Yavuz Keskin

Yavuz Keskin

YazarÇevirmen
7.5/10
21 Kişi
·
90
Okunma
·
0
Beğeni
·
95
Gösterim
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
142 syf.
·10 günde·Beğendi·10/10
Edebi bir dille yazilmis, ruhsal güçleri geliştirme rehberi niteliginde bir kitap. Yazari arastirmadim ama kullandigi uslup nedeniyle Teozofi ekolunu izliyor gibi geldi... Varoluş ızdırabini herkesin yaşadığını ve bunun tekamul icin gerekli bir kosul oldugunu ama bunu sabir ve tevekkulle asarak yuksek mertebelere cikilabilecegini, bu dunyada varolma amacinin ise surekli ve sık tekrarlanan meditasyon, içe dönüş ve murakabe gibi calismalarla ( ki ben buna namaz ve zikiri de dahil ediyorum) zihinsel ve tinsel dengeye erisilebilecegini ve amaca ulaşmiş olma hali ile de tekamul ederek ruhun madde sinavini verecegini ve hem bu dunyada hem de öte alemde huzuru bulacağımızı anlatiyor... Motive edici, cesaret verici ve tekrar tekrar okunulasi tavsiye edecegim bir eser!
120 syf.
Kitapta biraz Genç Werther'in acılarını anımsatan bir tarzı var. Loti'nin ağzından okuyoruz kitabı. Denizci olan Loti, on yıl önce İstanbul'dayken aşık olduğu Aziyade ve en yakın arkadaşı Ahmet'ten yedi yıl boyunca haber alamaz. On yıl önce sık sık ve samimi olarak Ahmet tarafından yazılan mektuplar, zamanla azalır, azalırken de eski samimiyetini yitirir. Loti, durumdan şüphe duysa da İstanbul'a gitme şansı olmaz. On yıl sonra İstanbul'a geldiğinde tek umudu Aziyade ve Ahmet'i bulmaktır. Sadece iki buçuk gün vakti vardır ve onları bulmak için her yolu dener. Eski tanıdıklar, eski mekânlar. Beklemediği sürprizlerle karşılaşır ama vakit sonra erip, dönme vakti geldiğinde kafasındaki tüm soru işaretleri cevaplanmış, on yıldır çektiği azap hafiflemiştir. Dili ve anlatım tarzı yalın olduğu için kolaylıkla okunabilen bir kitap. Ana kahramanın psikolojik durumunu çok rahat ifade etmiş ve okura hissettirmiş. Sayfa sayısı az ve anlatımı da sade olduğu için kısa bir sürede okunuyor ve dimağda hoş bir tat bırakıyor.
120 syf.
·Beğendi·7/10
Julien Vialud. Bizim bildiğimiz Pierre Loti. ( 14 Ocak 1850 _ 10 Haziran 1923 ) Asıl mesleği deniz subayı. Öldüğünde ardında 40 eser bıraktı.
Türkiye ye ilk gelişi 1970 ve İzmir olmak üzere muhtelif tarihlerde tam yedi defa daha gelir ve kalış süreleri de çok farklıdır. Ama hepsinde geldiği yer İstanbul dur. Onda İstanbul bir tutku olmuştur Kitabından anladığımız kadarı ile geldiği zamanlar bizlerden biri gibi yaşamayı tercih etmiş. Ama Payitaht ile de arası daima iyi olmuştur. Zaten diğer ülkelerle de yönetim bazında hep yakın ilişkiler içindedir.
Araştırmalara da konu olmuş bir husus vardı;r henüz netleşmiş olup olmadığını bilmiyoruz. Şöyle ki İstanbul'a geldiğinde Evli ve Müslüman bir kadın olan Aziyade ye aşık olur. İlk eserinin adı da Aziyade dir. Bu kitapta ondan da, bu aşktan da uzunca bahsedilmekte. O kitabı da kısmet olur okursak derinlemesine bilgi sahibi de olacağız. Loti Türkiye'nin uluslar arası sıkışıklığın da hep Türkiye den yana tavır almış. Padişah tarafından da madalya ile ödüllendirilmiştir.
Bu kitabını tarihlerini de düşerek bir hatırat gibi kaleme almış.
