Ufuk S. Yüksel

Ufuk S. Yüksel

Yazar
8.9/10
15 Kişi
·
28
Okunma
·
8
Beğeni
·
552
Gösterim
Adı:
Ufuk S. Yüksel
Unvan:
Yazar
“Nasıl karar vereceğiz?” dedi Duygu. Heyecanlıydı, içi içine
sığmıyordu.
“Yazı tura atacağız,” dedi Devin. “Ama ne geldiğine bakmayacağız. Parayı attığımız anda gerçekten hangisini istediğimizden emin olacağız. Ve onu seçeceğiz.”
“Bu matematik değil, şiir,” dedi Duygu gülümseyerek. “Ve
ben şiire inanıyorum.”
“Ankara’da öpüşmenin en güzel yanı dudaklarımızın hep soğuk olması,” diyor, “çünkü her anımsayışında onun sıcaklığında defalarca ısınabiliyorsun.”
"İki paralel çizginin 13,8 milyar yıl boyunca karşılaşmamış oluşu, yarın karşılaşmayacakları anlamına gelmez. Bu yüzden her şeye rağmen yarın beklenmeye değer."
"Arayış" dedim, "bizim bu dünyaya geliş nedenimizdir. Onun kadar varız, onun olasılıkları kadar varız."
Ufuk S. Yüksel
Sayfa 14 - Aya Yayınevi
Sonra elini saçlarına götürüyor ve parmak
uçlarında yükselen bir balerin gibi kendi çevresinde dönerek
şöyle diyor: “Gri şehirde, Emma Goldman’ın da söylediği gibi, dans edemediğim devrim benim devrimim değildir! Haydi kaldırımları onurlandıralım biraz. Dolaşalım, amaçsızca...”
“Özgür hissediyor musun?”
“Hayır. Biraz çıplak.”
“Sevgi güzel şeydi ama unutuldu.”
“Bu kadar konuşma yeter, otobanda Nouvelle Vague dinleyip ölelim mi?”
160 syf.
·8/10
Stalker kitabı yazarının da bağlı olduğu Beat Kuşağı akımının en yeni eseridir. Beat kuşağı özünde varoluşçulukla beraber anılan bir oluşumdur. Dostovyevski, Nietzsche, Kafka, Heiddeger, Santre, Camus düşünsel alanda eserlerine bunları ilk işleyenler oldular. Boşuna Dostoyevski 'Yeraltından Notlar' eserini yazmış olamaz ya..
Beat Kuşağı Edebiyatımıza aslında sıkça yer verdiğimiz bir kuşak. Tutunamayanlar, Tehlikeli oyunlar, Kinyas ve Kayra aslında Beat kuşağının hatırı sayılır eserlerinden olmaya devam ediyor.
Bu tarz kitaplarda amaç okuyucuya keyif vermek değil; bunaltmak, hayatın farklı gerçekçi taraflarına ışık tutmak, yalnızlık, yabancılaşma, özgürleşme hissini yaşatmayı istemektedir.
Stalker aslında daha ilk sayfalarından bizi kozmik bir yolculuğa çıkarmayı hedefliyor. 33 saatlik bir dilimde yaşanan ne kadar olağanmış gibi görünse de olağan dışı tesadüfler bizi bir sır perdesini aralamaya götürüyor.
Kitap Duygu ve Selen arasında kalan Devin'in gerçeğe bulaşmak için verdiği çabasız uğraşı anlatıyor. Hepimizin kendi içindeki arayış kitaptaki temel düşünce..
Kitap okunur mu derseniz Beat kuşağına merakınız varsa yeni bir eseri kütüphanenize katmak isterseniz okunabilir. Olağanüstü bir olay örgüsü ola nefes kesici bir kitap beklemeyin boş vermişlik içinde bir dans hayat mücadelesi bekleyin. Kitabında adından anlaşılacağı üzere sosyal medya internet kullanımı ile sahte kimliklerin gerçeği aradığımız ve aslından sürekli dillere dolanan stalk olayının tutkulu boyunu görmekteyiz...
160 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
Stalker, hem kurgu hem de yazım tekniği açısından alışılmadık tarzda bir çalışma. Eserin en dikkat çeken yönü benim için zaman ve müzik teması oldu. Gerçek zamanlı bir olay akışı var ve bu yönüyle Richard Linklater'ın Before Sunrise, Before Sunset serisini ya da Alfred Hitchcock'un "Rope"unu anımsattı. Bu şekilde okuyucunun sahne sahne yaşananları zihninde canlandırması mümkün oluyor. Daha kitap bitmeden, acaba filmi çekilse bu sahne nasıl olurdu diye kendinizi sorgularken buluyorsunuz. Bu kitap bence en çok Richard Linklater'a yakışırdı.

