Svetlana Uturgauri

Svetlana Uturgauri

Yazar
9.0/10
2 Kişi
·
2
Okunma
·
1
Beğeni
·
77
Gösterim
Adı:
Svetlana Uturgauri
Unvan:
Profesör
Doğum:
1925
Genç Cumhuriyet’in, Avrupa uygarlığını hedefleyen Türk
toplumunun yeniden yapılanmasına yönelik bir çok konuyu
çözmesi gerekliydi. “Beyaz Ruslar” konusu da öncelikli sorunlardandı.
O zamanlar İstanbul’da yaklaşık 38.000 “Beyaz Rus” yaşıyordu. Monarşik bir devlete sığınan, ama tarihî olayların etkisiyle kendilerini Türkiye Cumhuriyeti’nde bulan mülteciler, heyecanla gelecekteki yazgılarını bekliyorlardı.
Svetlana Uturgauri
Sayfa 36 - Tarihçi Kitabevi, 2015 Çev: Uğur Büke
İstanbul işgalinden sonra,
İngilizler, diğer İtilaf devletlerinden daha aktif davranıyorlardı.
Yabancı topraklara boyun eğdirme konusunda hayli
deneyimli olarak, çabuk sayılacak bir sürede bütün ülkeyi
kapsayan geniş bir istihbarat ağı kurdular. Türkçe, Rumca,
Ermenice ya da Kürtçe konuşan yerel insanları tuttular (Türk
Kürtleri ağırlıklı olarak Kurmanci lehçesi konuşur). İstihbaratın
görevi, işgal kuvvetleri düşmanlarının ilişki ve eylemlerini
izlemekti: Kemalistlere silah yollayan İstanbullu yurtseverler,
Sovyet casusları ve Kemalistlere silah satan Vrangelciler (1920
Kasım’ında Beyaz Ordu Kırım’dan Türkiye’ye iltica etmişti).
Bu dönemde İstanbul, Türkiye’yi sömürge ve Beyaz
Ordu’ya yardım edilecek bir üs olarak gören müttefiklerin getirdiği silahlarla ağzına kadar doluydu. Beyaz Ordu için
hazırlanan bir silah deposu Türk yurtseverlerce ele geçirilmişti.
Ingilizlere yakalanırlarsa kurşuna dizileceklerini bildikleri
halde “Beyaz Ruslar’ın da katkılarıyla bütün silah ve
mühimmat (tüfek, makineli ve mermiler) Anadolu’ya yollanmıştı.
Oysa bütün şehire, düzen bozanların ve “düzen
karşıtı bütün eylemlerin” çok sert biçimde cezalandırılacaklarına
dair ilanlar yapıştırılmıştı.
Svetlana Uturgauri
Sayfa 23 - Tarihçi Kitabevi, 2015
Ankara hükümeti nezdindeki Elçi S.İ. Aralov, Dışişleri
Halk Komiseri L. M. Karahan’a yazdığı “Türk-Yunan cephesindeki
başarıların ülkedeki politik duruma etkileri” notunda
şöyle diyordu: “[...] bugüne kadar Anadolu’nun Yunanlılardan
temizlendiğini kabul edebiliriz, İngiliz birliklerinin
bulunduğu Marmara kıyılarına doğru (geri çekilen) küçük
gruplar kaldı. [...] İzmir’de sayılamayacak kadar gıda ve
askeri malzeme ele geçti. Planlanan askerî operasyonun ilk
bölümü harika bir şekilde bitti. Şimdi ikinci adıma hazırlanılıyor
- Boğazlar, Konstantinopol ile Trakya ve oraların ele geçirilmesi.
Her gün Angora’da (Ankara) ve bütün Anadolu’da
kitlesel mitingler ve gösteriler yapılıyor, sonraki adımlar belirleniyor,kendi gücüne inanç büyüyor, şovenizm esintileri
duyuluyor ve çok sık olarak “İslam” sözcüğü işitiliyor. Mezopotamya huzursuz, orayla ilgili bir şeyler yapılıyor. Ülkedeki
halet-i ruhiye çok yüksek, hükümet de gittikçe güçleniyor.
Konstantinopol’de düzenlenen yüz bin kişilik mitingden
sonra gerici gazete "Peyam-ı Sabah”ın matbaası yıkıldı, işgal
kuvvetleri köprüleri kaldırdı. Böylelikle kalabalığın Pera ve
Galata ya (yani şehrin merkezi) geçişi önlendi. Gazetelerde,
mitinglerde Sultan karşıtı ve halkın kendisinin sultan olma
zamanının geldiğini anlatan yazılara, konuşmalara rastlanmaya
başlandı.”
