Tozan Alkan

Tozan Alkan

YazarÇevirmen
8.5/10
110 Kişi
·
313
Okunma
·
2
Beğeni
·
150
Gösterim
Adı:
Tozan Alkan
Unvan:
Türk Şair ve Çevirmen
Doğum:
1963
Galatasaray Lisesi ve Boğaziçi Üniversitesi İşletme Bölümü mezunudur. İstanbul Üniversitesi Yabancı Diller Bölümü'nde okutmandır. PEN Yazarlar Derneği, Türkiye Yazarlar Sendikası, Edebiyatçılar Derneği ve ÇEVBİR üyesidir.

Victor Hugo, Oscar Wilde, William Blake, Emily Dickinson, D. H. Lawrence, Lord Byron, Anatole France, Philippe Soupault, Tristan Tzara ve Charles Baudelaire gibi pek çok şair ve yazarlardan çevirileri vardır.

Sana Şehir Gelecek adlı kitabıyla Behçet Aysan Şiir Ödülü ve Metin Altıok Şiir Ödülüne layık görüldü.

Eserleri

Zaman ve Maske (2003)
Kalbin Akşamüzerleri (2005)
Rüzgâr (2007)
Şairin Günah Defteri (2008)
Sana Şehir Gelecek (2011)

Çevirileri

Dada Manifestoları ve Seçme Şiirler (Tristan Tzara)
Abydos'lu Nişanlı Kız (Lord Byron)
Büyü (W. B. Yeats)
Fanfarlo (Charles Baudelaire)
Reading Hapishanesi Baladı (Oscar Wilde)
Cehennem Kuşu (Victor Hugo)
1789 Fransız Devrimi Şarkıları
Kehanet Kitapları (William Blake)
Aşktan Daha Derin (D. H. Lawrence)
Masumiyet ve Deneyim Şarkıları (William Blake)
Denizde Gece (Victor Hugo)
Galatalı Bir Şair (Andre Chenier)
Balthasar (Anatole France)
Dün şuracıkta sevdiydim seni
bütün mümkünlerini denediydim aşkın
...
Tozan Alkan
Sayfa 23 - Islık
Kimler kimler geçmez ki başımdan
senden de geçerim geçmesine
de geçemem aşktan
Tozan Alkan
Sayfa 34 - Islık
İlginç bir eserdi. Bir idam mahkumundan ilham alınarak yazılmış şiirlerden oluşan bu kitap beni kendi ruh dünyamın idam edilmiş taraflarını düşünmeye sevketti. Ne kadar haklı " herkes öldürür sevdiğini" derken. İnsan kendi sevdiklerini hatta kendinde sevdiklerini her gün öldürüyor. Sırf birileri bizim hakkımızda daha iyi düşünsün diye en sevdiğimiz huylarımızı boğmadık mı? Ya da daha iyi yerlere gelmek için...

Açık sözlülük, iyi niyet, hüsnü zan, fedakarlık, yardımlaşma, diğergamlık... Bu saydıklarım kendi ellerimle idama sürüklediğim Reading Hapishanesi Mahkumlarım benim. Sizlerin de vardır mutlaka mahkum ettiği huyları. Sahip olamadıklarımız uğruna sahip olduklarımızdan verdik hep. Tükettik sonra da tükendik. Umarım iç dünyamda mahkum ettiğim bu duygularım idam edilmemiştir. Belki akıl yargıcım suçlu görse de bu duygularımı kalbim hala suçsuz onlar diye bağırıyor.
Peki kim suçlu..
Aşırı keyif alarak okudum :)

Lord Byron (1788-1824) bir çok büyük şaire, müzisyen ve ressama esin kaynağı olmuştur.
Geothe ona hayrandır.
Puşkin ve Lermontov gibi şairler Byron'dan esinlenmiştir.
Schumann ve Tchaikovski'nin besteleri, konularını ondan alır.
Delacroix en ünlü tablolarını onun şiirlerinden ve dramlarından esinlenerek yapar.
Rossini onun ölümü üzerine 2 opera yaratır.

Bir ayağı sakat olan şair bütün yaşamı boyunca bu sakatlığını gölgelemek için çeşitli spor yapar; yüzme ve kürek çekme vs. (Hatta Çanakkale boğazını yüzerek geçmiştir.)

