Ümit Şensoy

Ümit Şensoy

Çevirmen
8.0/10
170 Kişi
·
411
Okunma
·
1
Beğeni
·
269
Gösterim
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
244 syf.
·2 günde·6/10
Küçük işletmelerin büyüyüp gelişmesi adına işletme sahiplerine yönelik yazılan bu kitapta Dave Logan ve Steve Zaffron'un ortaklaşa yazdığı kitapta yazarlar genel olarak ;

1-İnsanların performansı karşılaştıkları durumu nasıl gördükleriyle bağdaşıktır.
2-Bir durumun görünme biçimi dille ortaya çıkar.
3-Geleceğe dayalı dil insanların durumu görme biçimini değiştirir.

kuralları üstünde dururlarken kitap, üç yasayı ve bunların yaşamınızda nasıl kullanılabileceğini açıklıyor. Kitap ayrıca bu üç kurala uyan ve bazı şaşırtıcı sonuçlar elde eden insanların mükemmel hikayelerini de içeriyor.
224 syf.
·1 günde·5/10
Philip Kotler'in son kitabı olan bu kitapta günümüzün ürünlerinin nasıl çıktığı ,pazarlanması gerektiği ve global ürünlerin hangi ülkede hangi isimle satıldığı konu alırken birçok temel pazarlama kavramını çok güzel bir dilde açıklar ve müşterilerinizi nasıl tanıyacağınızı , dillerini nasıl konuştuklarını sade ve açıklayıcı şekilde kaleme alır
216 syf.
·12 günde·Beğendi·10/10
Yine hayatımda okuduğum en eşsiz reklamcılık kitaplarından bir tanesi. Reklamcılığı dünü, bu günü ve yarını ile ilgili bilimsel temellere dayalı o kadar derin bilgiler veriyor ki zaman zaöan kitap bitmedin istedim. Nöropazarlama hakkındaki yarım bilgilerimi aydınlatacak reklam sektörünün geleceği hakkında yeni ufuklar kazanmamı sağladı. ULAN NE GÜZEL ANLATTIM BEEE
160 syf.
·3 günde·9/10
Farklı liderlik tarzlarının duygusal zeka kapsamında örneklerle değerlendirilmesi içeren güzel bir kitap. Kişinin duygusal zeka seviyesinin liderlikte önemini vurguluyor. Geliştirilebilir olduğunun da altını çiziyor. Konuya ilgisi olanlara öneririm.
216 syf.
Neden satın alırız ? Hatta satın aldıktan sonra, kullanmadığımız eşyaları bile alırız.Ürünlerini bize satabilmek için hangi yöntemleri kullanıyorlar ? Satın almanın bizde oluşturduğu sahte mutluluklar.Bu konularda bizi aydınlatan bir kitap.
278 syf.
Mobil telefonlar hayatımıza o kadar hızlı girdi ki hızı karşısında hepimiz şaşkına döndük ve bağımlısı olduk. Öyle ki; elimiz ayağımız ve bütün dünyamız oldu küçücük aletler.

Bir arkadaşımızla konuşurken aramızda geçen bir bahis telefonu kapattığımızda karşımıza reklam olarak çıktı. Alacağımızı söylediğimiz ürünün indirimli fiyatları ekranımızda kaymaya başladı henüz araştırmamışken. Veya arama motoruna bir iki harfini yazdığımızda Google Efendi bunu mu dediniz diyerek bize kolaylık sundu.(!)

Biz herhangi bir şeyi konuşurken veya düşünürken karşımızda hazır bulma kolaylığı çok hoşumuza gitti, arkasında çalışan yapay zeka gönlümüzü kazanmıştı. Fakat işler bununla sınırlı kalmayacaktı.

Yapay zeka (YZ) çalışmaları küresel ölçekte o kadar arttı o kadar arttı ki özellikle iki dünya ABD ve Çin’de yapay zekanın yapabilecekleri, Hollywood’un konuya yaklaşımı da üstüne eklenince korku imparatorluğu aldı başını gitti. Robotlar önce işlerimizi elimizden alıyorlardı ardından da yönetimimizi. Ve tabi kaos.

Kai-Fu Lee işte tam bu noktanın göbeğinde bulunan bir isim. Yapay Zekan Enstitüsü başkanlığının yanı sıra Google China’nın kurucusu olan Lee, Microsoft ve Apple’da yöneticilik de yapmış bir isim. Yani yapay zeka konusunda dünyada iki kutupta da bulunmuş.

Lee, Amerika tecrübesini, Silikon Vadisi'nin bir klonu olarak kabul edilen Çin'de de göstermiş. İnternet ve inovasyon dünyasındaki gözlem ve eleştirileri, bu iki dünyanın da mutfağından gelmesi nedeniyle, önemli ve nokta atışı.

