Zehra Onat

Zehra Onat

ÇevirmenEditörTasarımcı
8.3/10
53 Kişi
·
137
Okunma
·
0
Beğeni
·
47
Gösterim
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
488 syf.
Anlamanın boyu anlatmaya geldi mi kısalır, demiş F. Attar; başlayalım anlatmaya, boyumuzu görelim...

Bağnazlık: Bir kimseye ve bir şeye aşırı düşkünlük ve tutkuyla bağlılık, taassup, fanatizm. Bir görüş, kanı ya da tutumun tartışma ve eleştirilere kapalı tutulması ya da en aşırı biçimiyle benimsenmesi durumu... Anlamı itibariyle, görüldüğü üzere, genelde yapıldığı gibi sadece din ile ilişkilendirilebilecek bir sözcük değil.

Felsefe...
Kaynağa duyulan merak, bilinmeyenlerin cazibesi, insanların sınırlı bilgileriyle kainatın sınırsız bilgisine kafa tutmalarına sebep olan, kimi kabul etmese de, çaresizliğimize 'tutkun' olarak imkanın sınırlarını görmek isteme eğilimi... Neden ateşini nasıl rüzgarıyla harlamak... Beş cümlede bu kadar anlatabildim, boy vereyim dedim!

Bir yanda, aklın sadece ateistlere özgü olduğu, felsefe ateisttir görüşünü benimseyip felsefeyi salt 'laik' düşünsel etkinlik olarak görüp "Din felsefesi", "İslam felsefesi", "Müslüman filozof" ifadelerini felsefeye hakaretmiş gibi kabul eden bağnazlar, diğer yanda "yapılan her verimli, olumlu ve ciddi eleştiriyi" Din'e, İslam'a ve Peygamber'e hakaretmiş gibi algılayan bağnazlar... Halbuki, felsefe ateist midir?
https://www.gazeteduvar.com.tr/...efe-ateist-degildir/

Ateizm ve felsefe sözcüklerini bir arada görünce aklıma bir peygamber geldi: Richard Dawkins, namı diğer yeni ateizm peygamberi!!! Felsefesi kıt, yobaz, bağnaz bir ateist. Öyle bir yobaz ki Tanrı Yanılgısı kitabını okuyanlar için "Eğer amacıma ulaşabilirsem bu kitabı okuyan bütün dindarlar ateist olacaktır" diyeceksin sonra da daha evvel ateist olup Tanrı'nın varlığına inanmaya başlayan bilim insanlarını görünce onları "dönek" olmak ile itham edeceksin! Biyologluktan ideologluğa 'bilinçli' geçiş derler buna... Yenilginin şiddeti arttıkça ideolojik saldırısının şiddetini de arttıran bir tip. Bakın, başka bir ateist bilim felsefecisi Michael Ruse, Dawkins'in Tanrı Yanılgısı kitabını okuyunca kendi kendine şunu demiş: "Bir ateist olduğuma utanıyorum." Öyle rezil bir adam bu Dawkins denen. Tamam, Schopenhauer de ateisttir ama zekasına saygı duyarsın hatta belki hayran bile olursun. Neyse... Eric Hoffer'in Kesin İnançlılar kitabından bir alıntı iliştireyim şuraya: "Fanatik dindarın karşıtı fanatik ateist değil, Tanrı'nın varlığını veya yokluğunu umursamayan kibar siniktir. Ateist dindar bir kişidir. Ateizme yeni bir dinmiş gibi inanır(...) Renan şöyle demişti: "Dünyanın Tanrı' ya artık inanmayacağı günün sonrasında, ateistler insanların en sefili olacaklardır." Dawkins, kibar bir sinik değildir. Bizim yazarımız ise dinci gericilik eleştirileri üzerinden konuyu bir yaratıcının olup olmadığı sorununa indirgemenin bir cehalet örneği olacağını söylüyor. Söylüyor da, kim bu Sadık Usta?

