Vera Zingsem

Vera Zingsem

Yazar
8.5/10
8 Kişi
·
24
Okunma
·
3
Beğeni
·
326
Gösterim
Adı:
Vera Zingsem
Unvan:
Yüksek İlahiyatçı, Öğretim Görevlisi, Efsane ve Sembol Araştırmacısı, Serbest Yazar, Dans Pedagogu
Doğum:
Mönchengladbach, Almanya, 1954
1954’te Mönchengladbach’ta doğdu. Yüksek ilahiyatçı, öğretim görevlisi, efsane ve sembol araştırmacısı, serbest yazar, aynı zamanda dans pedagogu niteliklerini taşıyor ve Tübingen’de yaşıyor. GEDOK Stuttgart’a üye olup Baden-Wüttemberg Yazarlar Birliği’nin yönetim kurulu üyeliğini yürütüyor. Birçok kitabı, dinletisi, konuşması, yayını vardır.
Baykuşlar bilgeliğin ve ölümün kuşlarıdır.
Vera Zingsem
Sayfa 27 - İlya İzmir Yayınları - 2. Basım, 2007, Çeviri: Devrim Doğan Yüzer
Erkek kendi içinde var olan ancak hoşlanmadığı yönlerini, kadında hem yok etmeye çalışır hem de cezalandırır.
Vera Zingsem
Sayfa 12 - İlya İzmir Yayınevi
"Atalarımızın kadınların özgürlüklerini kısıtlamak için ortaya koydukları tüm o yasaları hatırlayın; ancak o yasalarla kadınlar erkeklerin gücüne boyun eğmişlerdir... Bizimle eşit duruma geldikleri anda bizden üstün olacaklardır."
"... Nefret etmek istiyorum ondan
Bana yaptığı işkencelerden,
Yine de bırakamıyorum onu..."
Kendi kendimizi kandırmayalım: Kadınların varlığı kültürümüzde varlıksızlık olarak ele alınmakta.
1988 yılında Psikolog Sigrid Steinbrecher bir araştırmada 60 kadın ve erkeğe "kadının kendi imajı" ve "erkeğin kadın imajı" ile ilgili sorular yöneltmiştir. Tüm erkek ve kadın katılımcılar kendilerine eşitlikçi diyen insanlardan seçilmiştir.

Erkeğin kadın imajı şöyle görünüyordu:
- Sadık olmalıdır.
- Erkekten daha akıllı olmamamlıdır.
- Erkeğin tasalarını ondan alıp onu şımartmalıdır.
- Ortayı bulmalı ve hoşgörülü olmalıdır.
- Sosyal bağlantılar yapmalıdır.
- Erkek tarafından korunmalıdır.
- Aile içinde söz sahibi olmalıdır ve temizlikten o sorumludur.
- Uyum sağlayabilir olmalıdır.
- Erkek tarafından korunmalıdır.
- Erkeksiz bir kadın kadın sayılmaz.

Kadının kendi hakkındaki düşüncesi de bu yukarıdakinden çok az, hemen hemen hiç farklı değildir:

