Yunus Çengel

Yunus Çengel

Yazar
10.0/10
1 Kişi
·
1
Okunma
·
1
Beğeni
·
25
Gösterim
Adı:
Yunus Çengel
Uzun süre ABD Nevada Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümü’nde göre yapan Prof. Dr. Yunus Çengel hali hazırda Adnan Menderes Üniversitesi’nde öğretim üyesi görevini devam ettirmektedir. Genel ilgi ve araştırma alanları yenilenebilir enerji, enerji verimliliği ve mühendislik eğitimidir. Çalışma alanları ile ilgili birçok başarılı çalışmaya imza atmış olan Çengel, ASEE (Amerikan Mühendislik Eğitim Birliği) tarafından verilen “Seçkin Yazar Ödülü”nü, 1992 ve 2000 yıllarında almıştır. Çok sayıda bilimsel makale ile beraber başta ‘Mühendislik Yaklaşımıyla Termodinamik ‘ olmak üzere tüm dünyada yaygın olarak kullanılan birçok ders kitabının yazarıdır.
Doğruların büyük çoğunluğu mutlak değil izafidir;
-Yani zaman ve zemine bağlıdır.
Şartlar değişince birçok doğru, yanlış oluverir. Mesela su her zaman H2O’dur ve H2O her zaman sudur. Ama belli şartlarda sıvı haldedir ve şartlar değişince buhar veya buz oluverir. O yüzden suyun sıvı mı katı mı olduğu tartışması geçersizdir.
Doğruyu ortaya çıkarma adına yapılan tartışmalar genellikle fikir ayrılıklarıyla sona eriyorsa, sebebini pek dikkate alınmayan bu ayrıntıda aramak gerekir.
“Tartışmaların hedefi doğru fikri belirlemek değil, hangi fikrin hangi şartlarda doğru olduğunu ortaya çıkarmak olmalıdır.”
Ancak doğru bir din, doğru akıl ve doğru bilim ile çelişemez, çünkü her üçünün de kaynağı birdir ve birde tezat olamaz. Akıl erdirememek veya aklın aciz kalması ayrıdır, akla aykırı olmak ayrıdır.
Gerçek demokratlığın özü, başta fikir hürriyeti olmak üzere en geniş manada hürriyettir ve kararların bir kişi veya grubun dayatmasıyla değil, serbestçe danışıp tartışarak alınması yani istişaredir. Yoksa,
başkanların kararlarını tasdik beklediği veya herkesin başkanın ağzına bakarak pozisyon belirlediği istişare toplantıları demokratlık değil şekilciliktir, demokrasi boyası vurulmuş tahakkümdür.
Gerçek demokrasi olunca, bir ailede “ailenin reisi kimdir?” sorusu abes olur, çünkü demokrat bir ailenin reisi bir şahıs değil, ailenin ortak ruhundan oluşan manevi bir şahsiyettir. Kararlar tüm ailenin katılımıyla, gerektiğinde dışarıdan uzman görüşü de alınarak, istişare ile alınır. Aile reisi seçilen dirayet sahibi kişiye düşen de diğer aile üyelerine tahakküm etmek değil bu kararları demokratça uygulamak ve takipçisi olmaktır.
...”Allah’ın indirdiğiyke hükmetmeyenler...’ ayetini delil göstererek, Kuran’ı kaynak almadan kanun çıkaranları kafirlikle itham edenler dahi olmuştur. Bediüzzaman bunlara ‘hükmetmeyenler’in manasını ‘tasdik etmeyenler’ olduğunu bilmeyen zavallılar olarak karşılık vermiş ve tepkisini şöyle dile getirmiştir:
“Acaba geçmişteki istabdadı, hürriyet zanneden ve kanun-u esasiye itiraz eden adamlara nasıl itiraz etmeyeceğim? Gerçi hükümete itiraz ederdiler, lakin onlar istibdadın daha dehşetlisini istediler. Bunun için onları reddederdim. İşte şimdi hürriyetçileri dalalete sapmakla itham eden şu kısımdandır.”
•Din adına gösterilen bağnazlık, karşı uçtaki batılılaşma taraftarı kesimin dine hücumuna zemin hazırlıyordu:
“Dini bilmiyorlar, ehl-i İslam’a insafsızca itiraz ediyorlar, taassubu -körü körüne bağlılığı- delil gösteriyorlardı.” Bu kavga ortamı ülkeye yüz yıldır zarar vermiş ve hala vermektedir.
Yunus Çengel
Sayfa 45 - Hürriyet
Bütün nazarların dünyaya çevrildiği ve dünya hayatının esas alınıp ahiret hayatının geri plana itildiği çağımızda, din ile siyaset karıştırıldığında dinin bir siyasi malzemeye indirgenmesi ve siyasete bir payanda olarak kullanılması kaçınılmazdır. Bu zamanın şartlarında din ve siyaset ölümcül bir karışımdır ve bu karışım,
“siyasetin dindarlaşmasını” değil,
“dinin siyasallaşmasını” netice verecektir ve vermiştir de.
-Bazen güzel, en güzelden daha güzeldir.-
Yani, iyide fikir birliği, en iyide ise fikir ayrılığı olduğundan, çok defa iyi, en iyiden daha iyidir. İnsanların aklen ve vicdanen parlayıp en iyiye ulaşması ise bir gelişim sürecine tabidir ve bir zaman meselesidir.
Allah’ın yardımını isteyen, Allah’ın koyduğu kanunlara itaat etmelidir. Yoksa asi muamelesi görüp red cevabı alacaktır.
Uzun zaman boyunca, beni bu kadar heyecan ve hayrete düşüren bir kitap okumamıştım. Kitaplardan aldığımız fayda ve coşkunluğun, konuya olan ihtiyacımız ve farkındalığımız ile doğru orantıda ilerlediğini düşünüyorum.
İçerik olarak kitap, belli konu başlıklarını çoğunluk olarak Said Nursi‘nin ‘Muhakemat, Münazarat’ gibi eserlerinden derlenmesiyle oluşturulmuş. Değindiği konular ise küresel, geleceğe ve şimdiye dair sorunların kaynağı ve çözümü şeklinde.
Kitabı bu kadar değerli kılan bir diğer husus, yalnızca mâzinin, şimdi’nin ve müstakbelin sorunlarını ele almakla kalmıyor olması. Geçmişinden ders çıkartıp, zamanın akımını arkasına alıp, geleceğin saadet ve huzuruna çalışmak adına “çözüm”leriyle ele alınmış.
Hayata rehber olabilecek nitelikte, kalitede bir kitap.