Sadık Usta... Sol-laik kesimden, cumhuriyet rejimini seven bir felsefeci/düşünür. İslam denilince en doğru bilginin sağcı kanattan alındığı düşüncesi genelde hakim olduğu için kendisi hakkındaki bilgileri özellikle belirttim. Bu sebepten yazarın beş ciltlik "Dünyayı Değiştiren Düşünürler" serisinin İslam Felsefesi ile ilgili olan bu cildinden okumaya başlamayı tercih ettim. Pek de alışık olunmayan bir üslubu, bakış açısı var, özellikle ülkemizde.

Sadık Usta, İslam'ı ve onun felsefesini hem bilimsel(dönem ve koşullardaki rolüyle) hem nesnel(hep eksikliklerini öne çıkararak değil) olarak hem de hak ettiği tarihsel bakış açısıyla(o günkü ilerici rolüyle) incelemeye çalıştığını beyan etmiş. Bilimsellik başka, bilimcilik başka vesselam... Bugünün çağdaş bakış açısıyla, değil İslam ve felsefesi hangi tarihsel olgu analiz edilmeye çalışılırsa çalışılsın bu hatalıdır. Konuları bulunduğu çağa has zihinsel çerçeve içinde değerlendirmeyenlerin, anakronizm'den zevk alanların ekmeğine yağ sürmüyor yazar.

Yazar, "Ne yazık ki hem Batı'da hem de ülkemizde birçok araştırmacı ve yazar, İslam uygarlığının başarılarını veya insanlık tarihine yaptığı katkılarını küçümsemek için İslam'ın yeni ve ileri bir şey içermediğini belirtmekte; hatta onu, günümüzün çağdaş bakış açısıyla değerlendirerek onun tarihte "geri ve barbar bir girişim" olduğunu bile ileri sürmektedir." diyerek bu bakış açısının sorunlu olduğunu belirtirken düşüncelerini Fransız tarihçi Maurice Lombard'ın Batılı ülkelerin İslam ordularının fetihleri sayesinde uygarlığı belirleyen unsurlarla (ekonomi, bilim, kültür ve felsefe) yeniden buluştuğu; İslam'ın ulaşabildiği yerlerin 13. yüzyıldan itibaren gelişme gösterebildiği, ulaşamadığı bölgelerinse (Orta ve Kuzey Avrupa, Afrika'nın iç kısımları) uygarlık sürecine çok geç bir süreçte katıldıkları saptaması ile desteklemekte.

"Din, akla ve felsefeye karşıdır", "Bilim insanı dine inanmaz" gibi hurafeleri ilk kim yaydı bilmiyoruz, fakat...

1. Tanrı inancı'nın felsefede ve bilimsel etkinlikte eleştirel yaklaşımı veya bilimsel düşünceyi engellediğini,
2. "Her şeyin kaynağının Tanrı olduğu, her bilginin ondan sorulduğu, filozofun amacının da ona ulaşmak ve ona benzemek olduğu" düşüncesinin insanı düşünce ve fiil açısından edilgen ve iradesiz kıldığını, düşünsel anlamda sınırladığını söylemek KÜLLİYEN YALANDIR.
Ben söylemiyorum; Sadık Usta'nın düşüncesi...

İslam ülkeleri neyi başarmışlar ki diyenlere ithafen bakalım neler demiş solcu Usta...

Hz. Muhammed'i kastederek, "Bugün onun düşüncelerine ve eserlerine atıfta bulunmayan herhangi bir düşünsel disiplinden bahsetmek mümkün değildir" der ve ekler "Bilimden felsefeye, sanattan edebiyata, tasavvuftan psikolojiye, siyasetten ekonomiye ve etikten hukuka kadar istisnasız her alanda onun İslam ve Kur'an üzerinden hayata geçirdiği ilkeleri, yaşam tarzı ve bizzat yaptıkları(sünnet) ele alınmakta ve bunlar sürekli yorumlanmaktadır."

