Vedat Akdamar

Vedat Akdamar

YazarEditörTasarımcı
8.6/10
11 Kişi
·
16
Okunma
·
0
Beğeni
·
532
Gösterim
Adı:
Vedat Akdamar
Unvan:
Yazar
Belki yanıtsız kalan soruları için, siyah da olsa bir yanıt olarak gördüler ölümü ya da savruldukları uçurumlarda tutunamadılar hayatın kıyısına. Hayat onlar için, ürkek adımlarla ilerledikleri loş bir koridordu, sonunda yanlış anahtarla açmaya çalıştıkları bir kapı olan.
Şair (Georg Trakl) korkuyu dile getirmek için gri'ye kucak açar: "korkunun kül rengi yüzü". Bu gri'ye yakın olan 'soluk' sıfatına da sık sık başvurur; dolayısıyla Trakl'ın gördüğü düşler , uyanıkken görmüş olduğu imgelerdir ve en sevdiği saat, şiirlerinde akşamın çıkıp geldiği saattir. Aydınlığın tam gitmediği, karanlığın ise henüz egemen olmadığı saattir bu!
64 syf.
·Beğendi·9/10
Furkan Çirkin yakınlarda kitabını (Nihilist Alarm, Artshop, Kasım 2019, 2. Baskı) okuma şansı bulduğumuz bir genç şair. Ayırt edici bir biçem sağlamlığı var. Bundan ayrılmayan şairanelikten uzak üslubunu düşünsel ve estetik olanı şiirinde buluşturma gayretinden alıyor gibi. Aşil’in topunu da burada sanki: Felsefe estetiğe mi, estetik felsefeye mi hakim olacak şiirinde? Buna dikkat ederse, edebiyatımızın genç benzerliğinde ayırt edici bir şair olarak belirmesi çok olanaklı.

-Ferruh Tunç

https://www.gercekedebiyat.com/...eri-ferruh-tunc/4182
64 syf.
·Beğendi·8/10
https://edebiyatburada.com/...aki-merkezi-yankima/

Varlığın sürekli devinen hızı içinde olgulara bağlı olayların tümünün tesadüfi oluşuna inanış aşamasında hepimiz belli oranda aynı görüş içine yerleşiriz. Belli kadim sistemlere tabi gibi duran bu zincirleme düzeneğin içinde üst ciddiyet arayışı sürerken toplumların en etkin bağlanma aracı olur dil; yadsımanın da kayışı rolünü üstlenir. Çünkü rastgele olduğu düşünülen şey – şeyler muhakkak kolaylıkla yadsınabilmek için ertelenir. Fakat burada sormak gerekliliği hissettiğim bir soru gelip kafama yerleşiyor: Yadsımanın, gerçek olanı tanımlamada en hünerli araçlardan biri oluşu göz ardı edilebilir mi? Ya da yadsımanın artık gerçekten evrensel uyarıcı etkenleri hizmete çağırması gerekli midir? Bizi gelip bu noktada, olumluluk ve olumsuzluk hissini ölçülü bir tezat kullanımıyla ortaya koyarak ‘ hiç ’ kavramının mantığı gereği ne ona ne buna bağlanmadan, şansa bırakılamayacak derecede değerli sözün zaviyesinden ‘‘ işte büyük karmaşa işte muhteşem düzen ’’ e bakmaya davet ediyor Nihilist Alarm.