- Kadın uysal, sevgi dolu ve sempatik olmalıdır, aynı zamanda da mütevazi olmalı ve bencil olmamamlıdır.
- Erkekten daha akıllı olmamamlıdır.
- Erkeği desteklemelidir.
Sanatsal alanlarda önem taşıyabilir.
- Erkekle rekabet içerisine girmemelidir.
Kurban, suçluymuş gibi gösterilerek esas suçlu kendi vahşetinden dikkati uzaklaştırmaktadır. Katil değil öldüren, tecavüzcü değil tecavüze uğrayan suçludur.
Aşık olduğunda şu ana kadar korku ve dehşet hissetmemiş bir kişi Aphrodite'in gücünün sınırlarının henüz tam olarak farkına varmamıştır ve kendi duygusal hayatını riske etmenin anlamını bilmemektedir.
Her daim aşkta tüm yollar, en azından onu o anda yaşayan kişiler için yenidir. " Her gerçek aşk karşılaşması tek ve özel olarak yaşanır, hareketler her seferinde aynı olsa da. Yaşam boyunca binlerce kez aşk yaşayabiliriz ama hiçbir birleşme diğerine benzemez. Aphrodithe'in merhameti bizim masumiyetimizi ve bizim psikolojik bekaretimizi her seferinde yeniler: O, ilk seferin muhteşemliğini tekrar meydana getirir."
....
Aşk "dönüşü olmayan bir ülke"dir ve hiç kimse değişmeden bu ülkeden tekarar "yukarı" çıkamaz, tek şart kişinin kendini olaya tüm derinliğiyle bırakmasıdır. Bunu her kim başarabilirse daha sonradan, önceden olduğu kişi olmayacaktır ve belli bir anlamda gerçekten ölmüş olacaktır! Geriye gelen insan daha önce olduğu kişiden farklı bir kişidir. Bunu istemeyen, aşktan hiçbir şey anlamamıştır."
Sadece mitolojiyle ilgilenlerin değil, herkesin okuması gereken bir kitap. Yazar farklı düşüncelerle birlikte kendi düşüncelerini de katarak güzel bir kitap yazmış. Toplumsal bir çok sorunun kaynağını ve çözümünü de içinde barındıran bir kitap.
Lilith,Adem,Havva ve Tanrı arasında geçen sürtüşmeleri mitolojik olaylar çerçevesinde konu edinen ;Sürükleyici bir dili ile okuyucuyucu etkileyen bir kitaptır.
Atatürk düşmanlığının sosyo psikolojik kökenlerini anlamak zorundayız.

Bunun için, kendine Yaratılış Öyküsü oluşturan ya da seçen toplumların yaşayışı ve değer yargılarına kısaca bakmalı.

Anaerkil anlayışı sürdüren, kadınlarına eziyet ettirmeyen Navajolar'ın Yaratılış Öyküsü'nde kadın tanrıça; belirleyici, buluşçu, ağırlığı olan, sözü geçen, reddedebilen, seçebilen, güçlü özelliklere sahip.

Navajolar da bu metafizik öyküyü yaşayışlarına aynen almış; kadınları özgür, görkemli, güçlü, katılımcı, belirleyici, toprağa ve sürülere sahip olarak yaşamaktadır.

Yaratılış Öyküsünü, İbranî dinlerden örneğin Tevrat'tan alan toplumların kadınları bilinçaltında korkunç suçluluk duyguları barındıran, periyot ve doğurganlık özellikleri kendilerine birer "ceza" olarak anlatılan, saptırıcı, şeytani, güven duyulmaz, düşüncesine başvurulmaz karakterdedir.

Lilith, İbranîlere göre ilk yaratılmış kadın. Adem ile üstünlük değil, eşitlik savaşı verdiği için üstü çiziliyor. Yerine gelen Havvaların ikincisi, ataerkil yapıyı oluşturmaya ve kadınların sosyo psikolojisinde suçluluk, ikinci sırada olmak duygusunu yerleştirmeye daha uygun anlatılıyor.

Atatürk, ataerkilliğe karşı çıkıp, Türk kadınlarına haklarını iade etmek için çok uğraştı ve başardı. Bunu yaparken de kültürümüz dışında herhangi bir Yaratılış Öyküsünü tanımadı.

Atatürk düşmanlığının sosyo psikolojik kökenlerinden biri de budur. Tiyatro sahnesinden kadınları indirenlerin ruh hallerinde bunu bolca gözlemleyebilirsiniz...

Yazarın biyografisi

Adı:
Vera Zingsem
Unvan:
Yüksek İlahiyatçı, Öğretim Görevlisi, Efsane ve Sembol Araştırmacısı, Serbest Yazar, Dans Pedagogu
Doğum:
Mönchengladbach, Almanya, 1954
1954’te Mönchengladbach’ta doğdu. Yüksek ilahiyatçı, öğretim görevlisi, efsane ve sembol araştırmacısı, serbest yazar, aynı zamanda dans pedagogu niteliklerini taşıyor ve Tübingen’de yaşıyor. GEDOK Stuttgart’a üye olup Baden-Wüttemberg Yazarlar Birliği’nin yönetim kurulu üyeliğini yürütüyor. Birçok kitabı, dinletisi, konuşması, yayını vardır.

Yazar istatistikleri

  • 3 okur beğendi.
  • 24 okur okudu.
  • 1 okur okuyor.
  • 21 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.