“Hayatınızın belli bir aşamasında dönüp şöyle bir geçmişe baktığınızda, kat ettiğiniz yollara, aştığınız engellere, açlıklarınıza, doygunluklarınıza, ulaşamadığınız hayallerinize veya sahip olduğunuz şeyleri zihninizde yeniden canlandırdığınızda zamanın durduğunu hissedersiniz. Her şey sanki boşlukta asılı kalmış ve havada süzülüyormuş gibi hissedersiniz. Bu çok farklı bir dinginlik hâlidir.
Matrix filminde Neo’nun kendisine sıkılan kurşunları havada durdurduğu sahne gibi bir başka farkındalık yaşarsınız.Her şeyin üzerinde gibi. Tüm bunların ne kadar anlamsız olduğu ya da kendinizi ne kadar üzdüğünüz, yorduğunuz, acı çektiğiniz ve bir şeyleri başarmak için ne kadar çok çabaladığınız ve bulunduğunuz noktada her şeyin bir rüyadan ibaret olduğunu anlamak gibi.
Zihnimiz her şeyi anda görülür hâle getirmiştir.Onun size gösterdiği görüntülerin etrafında dolanabilir, farklı açılardan da seyredebilirsiniz.
Onları yaşarken sadece tek bir görüş açınız varken, zihninizin yansıtması çok boyutludur. Yaşarken belki de farkında olmadığınız, hep önünüzde duran pek çok gerçeği sanki daha yeni keşfetmiş gibi hissedersiniz.
O zaman şaşkınlığınız da artar. Kendiniz ve çevrenizdeki insanlar ve olaylar ile ilgili daha önce hiç fark etmediğiniz gerçekleri…Onları yaşarken nasıl bir şuur ve ruh hâli içinde olduğunuzu anlamaya ve hatırlamaya çalışırsınız. Ve kendinizin aslında ne kadar yalnız olduğunu iliklerinize kadar hisseder ve varlığınıza duyduğunuz sevgi her hücrenizden dışarı taşarak sizi sarmaya başlar.
Bunu yaşarken kendinizle ilgili olarak o zamana kadar duyduğunuz hoşnutsuzluklar, acımasız eleştiriler ve tatminsizlikler, mutsuzluklar bir anda yok olur.”