Orijinal ismi “AI Superpowers, China Silicon Valley and The New World Order” olan “Yapay Zeka ve Yeni Dünya Düzeni Çin Silikon Vadisi” kitabı dokuz bölümden oluşuyor.

“Çin’in Sputnik Anı” isimli birinci bölümde; Çin’in internet ve yapay zeka çalışmalarının düşünce altyapısı ve işleyişiyle ilgili giriş bilgilerini sunuyor. “Kolezyum’daki Kopyacılar” bölümünde ise Silikon Vadisi’nin Çin’e taşınma (aktarılma) sürecini anlatıyor Kai-Fu Lee.

Çin internetinin ilk dönemine damgasını vuran Silikon Vadisi’nin kopyalanması “Klonlanması” Çin için oldukça normal karşılanan girişim. Halbuki işin Silikon Vadisi tarafında bu durum tam tersi bir etkiye sahip. Kolezyum tanımlaması ise sayfaların içine girildiğinde hedefi tam 12’den vuruyor. Çin’deki kural tanımaz ve hiç bir müsamahaya yer olmayan rekabeti ve hızlı büyümeyi Orta Çağ’ın Gladyatörlerinin hayatta kalma savaşı güzel betimliyor. Çin internetinde ayakta kalacak bir girişim yapmak istiyorsanız kurallar belli: Kuralsızlık.

Üçüncü Bölümde “Çin’in Alternatif İnternet Evreni”ni anlatan Lee, Çin devletinin internet dünyasının gelişmesi için uygulamaya koyduğu “Yığınsal girişimcilik ve yığınsal inovasyon” sloganın içeriğini ve işleyişini anlatıyor. Verilerin nasıl işlendiğinden, yeni bir girişimin ne gibi yenilikleri kısa sürede kitlelere ulaştırmasını bir çoğumuzun bildiği fakat kısıtlı olarak kullandığı WeChat uygulaması örneği üzerinden anlatıyor.

Ülkemizde sadece mesajlaşma ve konuşma uygulaması olarak kullanılan uygulama, Çin’de kullanıcısına yemek siparişinden banka hesabına kadar geniş bir yelpazede hizmet ve kolaylık sunuyor. Detayları Lee’nin satırlarından okumalısınız, bambaşka bir dünyanın kapıları önünüzde açılıyor gibi hissedeceksiniz.

“İki Ülkenin Hikayesi”nin anlatıldığı dördüncü bölümün ardından esas konuya giriş yapıyor Lee, “Yapay Zekanın Dört Dalgası”. Yapay zekaya dair teorik, tabi pratiğe yansıyan taraflarıyla birlikte, bilgilerin ve sürecin bulunduğu bölüm YZ hakkında temel bilgi gereksiniminizi fazlasıyla karşılayacak.

“Ütopya, Distopya ve Gerçek YZ Krizi” isimli altıncı bölümde “düşünen makinelerin” hayatımızda edinecekleri yeri anlatıyor. Karanlık bir Hollywood filmi gibi. Fakat Lee bu kadar karamsar değil. Bahsi konu edilen karanlık senaryoların gerçekleşmesinin günümüz teknolojisiyle mümkün olmadığını ısrarla ifade eden Lee, bilim insanlarının akademik göstergelerin dünya ürünü haline gelmesini konusunda biraz abartılı tahminler ileri sürdüklerini iddia ediyor.

YZ alanında 1980’lerin başında çalışmalarına başlayan Lee, kendi tahmininin 5 yıl içinde YZ’nin bütün dünyayı kasıp kavuracağı olmasına rağmen bunun 25 yıl gibi 5 kat bir farkla gerçekleşmeye başladığını ve yanıldığını ifade ediyor.

Fakat YZ çalışmalarının ilerleyen yıllarda ekonomik açıdan insan istihdamını olumsuz etkileyeceğinin kesin olduğunu da sözlerine ekleyen Lee, ekonomik uçurum ve paylaşımdaki makasın giderek daha fazla açılacağı öngörüsünde bulunuyor ki bu pek sürpriz bir sonuç değil.

Bu bölümde esnek çalışma ve yeni istihdam alanlarının da oluşacağını ifade eden Lee, gelişmelerin tamamen olumsuz sonuçlanmak zorunda olmadığını önlemlerin alınabileceğini ve hatta önlemler alınması gerektiğini sert bir biçimde belirtiyor.

2013 yılının başında talihsiz bir şekilde kanser olduğunu öğrenen Lee için hayatın ve çalışmanın akışı birden değişiyor. “Kanserle Gelen Bilgelik” isimli yedinci bölümde kanserle savaşını ve dünyaya karşı olan tutumunu gözden geçiriyor Kai-Fu Lee.