Zevk ile okunacak bir kitap olduğunu teyit etmeliyim.
120 syf.
·8 günde
Julien Viaud, sanırsam herkesin mutlaka duyduğu Pierre Loti. Çoğumuz kendisini İstanbul’da Eyüpsultan ilçesinde ki Pierre Loti Tepesi’nden duymuşuzdur. O tepeye 1800’lü yılların ikinci yarısından sonra geldiğini o manzaraya nazır nargilesini ve kahvesini içtiğini, kendisinin Türk hayranı ve dostu olduğunu… Ve de dillere destan sevgilisi Aziyade’yi… Loti aslında bir deniz subayıdır. Loti, Deniz Harp Okulu sınavlarına giriş sınavına hazırlanmak için gittiği Paris’te 1866 yılının Kasım ayından itibaren tutmaya başladığı günlükleri ileride oldukça işine yarayacaktır. Loti’nin, Türkiye’ye ilk gelişi asteğmen olarak uygulama gezisine çıktığı Jean-Bart gemisiyle 20/25 Şubat 1870 tarihleri arasında İzmir’e ayak basarak başlar. Fakat bu gelişinden çokta bir şey anladığı söylenemez. Bir sonraki gelişi 1876 yılına denk gelir. Bu 6 senelik arada ise kendisi Tahiti’ye oradan da Senegal’e geçer. Tahiti kraliçesinin nedimeleri bu deniz subayına tropikal bir çiçeğin ismi olan ‘’Loti’’ ismini takarlar. Senegal’de yaşadığı bir gönül davası da düş kırıklığı ile sona erer. Selanik’te bazı karışık olaylar yaşanmaktadır. Fransız ve Alman konsoloslarının öldürülmesi ile katiller idam ile cezalandırılmış ve Loti’nin de içinde bulunduğu bir gemi filosu Selanik’e bu idamı izlemek üzere gönderilmiştir. Suçluların idamından üç gün sonra subaylara kentte gezme izni verilmiştir. İşte ne olduysa ve bundan sonrasında neler olacaksa bu kent gezisi sırasında camii önünde iki leyleğin dövüşünü izlerken kendisine çevrilmiş iki iri yeşil gözün farkına varır. Bu gözler, yaşlı tüccar Abeddin’in dört karısından biri olan on sekizinde bir Çerkez kızın gözleridir. Bu kız ki, Loti’yi seneler sonra bile Türkiye’ye getirecek ve onun mezarını aratacak olan güzeller güzeli kızdır. O bakışmadan sonra artık buluşmak kalır geriye ve Aziyade’nin hizmetçisi Hatice ve Loti’nin rıhtımda tanıştığı Musevi kayıkçı Samuel’in yardımları ile gizli buluşmalar başlamıştır. Olaylar gittikçe aşka dönüşmüş bu arada Loti’nin, Senegal’deki hayal kırıklığından eser kalmamıştır. Bir süre sonra Loti, İstanbul’da ki Gladiateur Gemisi’nde göreve atanır. Bu durumdan ötürü ayrılık beklenirken, Aziyade’nin de sonbaharda başkente taşınacağı belli olur. Kocası evini İstanbul’ a taşıyordu. Kader ağlarını ördükçe örmeye devam ediyordu. Loti’nin İstanbul’da ki ilk görev süresi 1 Ağustos 1876 ile 17 Mart 1877 tarihleri arasındadır. Loti, bu süreler içersinde gün geçtikçe bir Türk gibi giyinir, yer-içer hatta Karagöz seyretmeye gider olmuştu. Önceleri Beyoğlu’da bir otelde kalsa da zaman içersinde Eyüp'te bir ev tutar ve yerleşir. Bu süre zarfında Aziyade’de İstanbul'a yerleşir. Aziyade’nin kocası iş sebebi ile sıklıkla İstanbul dışında bulunur. Bunu fırsat bilen Aziyade , bu anlarda hemen sevgilisi Loti’nin evine gelir ve birkaç gün orada kalır.
Burada ki en büyük sorulardan biri, bir Müslüman kadının Loti’nin evine bu kadar rahatça girip çıkması nasıl oluyordu. Burada devreye üç ihtimal giriyor. Birinci ihtimal; Loti’nin dediği gibi : ‘’Bu durum çevrede üstü kapalı kabul edilmişti.’’ İkinci ihtimal; Aziyade’nin hayali bir sevgili olduğudur. Üçüncü ve son ihtimal ise; Loti’nin bir eşcinsel olduğu ve Aziyade’nin kadın değil erkek olduğu iddialarıdır.