Şiirlerinde üslubu biraz keskin, isyankar ve hayata bakışı alaycı ama temel itibari ile çok beğendim. Muhteşem ve okunası.

Etkileyici, bana göre sadece bir deha bu kadar güzel şiirleri çıkarabilir :)
Ama gene de herkes sevdiğini öldürür,
 Bu böylece biline,
 Kimi bunu kin yüklü bakışlarıyla yapar,
 Kimi de okşayıcı bir sözle öldürür,
 Korkak, bir öpücükle, 
 Yüreklisi kılıçla, bir kılıçla öldürür!

 Kimi insan aşkını gençliğinde öldürür,
 Kimi sevgisini yaşlılığına saklar;
 Bazıları öldürür arzunun elleriyle,
 Altın’ın elleriyle boğar bazı insanlar:
 Bunların en üstünü bıçak kullanır çünkü
 Böylelikle ölenler çabuk soğuyup donar.

 Kimi insan az sever, kimisi de çok uzun,
 Kimileri aşkı satar, kimileri satın alır;
 Kimileri de yapar bu işi gözyaşıyla,
 Kimilerinde aşka serin kanla kıyılır;
 Hemen herkes bir türlü öldürür sevdiğini,
 Ama bundan ötürü herkes asılmamıştır.”
William Blake
Ressam, şair, gravürcü. 10 yaşında yeteneğinin keşfedilmesiyle resim okuluna giden Blake, 11-12 yaşlarında ilk dizelerini yazmış. Hayatını kütüphane duvarlarına, Kraliyet Akademisine suluboya resimler ve gravürler yaparak kazanmış. Sanatçının son çalışması da ölüm döşeğindeyken çizdiği karısı Catherine'in resmiymiş.
Kitap içeriğine gelelim kısaca. Kitap adı üstünde seçkilerden oluşmakta. Blake'in yazdığı kitaplardan 6 bölüm şeklinde oluşturulmuş. Bölümler şöyle: Şiir Taslakları, Masumiyet Şarkıları, Deneyim Şarkıları, Cennetin Kapıları, Defterlerden ve Dörtlükler.
Genel olarak Şiir Taslakları, Masumiyet Şarkıları, Deneyim Şarkıları ve Defterlerden bölümlerinde yer alan şiirlerde tabiat, yaşama ve Tanrı sevinci temaları ön planda.
Cennetin Kapıları bölümünde şiir yok. Bu bölümde sanatçının çizmiş olduğu gravürler bulunmakta. İçlerinde ilginç ve ürkütücü gravürlerde var. Bunda da sanırım kendisi gibi gravürcü olan kardeşi Robert'in kollarında ölmesinin payı var. Kardeşinin ölümü sanatçıyı bir hayli etkilemiş olmalı.
Dörtlükler bölümünde ise her sayfada bir adet dört dizeden oluşan şarkılar bulunmaktadır.
Okumak isteyenlere keyifli okumalar dilerim.

Masumiyet bölümündeki "Giriş" başlıklı hoşuma giden güzel şiir

Kimsesiz vadilerde kavalımla
Ezgiler çalıyorum neşeli
Birden bir çocuk gördüm bir bulutta
Gülerek bana o şöyle dedi:

"Bir şarkı çal bana kuzuyu anlatsın"
Çaldım sevinçle ona bir şarkı
"Kavalcı, bunu baştan alır mısın?"
Çaldım, gözümden yaşlar boşandı.

"Şimdi o güzel kavalını bırak
Neşeli şarkılarını sen söyle,"
Aynı şarkıyı okudum yeniden
O, mutluluktan ağlıyordu yine.

"Kavalcı otur ve tüm insanların
Anlayacağı bir kitap yaz şimdi,"
Dedi ve gözden yitiverdi o an
Ben de bir kamışa attım elimi.