Ömrünü yapay zeka çalışmalarına adamış bir insanın işin sonunda yapay zekaya değil de insana dönmesi yakalandığı hastalık sayesinde oluyor. Evet yapay zeka bir doktora göre teşhis ve tedavide daha yüksek başarı gösterecek bundan kuşku duymuyor fakat robotların kalbinin olmadığı gerçeğini göz ardı edemiyor. Size hastalandığınızda ilaçtan önce sevgi gerekiyor. İlgi gerekiyor. Bu gerçek aslında bütün teknolojik ve bilimsel gelişmelerin temelinde yatan o öze götürüyor bizi.

Seviyor ve seviliyorsanız bu dünyada bir anlamınız var gerisi teferruat.

Lee için gerçek trajedi daha fazla yaşayamayacak olması değil, en yakınındakilerle sevgisini cömertçe paylaşamayacak ve bunca zaman paylaşamamış olması. İşte bu nokta sevgiyi ve YZ çalışmalarının göz ardı ettiği esas gerçeği ortaya koyuyor: İNSAN.

Sekizinci bölümde hastalığı süresince ve sonrasında insan faktörünü YZ ile bir arada nasıl sürdürebileceği üzerine düşüncelerini paylaşıyor Lee, “İnsanla YZ’nin Bir Arada Var Olmasını Sağlayacak Anahtar” ismini verdiği bölümde gözlerimizi geleceğe, ileriye diktiğimiz kadar, etrafımıza da bakmaya mecbur olduğumuzu hatırlatıyor bizlere.

Son bölümde ise “Küresel YZ Hikayemiz”i anlatıyor Lee. YZ’nin doğru anlaşılıp kullanıldığında bütün insanlık için eşsiz bir ekonomik gelişme ve refah yaratacağını fakat bunun için insanın öncelenmesi gerektiğini vurguluyor defaatle.

Kitap aslında bir insanın ömrünü verdiği çalışmaların nasıl seyir değiştirebileceğinin güzel bir örneğini sunuyor. Vazgeçilmez olarak gördüğümüz iş hayatımızın aslında nasıl sabun köpüğü bir etkisi olduğunu, öncelik ve sonralıklarımızın ne kadar tutarsız ve yanlış olduğunu, bunun yanında çalışmanın aşkla şevkle yapıldığında nasıl güzel sonuçlar doğurduğunu ve günün sonunda insan kalabilmenin ne kadar zorlaştığını anlatıyor.

Lee, insan olabilmek ve insan kalabilmenin, buna sabır göstermenin ne kadar zor fakat meyvesinin de bir o kadar tatlı olacağını kendisinden hareket ederek anlatıyor. Alınacak çok ders geçilecek çok yol var.
176 syf.
·13 günde·9/10
Jack London'dan okuduğum bu ikinci eser de beni çok etkiledi. Bir hayvanın gözünden, gelişen teknoloji ancak bu kadar doğal ve güzel anlatılabilirdi. Bir kez daha sevginin çözemeyeceği hiçbir şey olmadığını hatırladım.
244 syf.
·2 günde·Beğendi·6/10
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, İş Yönetimi serisinden çıkan "İş Dünyasında Ezberbozanlar" kitabı, iş dünyasında farklı bir şeyler yaparak öne çıkmış kişiler ve yaptıkları işler hakkında bilgiler veriyor.

Kitap içerik olarak 5 ana başlığa sahip. Bunlar sırasıyla:
1) Öncüler
2) Oyunbozanlar
3) Değer Odaklı İşler
4) Topluluk Oyuncuları
5) Gelecek Vaat Eden Etkileyiciler


Kitap iki kişi tarafından yani ortak bir çalışma olarak yazılmış. Gerry Thomson, mimar geçmişine sahip daha sonra kişisel gelişim alanında yoğunlaşarak, eğitim danışmanlığı yapıyor. David W. Mellor ise bankacılık geçmişinden elde ettiği geniş deneyimleri danışmanlık yaparak devam ettirmekte.

Kitap, 31 etkili yenilikçinin yaptıklarını okuyucuya anlatmaya çalışıyor. Bunu yaparken de bu kişi ve firmaların kuruluş aşaması, önemli dönüm noktaları, aldığı kararları, zorlukları ve elde ettikleri başarıları anlatıyor. Bunun sonucu olarak, gelecek kişi veya kuruluşlara da esin kaynağı olması olması amaçlanmış.

Kitap içinde yazılan görüşlerin çoğu o kişilerle yapılan görüşmeler neticesinde ortaya çıkmış. Örneğin, Dyson süpürge olarak duyduğumuz markanın kurucusu James Dyson'un iş hayatına kısaca bakılıyor. Araştırma, tasarım ve geliştirmeye ağırlık vererek, ayrıca bir konu üzerinde inatla durması ve sebat etmesi anlatılıyor. Yenilikçi bir ürünün hemen şıppadak ortaya çıkmadığı bunun için yapılan çok çetin çalışmalar anlatılıyor.

