Tahsin Paşa

Sultan Abdülhamid’in Sırdaşı yazarı
Yazar
7.5/10
105 Kişi
498
Okunma
43
Beğeni
10,9bin
Görüntülenme

Hakkında

Hasan Tahsin Paşa (d. 1859, İstanbul - ö. 1930, İstanbul) Osmanlı bürokratı. II. Abdülhamid devrinde 1894-1908 yılları arasında Mâbeyn-i Hümâyun Başkâtibi olarak görev yaptı. Babası Mesud Efendi'dir. Rüştiye'deki tahsilini tamamladıktan sonra 11 Haziran 1870 tarihinde 13 yaşında Sadaret Mektubî Kalemi'ne girdi. Daha sonra Dahiliye Nezareti Mektubî Kalemi'nde görev aldı ve aynı kalemde başkâtip olarak görev yaptı. 7 Temmuz 1888 tarihinde terfi ederek Bahriye Nezareti Mektupçuluğu görevine atandı. Yeteneği liyakati ve dürüstlüğü sebebiyle Sultan II. Abdülhamid tarafından 26 Kasım 1894 tarihinde Süreyya Paşa'nın vefatıyla boşalan Mâbeyn Başkâtipliği'ne tayin edildi. Bu görevini 4 Ağustos 1908 tarihine kadar sürdürdü. II. Meşrutiyet'in ilanından sonra İttihatçılar tarafından Serasker Mehmed Rıza Paşa, Râtıb Paşa, Zeki Paşa ve Şehremini Reşid Paşa ile birlikte Sakız Adası'na sürgün edildi. Bir süre sonra affedildi ve sürgünden döndü. Bir süre devlet görevi verilmedi. Cumhuriyet'in ilanından sonra Tekel Tütün Deposu'nda baş kâtiplik yaptı. 1930 yılında İstanbul'da vefat etti. Bilinenin aksine Arap değildi. Dil olarak Sadece Türkçe bilmekteydi.
Tam adı:
Hasan Tahsin Paşa
Ünvan:
Osmanlı Bürokratı, Yazar
Doğum:
İstanbul, Türkiye, 1859
Ölüm:
İstanbul, Türkiye, 1930

Okurlar

43 okur beğendi.
498 okur okudu.
37 okur okuyor.
352 okur okuyacak.
39 okur yarım bıraktı.

Okur demografisi

Kadın% 39.6
Erkek% 60.4
0-12 Yaş
13-17 Yaş
18-24 Yaş
25-34 Yaş
35-44 Yaş
45-54 Yaş
55-64 Yaş
65+ Yaş
Reklam

Alıntılar

Tümünü Gör
Kapanmış bir dönemin, geçmişe intikal etmiş olayların, kamuoyunca incelenip hükümleri verilmiş fiil ve hareketlerin anlatılma ve açıklanmasında garez veya intikam düşüncesi tasavvur edenler ancak ve ancak hakikatlerin ortaya çıkmasından korkanlardır.
Sayfa 14
Sultan Hamid ile Said Paşa birçok yönlerden birbirlerine benzerlerdi. Bu benzeyiş onları birbirine yaklaştırırdı. Bu durum Sultan Hamid'in şehzadelik yıllarında başlamıştı. Abdülhamid Efendi, bu fevkalâde zeki adamın kendisine çok lâzım olacağını daha o vakit anlamıştı.
Tarih
Reklam
Reklam