Yonttum, bir kalem yaptım o kamıştan
Batırdım ucunu duru sulara
Şarkılar yazdım mutlulukla dolu
Çocuklar sevinsin diye duyunca.
Yaşarken değeri anlaşılmamış hatta aklını yitirmiş ya da bir başka deyişle deli olduğu düşünülen 18.yy İngiliz şair, ressam ve gravürcü olan Blake, yaşamı birçok insandan farklı olarak algılamış ve bunu da yaptığı eserlere cesurca yansıtmış.
Kutsal kitapları İncil’den oldukça etkilenmiş olduğunu ama Kiliseleri de eleştirdiğini görmek mümkün.
“Eyleme dönüşmeyen arzu, ruh bozukluğuna yol açar”
“Dünyayı bir kum taneciğinde görebilmek.”
“Kendi düzenlerimi yaratmalıyım; aksi takdirde diğer insanların yarattığı düzenlerin kölesi olurum.”
“Deneyim dediğimiz yitirdiğimiz masumiyetimizdir.”
“Aydınlığı, içinde taşımaya bak. İşte, o zaman karanlıkta bile yolunu bulabilirsin.”
“Kimileri sonsuz geceye doğar... “
sevmiş olduğum sözleri(hepsi bu kitabından değil)
Bu arada, Şiir incelemesi ne haddime
KitaplaKalın
farklı bir kitaptı. öyle bir anlatmış ki, bütün yaşananların ortasında buluyorsunuz adeta kendinizi mutlaka okunmalı bu muhteşem eser. bir diğer kitaplarına da mutlaka göz atacağım.
Protest bir kişilik, muazzam bir hayal ve imgeleme gücü; doğal olarak! toplumla uyuşamama ve anlaşılamama... Çizgiyi geçenlerin; doğru veya yanlış ancak özgür düşüncenin, karanlık bir gürüh tarafından basķılanmaya çalışılması.
Bu kitap hakkında başarılı bir inceleme yazabilir miyim emin olmamakla birlikte eserden biraz bahsetmek istiyorum. Çünkü doğru düzgün hiçbir bilgi yok eser ile ilgili.

"Reading Zindanı Baladı’nın o meşhur "Oysa herkes öldürür sevdiğini... " ile başlayan dizelerini Tuncel Kurtiz'in canlandırdığı Ramiz Dayı karakteri sonrasında bilmeyen az kişi kalmıştır diye tahmin ediyorum. Şiire ilham kaynağı olan sevdiğini öldüren adam idam mahkumu Charles Thomas Wooldridge'dir.Karısının başka birisiyle ilişki yaşadığı dedikoduları sebebiyle, usturayla boğazını kesip onu öldürdükten sonra idam cezasına çarptırılmış, infazına kadar olan üç haftalık süreyi geçirmek üzere Reading Hapishanesi’ne gönderilmiş. Bu sırada Wilde da homoseksüellik ve ahlaksızlık suçu nedeniyle iki yıl kürek cezasına çarptırılmış bu sebepten yaklaşık bir yıldır Reading Hapishanesi'nde bulunmaktadır. Wooldridge'in azap çeken halinden etkilenerek bu şiiri idam cezası alan bu mahkuma ithafen yazar.

""“Bu adam öldürmüştü sevdiğini,
Ve bu yüzden de ölecekti.”"""

Şiir Wilde’ın kendi adı yerine C.3.3. adıyla yayınlanır. C.3.3. mahlası, Wilde’ın Reading Hapishanesi’nde C blok, 3. kat, 3 numaralı hücrede kalmış olmasından gelmektedir.

İşte biz de şiirde Wilde'in gözünden idam mahkumunun hapishaneye gelişinden asılmasına kadar olan süreci izliyoruz. Bir yandan da mahkumiyet hayatının Wilde'ı nasıl etkilediğini okuyabiliriz. Zannımca şan,şöhret,popülerite dolu yılların sonunda düştüğü durum ve hapishane şartları kendisini derinden etkilemiştir. Bunu da şiire yansıtmış zaten.

"Sonra seyrettik onu gün be gün,
Meraklı gözlerle, iç kemiren şüpheyle,
Ve düşündük acaba yolun sonu
Bizim için de aynı yere çıkar mı diye,
Çünkü kim bilir, kimin kör ruhu
Savrulacaktı Cehennemin dibine."

Sevdiği kadını öldüren adamın asılarak idam edilmesiyle sonuçlanan olay zamanın İngiltere kamuoyunda geniş yankı uyandırmış ve Wilde’ın eserinin yayınlanmasıyla İngiltere’de cezaevlerinin ve ceza uygulama sistemlerinin düzenlenmesini sağlayan kanunların çıkmasına öncü olmuştur. Kendisi de bu şiiri yazdıktan 3 yıl sonra ölmüştür. :( :( 46 yıllık yaşamında hapse girmeden önceki hayatı ne kadar hareketli, neşeli, kalabalık ve başarılıysa; hapis dönemi ve çıkışı sonrası da bir o kadar durağan, kederli, yalnız ve düşkün olmuştur.