Furkan Çirkin’ in ilk kitabı olan Nihilist Alarm, geçtiğimiz yılın son aylarında Artshop Yayıncılık’ tan çıktı. Kitap sırasıyla; ‘ Yontuk Rutin ’, ‘ Sayın Şair ’ ve ‘ Aşk ve Hiç ’ başlıkları altında toplanan üç bölümden oluşuyor. Genç bir şairin ilk kitabında genellikle ilk beklenen ana etken kitabın oluşturulmasında izlenmiş olan tutarlılıktır. Bu yönüyle baktığımızda kitabın içeriğini oluşturan bölümlerin nasıl bir işçilik ve şiiri elden bırakmayan düzenle bir araya getirildiğini görüyoruz. Göze çarpan en önemli özelliklerin başında ise, şairin kimliğini kurma aşamasında belki de çekimser yaklaşacağı, varlık-yokluk gibi kavramların yaşam gailesi içinde gerçeği tam merkeze koyup metafizik sorunsalları da harca katan bir söylemi oluşturuyor olması. Bu açıdan ‘ Nihilist Alarm ’ ı okumaya başladığımda aklımda belki hep bilinen ama çoğunluk sümen altı edilen başat sorunlardan birisi belirdi: Tefekkür edip doğruluğuna inandığımız her duygu, düşünce peşi sıra tezatını da bünyesinde barındırırken, herkesçe kabul görebilecek tek bir gerçekliğin ortaya çıkabileceği küçük bir olasılık ihtimali pekalâ düşünülebilir mi? Metafizik bir bulanma hali.

...
...
96 syf.
·Beğendi·10/10
SADECE BENİM OLSUN

İçinde başka beşiklerin olmadığı,
Kahkahalarımın ve hıçkırıklarımın
Başka sesler arasında kaybolmadığı,
Mesela ilk defa gördüğüm bir kelebeğin,
Penceremde ki harika raksına kapılıp da
Mutlulukla kıkırdayınca duyabileceğim;
Resmi hizmete mahsus olmayan
Sıcak bir odam olsun,
Sadece benim olsun.

Benimle koşmuş,
Benimle terlemiş
Bir tek benim için
Türlü türlü eğlenceler derlemiş,
Üzerindeki diş izleri bana ait olan
Eskimişliği,yıpranmışlığı benden izler taşıyan
Benim başucumda sabahlayan,
Tek bir oyuncağım olsun
Sadece benim olsun.

Geldi mi çabuk gitmeyen,
Bir ziyaretçi vaktinden daha uzun
Bir fındığın kabuğundan
Daha koruyucu bir şekilde
Bana sımsıkı sarılabilen,
Kucağına işeyebilecek kadar,
Derin uykulara dalabileceğim,
Kravatsız bir babam olsun;
Sadece benim olsun.

Bir tek,
Bir tek ben seslendiğimde koşan,
Sinesinde sadece benim kokumu saklayan,
Kalbindeki,şefkati kadar sahici yorgunluklarının
Vardiya vardiya dolaştırmayan,
Önlüksüz,formasız,
Kokusu hep aynı kalan,
Öyle üç beş tane değil,
Tek bir ANNEM olsun;
Sadece benim olsun..
179 syf.
·8 günde·6/10
"Hayatın yanında hep bir yedek olarak intiharı taşıyanlar..." diye başlayan, yıllardır hep hayatlarına eğilmeye çalıştığım, ürkekliklerini ve cesaretlerini anlamak istediğim şairlerin intiharlarına bir bakış açısı sunmuş antoloji niteliğinde bir kitap. Hazırlayanların çabasını takdir ediyorum elbette ancak yine de giriş cümlesine ortak olamadım. Belirtmek isterim böyle bir çalışmada bana göre en önce bilinmesi gereken, bu karanlık koridorda dolaşmaktan vazgeçen ruhların aslında yedek olarak taşıdıklarının hayat değil intihar olduğudur. Yanlış kapıyı açtıklarını kim söyleyebilir, hangi yollarda yürüdüklerini bilmeden. O yollarda kimlerle, nelerle karşılaştıklarını bilmeden. Kim tanıklık etti hayatı bizden daha çok sevmediklerine?

Yazarın biyografisi

Adı:
Vedat Akdamar
Unvan:
Yazar

Yazar istatistikleri

  • 16 okur okudu.
  • 1 okur okuyor.
  • 14 okur okuyacak.