Veysel Donbaz

Bin Kral Bin Anı yazarı
Yazar
9.5/10
2 Kişi
6
Okunma
11
Beğeni
1.939
Görüntülenme

Hakkında

Veysel Donbaz maddi durumu iyi bir tüccarın 5.çocuğu olarak 12 Aralık 1939 da Denizli/ Bekilli’de doğmuştur. İlk, orta öğrenimini tamamladıktan sonra Ankara Üniversitesi Dil-Tarih ve Coğrafya Fakültesinin Sumeroloji bölümüne girdi (1958-1962). Bölümünün tek ve gayretli öğrencisi olarak bir çok profesörden eğitim gördü: Prof.Dr. Kemal Balkan, Prof.Dr. Emin Bilgiç, Prof.Dr. Mebrure Tosun ( arasıra), ve Prof.Dr. Kadriye Yalvaç’tan ( henüz Dr. idi) Sümeroloji anabilim dalında (Sumerce ve Akadça dilleri, Hititçe’nin esas olduğu, Sumerce’nin yardımcı olduğu Hititoloji Dalı ile karıştırılmamalıdır; Prof. Dr. Tahsin Özgüç ve Prof.Dr. Nimet Özgüç’ten Önasya ve Anadolu Arkeolojisi dersleri ve Ord. Prof.Dr. Sedat Alp’ten de Hititoloji öğrenimi gördü. 1962 Haziran ayında tamamladığı Ankara Üniversitesindeki öğrenimini müteakip, Sumeroloji Bölümünde istihdam edilme husususundaki ciddi ve ısrarlı tekliflerin aksine kendisini İstanbul Arkeoloji Müzelerine tayin edilmiş buldu.
Ünvan:
Yazar, Tarihçi
Doğum:
12 Aralık 1939

Okurlar

11 okur beğendi.
6 okur okudu.
20 okur okuyacak.

Okur demografisi

Kadın% 0.0
Erkek% 0.0
0-12 Yaş
13-17 Yaş
18-24 Yaş
25-34 Yaş
35-44 Yaş
45-54 Yaş
55-64 Yaş
65+ Yaş
Reklam

Alıntılar

Tümünü Gör
İkinci Dünya savaşından sonra Avrupa'daki kadın sayısı erkeklerin neredeyse beş katına çıkmıştı.
Sayfa 41
Anı-Mektup-Günlük
A.B.D. lerinin bir başka uygulaması da içeri sokulmasını istemedikleri yiyecekler.. Bu hususta o kadar titizler ki, uçakta size ikram edilen Paskalya çikolatalarını, ambalajlan açılmamış peynir, tereyağını bile sokmuyorlar içeri. Halı, kilim gibi eşyalar gümrüğe tabi. Bizim gümrüğümüzde de olduğu gibi, çıkışta iki kapı var. Yeşil ve kırmızı. Götürdüğünüz eşyaya göre bunlardan bir tanesine yönelebilirsiniz. Yeşile yöneldiğinizde onların hat sınırı olan maddeler götürmelisiniz. Kontrol edildiğinde yüklü bir para cezası çekebilirsiniz. Sıkı kontrollere rağmen uzun bir yolluğun Amerikan gümrüğünden geçtiğine dair şu hikaye anlatılır: Oğlu Amerika'da olan bir köylümüz oğlunu görmeye gider. Yanında 15 metreyi aşan uzun bir dokuma yolluk vardır. Gümrükte tespit edilir. Adam hiç dil bilmez. Amerika'ya göçmüş bir Ermeni vatandaşımız tercüman olarak bulunur. Gümrük memuru sorar "Sor bakalım, bunu ne yapacakmış? Köylüye soru nakledilir. O da Ogluma hediye olarak götürüyorum, yasak miymiş? der Ermeni vatandaşımız düşünür, köylünün dediği gibi çevirse, yüklü bir gümrük vergisi alınacak "Namaz kılıyormuş üstünde" der. Gümrük memuru namaz lafından bir şey anlamaz ama, köylünün söylediğine de inanmak ister. Kafası karışır. Kolay kolay gümrüksüz bırakmayacaktır yolluğu: "Göstersin bakalım" der. Çaresiz denilen yapılacaktır. Ermeni durumu köylüye anlatır. Yolluk, salona upuzun serilir. Abdestsiz namaz kılınmaz ama, köylü yolluğun bir ucuna dikilir. Okuyup, üfler, iki rekat namaz kılar. Yolluğun geri kalan kasmı bomboş durmaktadır. İstenileni yerine getiren köylü çaresiz secde vaziyetinde otururken, Ermeni: -"Şimdi, on, onbeş takla at ve en öbür uca git ve ayni şeyi orada da yap" der. Köylü istenileni yapar ve yolluk gümrüksiz geçer ama, gümrük memuru hayretini
Sayfa 67
Anı-Mektup-Günlük
Reklam
Reklam