Uğur Sümer

Çoban ile Su Perisi yazarı
Yazar
7.5/10
0 Kişi
1
Okunma
0
Beğeni
121
Görüntülenme

Hakkında

Uşak'ın Eşme ilçesinin Güneyköy köyünde doğan Uğur Sümer, Türkiye'nin yakın tarihine tanıklık etmiş bir yazar, yönetmen ve çevre aktivistidir. 1980'li yıllarda Devrimci Yol hareketine katılmış, 12 Eylül askeri darbesi sonrasında tutuklanarak 11 yıl cezaevinde kalmıştır. Bu dönemde yaşadığı işkenceler ve tanıklıklar, hem edebi hem de sinematografik üretimlerinin temelini oluşturmuştur. Belge Yayınları'ndan çıkan "Duymayan Kalmasın" (2003) ve "Bir Savaş Bir İnsan" (2003) adlı kitaplarında, askeri darbe dönemi deneyimlerini belgesel anlatı biçiminde aktarmıştır. Folklorik ögelerle politik bilinci harmanladığı "Muratdağı Efsanesi – Yeryüzünün İlk Güzellik Yarışması" (2018), "Masalın Masalı" (2018) ve "Çoban ile Su Perisi: Âşıklar Şelalesi" (2018) gibi eserlerinde, halk anlatılarını toplumsal eleştirilerle birleştirmiştir. 2004-2005 yıllarında Balıkesir Balya'da çektiği belgeselle, siyanürlü madenciliğin yıkıcı etkilerine dikkat çeken Sümer, 1990'lardan itibaren siyanürlü altın madenciliğine karşı yürütülen doğa mücadelesinde aktif bir rol üstlenmiştir ve EGEÇEP'in (Ege Çevre ve Kültür Platformu) kurucuları arasında yer almaktadır. Son dönem eserleri arasında "Tepedengöz – Murat ile Elifce" (2023), "Devrimci Yol Tarihine Doğru: Uşak’ta Köy Komünleri" (2023), "Bir Yörük Masalı: Gediz ile Banaz" (2024), "Minik Fare FA ile TO" (2024), "Bir Yörük Masalı: Ağaç Dikme Duası" (2024) ve "Bizim Köyün Ermenileri" (2025) yer almaktadır. Murdar, Uğur Sümer'in sinema alanındaki ilk kısa filmi olup, edebiyat ve belgesel yoluyla adalet, hafıza ve toplumsal vicdan temaları üzerine çalışmalarına devam etmektedir.
Doğum:
Uşak, 1954

Okurlar

1 okur okudu.
1 okur okuyacak.

Okur demografisi

Kadın% 0.0
Erkek% 0.0
0-12 Yaş
13-17 Yaş
18-24 Yaş
25-34 Yaş
35-44 Yaş
45-54 Yaş
55-64 Yaş
65+ Yaş
Reklam

Alıntılar

Tümünü Gör
"Çalışmadan, ter dökmeden yerseniz doymazsınız."
Kimlerin Savaşı
Bir senaryo çalışmamda yer verdiğim bir gaziyi daha yakından tanımak için gitmiştim ilk görüşmeye. O gün bu gündür savaş sonrası savaşlarına tanıklık etmekteyim. Asıl savaşları hastaneden ayrıldıkları anda başlamış. İlk kurşunlarını o anda yemişler. İlk yaralarını orada almaya başlamışlar. Kasıklarından iki bacağını kaybeden Ç. A. taburcu olup hastaneden ayrılırken demirbaş diyerek altındaki tekerlekli sandalyeyi aldıklarında, "Bacaklarımı, her şeyimi, her şeyimi o anda unuttum, ilk kez keşke ölseydim" diyor ve bacaklarını istiyor. Yaşam savaşlarında hemen hemen hepsi yenilmişler, teslim olmuşlar. Hemen hemen hepsi "ortada kaldım" diyor, "pişmanım" diyor.
Tarih
Reklam
Reklam