altın Kitaplar Yayın Evi, İstanbul, 1999) Yayımlanacak Eserleri: Bir Hatıra (Öykü, Altın Kitaplar Yayın Evi) Anneannem (Roman, Altın Kitaplar Yayın Evi) Gördüklerim, Duyduklarım (Evliya Çelebi’den derleme, Altın Kitaplar Yayın Evi) Ülkelerin Aynası (Seydi Ali Reis’ten derleme, Altın Kitaplar Yayın Evi)
Adana, Hititler Dönemi'nde Uru Adaniya (Adaniya Ülkesi) adıyla bilinirdi. Elimizdeki en eski yazma kitaplarda ve fermanlarda ise Erdene, Edene, Ezene ve Azana adlarıyla geçmektedir.
Evliya Çelebi Seyahatname adlı ünlü yapıtında Ankara ve çevresinde çok güzel üzümlerin yetiştiğini, sultan sarayına üzümlerin buradan gönderildiğini, bu yüzden kente "Üzüm Kenti" anlamına gelen Engürü dendiğini yazar.
yanarım mumlayın baştan ayağa
nedir bu yanmağın pâyânı yok mu

günümüz Türkçesi

baştan ayağa mum gibi yanarım
nedir, bu yanmanın sonu yok mu?
Karabük, Cumhuriyet Dönemi'nde kurulan bir kentimizdir. 1937 yılında Karabük Demir-Çelik Fabrikasının temeli burada atılınca daha önce Safranbolu'nun bir köyü olan Öğlebeli'nin 16 evlik Karabük Mahallesi gelişip koca bir kent oldu.
çün beni bezm-i ezelde eyledi ol yâr mest
ol cihetten görünür bu çeşmime deyyâr mest

günümüz Türkçesi

o sevgili beni ezel meclisinde sarhoş eyledi
o yüzden bu gözüme insanlar sarhoş görünür.
"İyi, büyük, ulu" anlamına gelen Iğdır adının, bölgeye yerleşen bir Oğuz beyinin adından geldiği ileri sürülmektedir.
Haçlı Seferleri sırasında, Anadolu'yu savunan II. Kılıç Arslan, başkent Konya'nın dışında askerî bir üs kurmayı düşünmüş, bunun için de Arkhelais'i seçmiştir. Kenti önce sağlam surlarla çevirtmiş, surların ortasında da beyaz taşlarla iki katlı bir saray yaptırmıştır. Sarayın çevresini de cami, medrese, aşevi, hastane gibi kurumlarla donatmıştır. O tarihten sonra, bu güzel sarayın görünüşünden dolayı kente Aksaray denilmiştir.
Arapların Ayıntab adını verdikleri şehirden Hantap diye söz ettikleri bilinmektedir. Arapça "parlak pınar" anlamına gelip, Ermeni kaynaklarında Anthapt olarak geçer. Kent, cumhurriyet sonrası yıllara değin Ayıntab adıyla anılagelmiştir.

Kentin adı, 6 Şubat 1921'de başına "Gazi" unvanı getirilmeden önce, halkın ağzında Antep, resmi kayıtlarda ise Ayıntab idi. 1928'de Gaziayıntab adı, resmen Gaziantep olarak değiştirildi.
Evliya Çelebi Seyahatname'sinde burasının suları çok ve bol olduğu için Denizli diye anıldığını belirtir.
Arap gezgini İbni Batuta ise, kentte Hristiyan nüfusun fazla olduğu dönemle çok domuz yetiştirildiğinden buraya "domuzlu" anlamında Tonuzlu dendiğini ileri sürer.
208 syf.
·Beğendi·10/10
"Kaşgarlı Mahmut Divan-ı Lügat-it Türk Kitabında hadis olarak vermiş mesnediyle beraber"Yüce Allah Peygamberimize ben bir ordu kurdum adını TÜRK koydum onu azan kavimlere musallat ederim ya da azan kavimlerin üstüne gönderirim yola getirdikten sonra geri çekerim" Kaşgarlı Mahmut Allah O'na rahmet eylesin derki TÜRK milletinden başka hiçbir kavme Allah ad vermemiştir.Yani TÜRK MİLLETİ ORDU MİLLET OLARAK YARATILMIŞTIR. Tarihe bakarsanız göreceksiniz ki TÜRK'e kefen biçenlerin ölümü hep korkunç olmuştur."
208 syf.
·14 günde·Beğendi·10/10
Eser Araplara Türkçeyi öğretmek amacıyla yazılmıştır. O devir Türk dilini,kültürünü ve medeniyetini temsil eden emsalsiz bir hazine durumundadır. Eser Arap transkripsiyonuna uyularak yazılmıştır.
287 syf.
·Puan vermedi
Şiirde işlenen konular
insan, Tanrı, Varlık Birliği, sevgi, yaşama
sevinci, barış, evren, ölüm, yetkinlik, olgunluk,
alçakgönüllülük, erdem, eliaçıklık gibi genellikle
gerçek yaşamı ilgilendiren kavramlardır. O, bu
kavramları, şiirinin bütünlüğü içinde temel öğe
olarak sergilemiştir. İnsan bir 'sevgi varlığı'dır,
tin ile gövde gibi iki ayrı tözden kurulmuştur.
Tin tanrısaldır, ölümsüzdür, gövdede kaldığı
sürece geldiği özün ve yüce kaynağa, tanrısal
evrene dönme özlemi içindedir. Gövde dağılır,
kendini kuran öğelere ayrılır. İçinde insanın da
bulunduğu tüm varlık evreni toprak, su, ateş ve
yel gibi dört ilkeden kurulmuştur.