#64412344

"İslam'ın yarattığı muazzam birikimin (bilimsel eserler ve icatlar, felsefi yenilikler ve yeni bakış açıları, kültürel alışkanlıklar) Müslüman toplumların gelişmesinde, devletleşmesinde, haysiyetli milletler topluluğuna katılmasında çok yararı oldu, fakat bunların etkisinin de bir sınırı vardı. Bunlar ancak daha bir üst aşamaya sıçrayarak yeni bir uygarlığın temeli olabilirlerdi ki öyle oldular. Avrupa'da filizlenen yeni uygarlığın misyonerlerinin (filozoflar, biliminsanları ve korkusuz girişimciler) yapması gereken ilk iş, bu eserleri özümsemek olacaktı."
Zira, Hümanizm, Rönesans ve Aydınlanma hareketleri İslam'ın temas ettiği İtalya, İspanya, Portekiz ve Fransa'da başlamışken İngiltere, Hollanda ve Almanya'da ancak birkaç yüzyıl sonra etkili olabilmiştir.

"Dört-beş yüzyıl boyunca dünyanın en seçkin düşünürlerinin, filozof ve bilimadamlarının idolü olmak kaç kişiye nasip olmuştur?" El-Kindi, Farabi, İbni Sina, İbn Rüşd, İbn Haldun... Kimdir bu adamlar? Saymaktan yorulurum diye bu isimleri vererek kısa kesiyorum.

400-500 yıl boyunca Avrupa okullarında okutulmuş bu bilim insanları ve felsefeciler, korkmadan, çekinmeden, "ne gerek var gavurun fikrine" demeden kendilerinden evvel gelenlerin fikirlerini özümseyip İslam'ın öğretileri ile sentezleyerek o devirleri değerlendiren tarihçilerin ve felsefecilerin ortak kanısına mazhar olmuşlar.

(Bir parantez de "Barbar Müslüman" yaftası için açalım... Belçikalı tarihçi Jan Dhondt der ki: "Müslüman fatihlerle Batı Avrupalı karşıtlarını kültürel değer açısından değerlendirirsek, Müslümanların kültür taşıyıcısı, diğerlerininse barbar olduklarını saptayabiliriz. Müslümanların hakimiyetlerinin genişlemesinin ifadesi, gelişmiş olan bir toplumun ilkel olana üstün gelmesidir.")

O değil de, sadece İslam düşünürleri ve bilim insanları değil, diğer milletlerin cevherlerini de incelediğinizde kaçının herhangi bir inancı olmadığını görünce şaşırırsınız, yani inananlar daha çokmuş. Okuyun, araştırın.

Diğer mesele... Bugünün bilinci ve aklıyla geçmişteki her şeye aşağılık gözüyle bakanlar bilsin ki çok beğendiğiniz Batı da aynı kalmayacak. Uygarlaşma denilince bundan sadece maddi ve teknolojik gelişmeler mi anlamalıyız? İnsani ilişkiler, manevi değerler, doğayla ilişkileri nerede konumlandıralım? Bugünün Batı-sevici anakronikleri yakın gelecekte Batı'yı en önde gönüllü olarak gömecekler. Hatta toprağı kendi elleriyle kazmaya başladılar bile. Bu ne perhiz, nasıl bir ironi...!

Hani gözlerimizi daha iyi görmek için kısarız, bir nevi odak noktasını kaçırmamak için 'zoom' yapmak... Bilinçli olarak konuları saptıranların tuzağına düşmemek için aklımızın gözlerini kısarak bakmayı deneyelim bir de.

Demek ki...

1. Bilimsellik din karşıtlığı değildir ve fakat "bilimcilik" bağnazlıktır.
2. Felsefe din karşıtlığı ve ateizm yanlısı değildir, az bilinç vardır.


Hikmet bilgidir fakat kontrolsüz bilgi güç değildir...
1362 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Kedilerle ilgili tatlı bir kitapçık. Onları tanırken, kendinizi de aydınlatabilirsiniz. Kedi annesi olarak okuduğum için çok mutlu oldum. Mutlaka okuyun ve bu cicileri tanıyın.