Teknik olarak Stalker'a kendine özgü karakterini veren unsur, kitabın çevreyle ilgili betimlemeleri daha arka planda tutarken doğrudan karakterlerin zihnine girmenize izin veren ve belli bölümlerde çok öne çıkan psikolojik tahlilleridir. Olayları karakterin gözünden görüyorsunuz, o da genel olarak sadece belli detaylarla ilgileniyor. Bu alanda en başarılı yazarlardan biri Paul Auster'dir. Stalker'da yazar bu çizgiyi daha uç noktalara taşımış.

Kitabın en başından itibaren kendini gösteren gizem, Stalker gibi karakterlerin gerçek kimliğinin sorgulanması üzerinden ilerliyor. Benim metinde en başarılı bulduğum yanlardan birisi okurken karakterlerin zihinsel anlamda yaşadığı kırılmaları birebir hissetmemiz oldu. Biraz da bu nedenle müziğe, alkole ve uykunun olanaksızlığına bizi götüren evreleri yakından hissettim. Metin ilerledikçe arayışın ağırlığı bulantıyla eşleşiyor ve bazı bölümlerde bu bulantıyı çok yakından hissediyorsunuz. Hele İstanbul, Ankara gibi boğucu bir şehirde kitabı okuduysanız, etkisi daha da büyük oluyor. O sıkışmışlık, birbirine benzeyen sokaklar, alkolle ve müzikle ayakta kalma çabası ve diğer şeyler... Ankara'yı çok yakından tanımadığım için bazı detayları kaçırdım ama orayı tanıyanlar kitabı daha da yakından hissedecektir.

60'ların ve 70'lerin müziğiyle ilgili olduğum için, şarkılara verilen referanslar üzerinde özellikle durdum ve kitapta yer alan şarkıların kesinlikle gelişigüzel serpiştirilmediğini, o bölümde verilmek istenen duyguyu kimi zaman bölümde geçen tek bir şarkıyla duyabileceğimizi fark ettim. Özellikle Pink Floyd'a, The Beatles'a, Anathema'ya, Düş Sokağı Sakinleri'ne verilen referanslar oldukça keyifli.

Kitaptaki göndermeler tabii müzikle sınırlı kalmıyor. Satır aralarında Hawking, Heidegger, Robespierre, Sartre, Nietzsche, Kerouac gibi çok fazla kişiye gönderme var ve kitabı bitirdiğinizde matematikten felsefeye, müzikten edebiyata uzanan uzun bir yolculuğa çıkmış oluyorsunuz. Edebi tarafının yanında bu çeşitliliği Stalker'ı aynı zamanda öğretici ve sorgulayıcı bir kitap da yapmaktadır kanımca.

Sonuç olarak, Stalker düşünsel olarak okuyucuyu yeni alanlara çeken, kozmosun varoluşu merkezinde kendi zihni de dahil olmak üzere her şeyi sorgulatan bir roman. 160 sayfaya kıyasla içine çok farklı temaları sığdırmayı başarmış. Kitap bittiğinde keşke biraz daha uzun olsaydı demekten kendimi alamadım. Tabii 33 saati 330 sayfada mı anlatacaktı dediğinizi de duyar gibiyim. İncelemeyi burada sonlandırayım da The Beatles'tan Eleanor Rigby'i tekrar dinleyeyim en iyisi.

Yazarın biyografisi

Adı:
Ufuk S. Yüksel
Unvan:
Yazar

Yazar istatistikleri

  • 8 okur beğendi.
  • 28 okur okudu.
  • 1 okur okuyor.
  • 25 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.