İş dünyasına yönelik ya da iş dünyasına ilk adımını atacak kişilere, daha önce o yollardan geçmiş kişilerin deneyimleri ve
özlü sözlerini içeren bir içeriğe de sahip. İçinde çoğu kişinin kendine yakın bir şey bulacağı mutlaka bilgi de var. Salt söylenmiş cümleler yerine hayatın içinden çıkıp gelen cümleler okuyucuya eşlik ediyor.

Başarıya götüren yol boyunca yaşanan sıkıntılar, çözüm yolları ya da çözülememesi sonucu ortaya çıkan başka sorunlar kitabın geneli içinde anlatılır. Önce bir hedef, hedef değiştirildiğinde yapılan çalışmalar, karşılaşılan zorluklar, bunların aşılması ve sonunda -büyük çoğunluk- kurdukları o işletmelerin, sektördeki büyük oyunculara yüksek fiyatla satılması ve bu arada başarıya giden yolda gelecek
nesillerin feyz almalarını sağlayacak çeşitli özlü sözler kitaba eşlik eder.

Genelde bireysel çabalar sonucu ortaya çıkan çeşitli başarı örnekleri üzerinden birbirini takip eden başarı öyküleri anlatılır. Anlatılan öykülerin çoğu büyük şirketlere ait değil.

Kitabın son kısmında ise 'Ezberbozanların' özelliklerine değiniliyor. Ortak yanlar, farklılıklar, kişilik özellikleri, işe bakış açıları, değer anlayışları, tavırları gibi.

Kitapla ilgili şu hususu da belirtmekte yarar var. İş Yönetimi serisi içinde çıkan bu kitap, var olan yapı içinde farklı bir şey düşünüp bunu uygulayanların hikayelerinden kısa alıntılar yapıyor. Belki iş yaşamında bizlerde bazı şeylerin değişmesi ya da 'ya! şöyle bir şey yapılsa ne müthiş olurdu' diye düşünmüşüzdür. Bu iç geçirmelerimizin dışa vurumunu gerçekleştiren hikayeler de diyebiliriz. Küçük bir parça tarihin
akışını değiştirebilir ya da değişmesine öncülük edebilir.

Bugün böyle böyle yap zengin olursun, şunu yap araban olsun, bunu yap evin, atın, yatın, katın ve bilumum bilmem nelerin olsun diye bir sonuç bekleyen olursa onu beklemesin.

Sadece girişimcilere bir çeşit fikir vermeye çalışıyor. İmkan ve imkansızlık içinde bir hedefe kilitlenip o doğrultuda çalışılınca bazı şeylerin değişebileceğini gösteren örnekler sunuyor. Çok basit gözükebilir ama her şey o basit diye tabir edilen şeylerden de çıkmıyor mu? Bazen karmaşık bir sorun çok basit bir çözümle hayat bulabiliyor.

O yüzden ben bu kitabı okudum ama 'hayatım değişmedi' değilde, o değişim için neler yaptığına bakılması lazım diye düşünüyorum.


Ezcümle: Tavsiye ederim. Bu kitabı 30/11/2018 - 1/12/2018 tarihleri arası okudum ve 2/1/2019 tarihinde siteye ekledim.
408 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
Oldukça güzel bir biyografik eser. Kitapta Wozniak ve Jobs'un elektronik bilimine olan merakı ve yavaş yavaş Apple şirketini kurması sonrasında Scotty, Holt gibi isimlerin firmaya gelişi, ilk çıkan bilgisayarı anlatılıyor. İkinci bölümünde Apple 2 adı verilen bilgisayarı çıkarmaları ve ürünün piyasada patlaması, borsada halka arz, şirketin ciddi anlamda büyümesi ve bu sebeple yaşanan bazı sıkıntılar anlatılıyor. En sonunda da Apple 3 fiyaskosu, Jobs'un şirketten ayrılması ve Pixar'ı satın alması, belli bir süre sonra tekrar dönmesi, kişisel bilgisayar pazarında payı küçülen şirketi iPod ve iPhone ile tekrar şaha kaldırması anlatılıyor. Pek çok detaylı bilgi içeren bu kitap, bilgisayar teknolojisine hakim olmayan okura biraz sıkıcı gelebilir ancak oldukça güzel bir eser olduğu gerçeğini de değiştirmiyor.

Yazarın biyografisi

Yazar istatistikleri

  • 1 okur beğendi.
  • 411 okur okudu.
  • 45 okur okuyor.
  • 594 okur okuyacak.
  • 19 okur yarım bıraktı.