"Uyum sağlamak konusunda kediler ne kadar başarılı olduklarını gösterdiler. Benzer bir yeteneği biz de göstermeliyiz. Her geçen gün yeni teknoloji ve sistemlerin hayatımıza girdiği hızlı bir çağda yaşıyoruz. Değişime direnmek yerine gelişmeleri takip edip bunları hayatımıza adapte etmek önemlidir. Bu şekilde günümüz koşullarının sunduğu fırsatlardan daha fazla yararlanabiliriz." Sf. 59

"Kediler gibi olun: Size gösterilen iyiliği ve nezaketi takdir edin, teşekkür edin."Sf.91

"Dikkatimizi kendi ihtiyaçlarına çeken kediler gibi, net ve açık olmak bizim de yararımızadır. Bilge bir miyavlama kedisinin de bildiği gibi, bu sayede istediğimizi elde etme şansımız artar."Sf.107

"Filozof Thomas Aquinas'nın da dediği gibi, 'Dünyada gerçek bir arkadaşlık kadar büyük bir ödül olamaz.'"Sf.69
136 syf.
·25 günde·Beğendi·Puan vermedi
Kedilere çok ayrı bir ilgim bulunmakta ve en zayıf noktalarımdan birisi kedilerdir. Bu kitabı görünce heyecanlandım, hafta sonu alacağım. Umarım pişman olmam :')
136 syf.
·Puan vermedi
Kedi Kafası #starkyorumluyor
Kedilerden öğreneceğimiz ne çok şey varmış meğer. Nasıl bu kadar relax, mutlu ve hep 4 ayak üstüne düşmelerinin psikolojik bir tarafı varmış. Kedilerden mükemmel bir psikolog olurmuş. Biraz olsun kedi gibi davransak, dünyada kendimizden daha önemli hiçbir şeyin olmadığının farkında olsak, dünya da biz de daha farklı olurdu aslında. Kitabı okurken “Aaa cidden!”, “Kedi haklı beyler. Dağılın!” diyesim geldi. Biz onları saf sanarken meğer bizden daha akıllı varlıklarmış. Gerçekten kedilerden öğreneceğimiz çok şey varmış ve kedi kafası mükemmel bir kafaymış. Ben de istiyorum bu kafadan! Bu kitabı yani Kedi Kafası’nı hayatıma da uyarlayıp daha mutlu olmak istiyorum. Çünkü cidden kedilerin yaptığı her şey bilimsel olarak doğru ve mantıklı. Bu arada kitapta işleyişi de anlatayım ben size. Kitap roman ya da öykü değil öncelikle. Bir başlık altında bir kişinin sözü bulunuyor ve hemen yan sayfada bunu kedilerin nasıl uyarladığı anlatılıyor. Sonra siz böyle şapşal şapşal bakıp “Vay canına be! Ne akıllı, ne bencil, ne mutlu canlılar.” diye şaşırıp kalıyorsunuz. Son derece keyifli, aynı zamanda eğitici, harika bir çalışma. Bence mutlu olmak isteyenler okusun!
136 syf.
·1 günde·Beğendi·8/10
Kedileri seven ve kedileriyle yaşayan yazarın kedilerin günlük yaşamdaki keyifle yaptığı davranışları ve karakterlerinin 60 tanesini insanlarında yaparak hayatlarına bir mutluluk katacağını düşünerek yazdığı kedi severler tarafından sevilecek eğlenceli bir kitap
Kedi Kafası 🧶
.
#uzaydakihayaletyorumluyor
.
Kediler çok özel hayvanlardır , her hareketlerine hayran kalacaksınız.
Ben öyle oldum kitabı okurken.
Kedi Kafası kesinlikle okurken çok fazla keyif aldığım bir kitap oldu.
Kitabımızın sonunda “ Kedinizin ya da bir kedinin sizin için ne anlama geldiğini ve hayatınıza kattıklarını düşünmek için bir dakikanızı ayırın “ diyordu ve ben kitap boyunca aklımdan çıkmayan “ Bulut “ yani kaybettiğim kedimi düşündüm.
Uzun zaman önce kaybettim onu.
Doğrusu o yüzden kitap bende hem çok duygu dolu hem de özlem dolu oldu.
Okurken onla geçirdiğim keyifli vakitleri düşündüm durdum.
Kitabımızda 60 bilgi alıyoruz kediler hakkında eh tabi ki bu kadarla sınırlıda değil. Bize kediler ve onların hareketleri üzerinden tavsiyelerde de bulunuyordu.
“Sizde kediler gibi olun”.
Çok hoş ve bilgilendirici oldu hem kedileri hem de kendi hayatımız hakkında ipuçları aldık.
Kedi sever ya da kediler üzerinden verilen minik tatlı öğütler isterseniz “ Kedi Kafası “ size göre bir kitap.
Bilgileri hayranlıkla okuyacağınıza eminim.
Tavsiye ediyorum kedi severler.
🧶🧶🧶🧶🧶🧶🧶🧶
207 syf.
·1 günde·10/10
Yaklaşık bir yıl kadar önce ingilizce alıştırması yaparken Romeo Ve Juliet kitabının ingilizcesini görmüştüm.A1 seviyesi falandı.Merak ettiğim için alıp okumuş ve o kısa haliyle bile çok beğenmiştim.Filmini de izlemeyi ihmal etmemiştim.Bugün birenbire canım Romeo ve Juliet okumak istedi,dışarı çıkıp hemen aldım.İlk defa böyle hissettim.Ben iki güne bitiririm desem de elime aldım ve su gibi aktı geçti.Klasikleri sevmesem de Romeo Ve Juliet favorilerim arasına girdi.Özellikle sonu beni çok etkiledi tekrardan.Keşke tiyatro oyunu olarak izleme şansım olsaydı,çok isterdim.♡
136 syf.
Kedileri seviyorsanız beğeneceğiniz bir kitap olmuş. Aslında içinde bilmediğiniz hiçbir şey yok ancak bu eğlenmenize engel değil. Kedileri seviyorsanız dinlendiğiniz zamanı değerlendirmek için sırtüstü uzanabilir, çay ya da kahvenizin yanında gülümseyerek okuyabilirsiniz.