Svetlana Uturgauri
Sayfa 32 - Tarihçi Kitabevi, 2015 Çev: Uğur Büke
Rus mültecilere Türk vatandaşlığı verildiğine dair son gazete yazısı 1936 yılına aittir. Bu yazılarda aynı bilgiler yer almaktadır. Örneğin “Son Posta”, 22 Temmuz 1936 tarihli sayısında, Milletler Cemiyeti’nin “Rus Devrimi’nden sonra politik nedenlerle Türkiye’ye göçmek zorunda kalan 1015 ‘Beyaz Rus’ aileye” Türk vatandaşlığı verilmesini istediğini ve Türk hükümetinin de “inisiyatifini kullanarak en kısa sürede bu 1015 aileden 986’sına vatandaşlık verdiğini” yazıyordu. Aynı içerik, diğer gazetelerde de yayınlanmıştı.
Türkiye’de “Beyaz Ruslar” devri böyle bitti.
Bugün İstanbul’da onların torunları yaşıyor. Türk yaşamına entegre olmalarına karşın Rus köklerini unutmuyorlar ama içlerinde Rusça bilen çok az kişi var. Birçoğunun soyadları bile Türkleşmiş.
Svetlana Uturgauri
Sayfa 282 - Tarihçi Kitabevi, 2015 Çev: Uğur Büke
Türkiye, sınırlarını topraklarından kovulan başka inanca mensup insanlara ilk kez açmıyordu. Türk-Osmanlılar, 1492 yılında İspanyol engizisyonundan kaçan Yahudileri, 1848-1849 yıllarında da Habsburg Hanedanımdan kaçan Macarları kabul etmişlerdi. Yetenek ve bilgilerini kullanan sürgün insanlar, genel olarak burada kalmışlardı. İşte 1920’li yıllarda Türkiye, bu kez de Ruslar için sığınma yeri oluyordu.
Svetlana Uturgauri
Sayfa 69 - Tarihçi Kitabevi, 2015 Çev: Uğur Büke
Ingilizlerin bu etkinliğini gören Moskova da boş durmuyordu.
Daha 1918 yılının sonbaharında İstanbul’da komünist
hücreler kurmaya başlamıştı. Komintern’in Mart 1919’daki
1. Kongresinden sonra da komintern örgütlenmelerine gitti.
İstanbullu kominterncilerin görevi, yerli basını izlemenin
yanı sıra mülteci örgütleri ve işgal kuvvetleri hakkında gizli
bilgileri toplamak ve Rus mültecilerin Türkiye’den uzaklaştırılması
için gerekli önlemleri (dezenformasyon, gözden düşürme,
provokasyon vs) almaktı.
Svetlana Uturgauri
Sayfa 24 - Tarihçi Kitabevi, 2015 Çev: Uğur Büke
Komplolara karşı İngiliz gizli servisi birçok önlem aldı
ve eylem yaptı. 1921 kışında İstanbul’da resmi Rus Ticaret
Misyonu kuruldu ve değişik ticaret heyetleri ortaya çıktı.
Çebışev şöyle yazıyor: “...Konstantinopol’de ticaret [...] bahanesiyle Bolşevikler ortaya çıkmaya başladı. [...] Müttefik
karşı istihbaratçıları zaman zaman bu ‘ticari delegasyonların
faaliyetlerini durduruyorlardı. [...] Onları [yani “sözde heyet
üyelerini”] her yerde yakalıyorlardı, en sık olarak da orospuların
koyunlarında”.
Svetlana Uturgauri
Sayfa 26 - Tarihçi Kitabevi, 2015 Çev: Uğur Büke
İstanbul’da (Konstantinopol) Kemal Paşa
adı korkutucu bir şeydi. Rus Mültecileri, Vrangel ile Bolşevikler
arasındaki savaşla ilgilendikleri kadar Kemal Paşa ordusunun
Yunanlılar ve müttefikler karşısında kazandığı zaferlerle
de yakından ilgileniyorlardı. Mültecilerin yok edilmesi,
İstanbul’dan başka ülkelere yollanmaları ya da gerisin geri
Sovyet Rusya’ya gönderilmeleri konusunda Kemal Paşa’nın Bolşeviklerle gizli anlaşmalar yaptığı söylentileri, ürkmüş
mültecilerin arasında oldukça yaygındı
Svetlana Uturgauri
Sayfa 24 - Tarihçi Kitabevi, 2015 Çev: Uğur Büke
Troçki'nin Sovyetler Birliği’nden kovularak Türkiye Cumhuriyeti’ne, Marmara Denizi’ndeki Büyükada’ya geleceği kimin aklına gelirdi ki.