Herbir zamanın bir hükmü vardır. Şu zaman, bazı ihtiyarlanmış adetlerin mevtine ve neshine hükmediyor.
Zaman duygusallık zamanı değil, akıl ve delil zamanıdır. Eskiden hisleri okşamak, davasını süsleyerek şa’şaalı bir şekilde anlatmak ve hayalleri okşamak, delil yerine geçerdi. Ancak bu zamanda bu yollara başvurmak, insanları geri götürmek demektir. Bugünün insanı ancak aklen ikna edici delile rağbet eder, çünkü zamanın hükmü budur.

Yazarın biyografisi

Adı:
Yunus Çengel
Uzun süre ABD Nevada Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümü’nde göre yapan Prof. Dr. Yunus Çengel hali hazırda Adnan Menderes Üniversitesi’nde öğretim üyesi görevini devam ettirmektedir. Genel ilgi ve araştırma alanları yenilenebilir enerji, enerji verimliliği ve mühendislik eğitimidir. Çalışma alanları ile ilgili birçok başarılı çalışmaya imza atmış olan Çengel, ASEE (Amerikan Mühendislik Eğitim Birliği) tarafından verilen “Seçkin Yazar Ödülü”nü, 1992 ve 2000 yıllarında almıştır. Çok sayıda bilimsel makale ile beraber başta ‘Mühendislik Yaklaşımıyla Termodinamik ‘ olmak üzere tüm dünyada yaygın olarak kullanılan birçok ders kitabının yazarıdır.

Yazar istatistikleri

  • 1 okur beğendi.
  • 1 okur okudu.
  • 1 okur okuyacak.