Sevgi insanda
birleştirici, bütünleştirici bir eğilim niteliğindedir.sevgi kendini
başkasında, başkasını kendinde bulmaktır.
Sevginin olmadığı yerde, öfke, kırgınlık,
çözülme ve birbirinden kopukluk gibi olumsuz
durumlar ortaya çıkar. Sevginin değerini yalnız
seven bilir, sevmek de bir bilgelik, bir olgunluk
işidir. severek, düşünerek
yaşamayı bilen kimse her yerde Tanrı ile karşı
karşıyadır. Yaşamak belli nesnelere
bağlanmak, yalnız gelip geçici varlıkları edinmek için çırpınmak değildir.
320 syf.
·14 günde·Beğendi·9/10
Büyük Türk Ulu Önder Başbuğ Atatürk'ün kaleminden. Herşeyinden çok kıymet verdiği Türkiye Cumhuriyeti Devletini kurma, sürdürme, yaşatma mücadelesi ve meşakkat, zorluk, yokluk ve başarılarla dolu destansı büyük bir vatan millet varoluş mücadelesi. 1919-1925 yıllarını kapsayan açıklamalı, samimi, ön görüşlü bir başyapıt. Olayları olguları siyaset ve askeri konuların neden-sonuç ilişkisi içerisinde değerlendirildiği bir tarihi eser. Son bölümü itibari ile bizlere kalan mirasın altında ezilmemek dileğiyle
112 syf.
·6/10
Şiir misali okuyayım istedim ama gerek kimi noktalarda enstrümantal tını ile okumam gerekse türkünün öz yapısına mahsus nüanslardan dolayı şiir misali olmadı.
Her türün kendine has okunma şekli var, bunu unutmamam gerekirdi.

Yazarın biyografisi

Adı:
Suat Batur
Unvan:
Türk Yazar
Doğum:
Kastamonu, Türkiye, 1957
1957 yılında Kastamonu’da doğdu. Atabey İlkokulunu bitirdikten sonra Öğretmen Okuluna girdi. 1974-1975 öğretim yılından Eskişehir Yunusemre Öğretmen Okulunu bitirdi. 1978 yılında İstanbul Atatürk Eğitim Enstitüsü Türkçe Bölümünden mezun oldu. 1991’de Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı lisans tamamlama diploması aldı. Kastamonu, Erzincan, Tekirdağ ve İstanbul’da ilk ve ortaöğretim kurumlarında öğretmenlik ve müdürlük görevlerinde bulundu. Hâlen İstanbul-Eminönü Cibali Lisesi Türk Dili ve Edebiyatı öğretmeni olarak görev yapmaktadır. Yayımlanmış Eserleri: Kırmızı Bisiklet (Öykü, Gerçek Sanat Yayınları, İstanbul, 1996) Türk Halk Edebiyatı (Araştırma-İnceleme, Altın Kitaplar Yayın Evi, İstanbul, 1998) Sözleri ve Besteleriyle Marşlarımız (Derleme, Altın Kitaplar Yayın Evi, İstanbul, 1999) Yayımlanacak Eserleri: Bir Hatıra (Öykü, Altın Kitaplar Yayın Evi) Anneannem (Roman, Altın Kitaplar Yayın Evi) Gördüklerim, Duyduklarım (Evliya Çelebi’den derleme, Altın Kitaplar Yayın Evi) Ülkelerin Aynası (Seydi Ali Reis’ten derleme, Altın Kitaplar Yayın Evi)

Yazar istatistikleri

  • 1 okur beğendi.
  • 75 okur okudu.
  • 5 okur okuyor.
  • 104 okur okuyacak.
  • 3 okur yarım bıraktı.