Yerdeki ezilmiş çimen ler Şeytan'ın oturduğu yeri gösteriyordu, Şeytan'ın elinde tuttuğu çançiçeği de şuradaydı işte. Üstüne uzanılmış çimenlerde her zaman resmi tatilleri anımsatan bir görünüş olurdu ve Şeytan'ın yatağı bile bundan muaf değildi. Sanki çimenler Şeytan'la işbirliği içindeydi, Şeytan'ın her gün karşılaşılan sıradan bir şey gibi görünme oyununa itaatkar bir şekilde katılıyorlardı. Bir tek çimen bile kavrulmamıştı, bir tek yonca yaprağı bile tahrip olmamıştı ve çançiçekleri ta bii bir şekilde solmaktaydı ama orada oturan kişi Şeytan'dı;
bütün kötülüklerin yaratıcısı, düşünceleri karanlık olan ve kökleri derine inen. Şeytan için aşırı kötücül olan hiçbir eylem yoktu. Hiçbir vasıta onun için ehemmiyetsiz değildi.
Şeytan yaramazlık yapmak için bir süt sürahisinin içine girebilirdi, sonra doğal davranışın ve kişisel tatminin getirdiği haysiyetle, vakur ve esrarlı bir şekilde dışarı çıkardı. Ebedi şekilde çiçeklenen bir kudrete ve bölünmemiş iradeye sahip bir karakter olmak, Şeytan'ın cazibesini ve haşmetini inşa etmek için yeterliydi. Bu kişiliği büyütmek için bir dehşet pelerinine ihtiyaç yoktu ve Şeytan'ın kurgulama ya da me tafizik gibi konularda muktedir olduğunu farz etmek, ona otlardan yapılmış bir taç takmaya benzerdi.