"Onu böylesine sarsan her şeyi,
Böyle feryat ettiren bütün elemi,
Sonsuz pişmanlıklarını, döktüğü onca teri,
Kimse bilemez benim bildiğim gibi: çünkü
Birden fazla hayat yaşayanı
Birden fazla ölüm bekler."

Şiirde pek çok sembolik anlatım varmış Örneğin; şiirdeki, korkaklar öpücük ile öldürür, dizesi; Havari Yahuda'nın İsa'yı yanağından öperek işaret ederek, romalı askerlere yakalatması olayına hitaben yazılmış. Bunun gibi şarapla ilgili bir sembol daha vardı ama başında da belirttiğim gibi şiirle ilgili güzel bir inceleme maalesef bulamadım.Hiç bir şey için değilse bile Oscar Wilde’in son eseri olduğundan ve kitabın sonunda yer alan mektuplaşmalar için okunur diye düşünüyorum.
bir gecede bitirdiğim 1900lerde ölen bir adama beni daha çok bağlayan edebiyatı ve dil kıvraklığıyla büyüleyen hicranını derinden hissettiğim Oscar Wilde'ın nacizane eseri.Okunmalı.
"Birden fazla doğan fani varlıklar, birden fazla helak olmalıydılar". Wilde Reading Hapishanesi'nde tanık olduğu bir idamı kendi üzerinde nasıl derin etki yarattığını bu manzume ile etkileyici şekilde anlatmış. Kitap 2 gün önce elime geçti, belki 5 defa en baştan okumuşumdur. Her okuyuşumda farklı bir noktaya takıldım, farklı bir ayrıntı yakaladım, mısraların arkasında saklı anlamlara uzun uzun daldım.
Gerçekten insan üzerinde kalıcı tesir bırakan bir yapıt, bundan sonra da defalarca okuyacağıma eminim. Yaşanmışlık ve anlatım gücü beni çok etkiledi. Okurken kendinizi hapishanenin ortasında, bir idam mahkumunu izlerken bulacaksınız...

Yazarın biyografisi

Adı:
Tozan Alkan
Unvan:
Türk Şair ve Çevirmen
Doğum:
1963
Galatasaray Lisesi ve Boğaziçi Üniversitesi İşletme Bölümü mezunudur. İstanbul Üniversitesi Yabancı Diller Bölümü'nde okutmandır. PEN Yazarlar Derneği, Türkiye Yazarlar Sendikası, Edebiyatçılar Derneği ve ÇEVBİR üyesidir.

Victor Hugo, Oscar Wilde, William Blake, Emily Dickinson, D. H. Lawrence, Lord Byron, Anatole France, Philippe Soupault, Tristan Tzara ve Charles Baudelaire gibi pek çok şair ve yazarlardan çevirileri vardır.

Sana Şehir Gelecek adlı kitabıyla Behçet Aysan Şiir Ödülü ve Metin Altıok Şiir Ödülüne layık görüldü.

Eserleri

Zaman ve Maske (2003)
Kalbin Akşamüzerleri (2005)
Rüzgâr (2007)
Şairin Günah Defteri (2008)
Sana Şehir Gelecek (2011)

Çevirileri

Dada Manifestoları ve Seçme Şiirler (Tristan Tzara)
Abydos'lu Nişanlı Kız (Lord Byron)
Büyü (W. B. Yeats)
Fanfarlo (Charles Baudelaire)
Reading Hapishanesi Baladı (Oscar Wilde)
Cehennem Kuşu (Victor Hugo)
1789 Fransız Devrimi Şarkıları
Kehanet Kitapları (William Blake)
Aşktan Daha Derin (D. H. Lawrence)
Masumiyet ve Deneyim Şarkıları (William Blake)
Denizde Gece (Victor Hugo)
Galatalı Bir Şair (Andre Chenier)
Balthasar (Anatole France)

Yazar istatistikleri

  • 2 okur beğendi.
  • 313 okur okudu.
  • 5 okur okuyor.
  • 297 okur okuyacak.
  • 3 okur yarım bıraktı.