Hangi ihtimal doğru bilemiyorum. Fakat, Aziyade’nin aşkı sonrası Loti’ye Türk Dünyası kapıları açılmıştır. Bu aşk ile Türkleşmeye başlayan Loti, Türkiye’nin savaş durumlarında kendi ülkesi için duyduğu her şeyi Türkiye içinde duymaya başlar ve bunu kendisi de ifade eder: ‘’Gönlü(nün) haritasından silinmek istenen bu güzel ülkeden yana (olduğunu), hiç farkına varmaksızın yavaştan Türkleş(tiğini) itiraf eder. Artık, kendi memleketi tehditle ve ölüm tehlikesiyle karşılaştığı zaman duyacağı coşkuyu biraz Türkiye için de duy(mamaktadır).’’ Bir gün görevinin İstanbul’da biteceğinin farkındadır Loti ve 1877/1878 (93 Harbi) çıkmasından bir süre öncede 17 Mart 1877’de sevgilisine geri geleceğine dair sözleri verip gider. Türkiye’den gidişi ile birlikte içini keder ve özlem kaplar. Bunun çaresi olarak yazmayı özellikle de Aziyade’yi yazma yolunu tutar. Bu düşünceler ile Loti ilk eserini Aziyade ismi ile 1879 yılının Ocak ayında verir.
Doğu'daki Hayalet eseri ise Türkiye on sene sonra Aziyade’nin mezarını bulmak için dönüşünde çektiği sıkıntı ve pişmanlıkları ele aldığı eseridir. Eser uzun olmamak ile birlikte fazlaca betimle ile sizi sıkmaya başlıyor fakat bu hikayenin sonu nereye varacak ve acaba Aziyade hayatta mı soruları yüzüne sonuna kadar okutturuyor. Loti’yi bu eserinde ciddi manada Türkleşmiş, bu toprakların gerekliliklerine oldukça hakim olarak göreceksiniz.
Loti’nin, bir Türk dostu mu yoksa ajan ve misyoner mi olduğu hala tartışılan konulardır. Birinci Dünya Savaşı’nın çıkmasına yakın dönemlerde kendisinin Osmanlı Ordusunun Başkomutanvekili olan Enver Paşa’ya gönderdiği, Almanlar ile ittifak edilmemesi lazım tarzında ki mektubu ve devlet büyükleri ile iletişimi Cumhuriyet ile de devam etmesi bu sorulara sebeptir. Bugün, Pierre Loti Tepesi olarak anılan tepenin 1932’ye kadar İdris-i Bitlis Tepesi olarak anıldığı 1932’de Gazi Paşa’nın emriyle değiştirilmesi Loti’ye ajan gözüyle bakanların hışmına uğrarken Loti’yi Türk dostu olarak görenlerin hoşuna gitmiştir.
678 syf.
·37 günde
Ezoterik öğretiye ilginiz varsa okumanıza değecek. Yazarın akademik dili yer yer okumayı güçleştirse de, ki bahsettiğim ilgiye benim gibi siz de sahip değilseniz bunu çok sık yaşayacaksınız, farklı bir perspektiften dinlere bakmak eğlenceli gelecektir. Farklı birşeyler okumak isteyenlere tavsiye edilebilecek bir kitap.
120 syf.
·Beğendi·5/10
Ben pek hoşnut olmadım ama son cümlesi beni okuduğum da değer dedim yabancı bir yazar guzel betimlemeleriye istanbulu anlatıyor ve de orda geçirdiği günleri
Kitap, yazarın hangi kıstaslara göre seçtiği ilk başta tam anlaşılamayan şahıslar üzerine ve bilimsel olmayan bir dille yazılmış.
İslam ile ilgili eklenen bölüm ise spiritualist bir İslam karşıtının elinden çıkmış. Üstü kapalı aşağılama ve hakaretler içeriyor.

Yazarın biyografisi

Yazar istatistikleri

  • 90 okur okudu.
  • 3 okur okuyor.
  • 75 okur okuyacak.
  • 4 okur yarım bıraktı.