Bu ilginç gelişme, Moskova ile Ankara arasındaki iyi komşuluk
ilişkileri sonucunda mümkün olmuştur.
Svetlana Uturgauri
Sayfa 60 - Tarihçi Kitabevi, 2015 Çev: Uğur Büke
Stalin’in açık ve ciddi rakibi olan Troçki, herhangi bir yere, hele Türkiye’ye gitmeyi istemiyordu. Moskova’ya yolladığı bir dilekçe yazar.
“Temsilcinin bildirdiğine göre, isteğim dışında Mustafa Kemal’in ellerine bırakılacağım. Demek ki Stalin, muhalefetin ortak düşman olarak yok edilmesi konusunda (komünistleri boğduran) Mustafa Kemal’le anlaşmıştır. Stalin, Beyaz Orducuların desteğine bel bağlamaktadır. Bu durum, prensip olarak daha önce Kemal’e yapılan yardımlarla aynıdır. Silahlarım, yani revolverlerim hariç eşyalarım için Kemal tarafından ‘aidiyet belgesi’ verildiğini belirtmesi, benim doğrudan Beyaz Orducular karşısında silahsızlandırılmam anlamına gelmektedir.
Svetlana Uturgauri
Sayfa 61 - Tarihçi Kitabevi, 2015 Çev: Uğur Büke
312 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10 puan
1917 Ekim devriminden sonra Bolşeviklere karşı olanlar Kızıl Ordunun karşısına Beyaz Ordu olarak çıkarlar. Bu orduda bizzat savaşanlar ve onların yakınları destekçileri, de İstanbul’a gemilerle gelirler. Her gelen halk gibi onlar da yanlarında çok az şeyle ve en önemlisi bilgi ve kültürleri ile gelirler.
Her mülteci yaşamak için göç ettiği toplumda çalışmak ve maharetini göstermek zorundadır. Sanatkar ise sanatını; müzik, resim bale gibi, zanaatkar ise şoför, araba tamircisi aşçı gibi bir çok meslek için geldikleri yerde kendilerini gösterirler. Bir çok meslek alanında Ruslar’ın önemli katkıları olmuş bazı mesleklerin yurdumuzda ilk icracıları olmuşlardır.
Her iki devlet de hanedanlıktan cumhuriyete aynı anda geçmişler ve birbirlerine gizli-açık desteklemişlerdir.
Bolşeviklerin fikir önderlerinden sonradan Stalin muhalifi olan Troçki de Büyükada’ya sürgüne gönderilir.
Beyaz Rus askerleri Geliboluda askeri kamp kurarlar.
İstanbul’un işgal yıllarında gelen Cumhuriyetin ilanında sonra başka diyarlara göç etmek zorunda kalırlar.
İstanbul gazeteleri de, halkın ahlakını bozdukları, Türkiye’ye, iktidarına ve yeni yapılan reformlara düşmanlık besleyip hatta mültecilerin Türkiye’de yeniden saltanatı kurmaya çalıştıkları gibi ipe sapa gelmez iddialarla mültecileri suçlamaya başlarlar
Rus mültecilere Türk vatandaşlığı verildiğine dair son gazete yazısı 1936 yılına kadar sürer.
Kitap tarihimizin nispeten az bilinen biraz da üstü örtülü kısmından söz ediyor.
Kitabın çevirisini çok beğendim.
Yer yer Rusya tarihi yer yer Türkiye tarihinin ayrıntılarına dalan kitapta o yıllara ait mülteci yaşamının bizlere olan etkilerini merak ederek okudum ve çok istifade ettim.
Konuyu veya dönemi merak edenlere tavsiye ederim.
Bu kitabın ardından Siyah Rus (Vladimir Alexandrov) (ABD asıllı, Rusyada zengin olup Bolşeviklerden kaçıp İstanbula gelmiş ve Maxim gazinosunu kuran kişi) ve Bir Levanten’in Beyoğlu Anıları (Giovanni Scognamillo) isimli kitaplarla okumalarıma devam etmeyi düşünüyorum.

Yazarın biyografisi

Adı:
Svetlana Uturgauri
Unvan:
Profesör
Doğum:
1925

Yazar istatistikleri

  • 1 okur beğendi.
  • 2 okur okudu.
  • 11 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.