https://www.instagram.com/sihirliflut/
https://www.facebook.com/...51282/?ref=bookmarks
136 syf.
·3 günde·7/10
Kitabı sadece içinde geçen tek bir cümlenin hatrına edindim ve kediler gibi işaretleri önemseyen biri olarak çok kısa zamanda okudum. Edwin Lent'e ait "Kediler yaşayan süslerdir." cümlesiyle karşılaştım ve bu cümlenin geçtiği kitabın ne olduğuna dair yaptığım ufak çaplı araştırmada "Kedi Kafası" kitabına rastladım. O kadar yürekten katıldığım bir cümleydi ki peşine düşmüştüm. Kitabı satın aldım. Ama çevirmen beni hayal kırıklığına uğratarak elimdeki baskıda bu cümleyi "Kediler yaşayan dekorlardır." şeklinde ele almış. Herkesin fark edebileceği gibi asla diğer çevirideki anlamlılığı ve tadı alamadım. Gerçekten çeviri her şey değil belki ama çok şeymiş.

132 sayfadan oluşan, kedilerden ve onların yaşam biçimlerinden, hal, tavır ve tarzlarından yola çıkarak örnekler verip bize kişisel gelişim alanında kendimize uyarlama yapmamız gerektiğini söyleyen kısa bir kitap.

Yazar kedileri çok iyi gözlemlemiş. Zaten yaşamı boyunca hep kedilerle bir arada yaşamış. Kedimle geçirdiğimiz 1 yılı göz önünde bulundurunca ben de bu sayede gözlemlerimi değerlendirme fırsatı buldum. Fakat kişisel gelişim tarzına pek ısınamadığımdan beklentimin çoğunu karşılamadı. Yine de kedi seven herkesin okumasının fayda sağlayacağını söyleyebilirim.

Allah tüm evcil ve sokaktaki dostlarımıza sağlıklı, neşeli hayat versin.
136 syf.
·Puan vermedi
Yarım saatte okunup bitirilecek ve kediler hakkında hoş detaylar bulunduran minik, tatlı kitap:) kitap demek ne kadar doğru olur bilemiyorum, ama yine de sırf tatlı bir tebessüm eşliğinde okunacak olduğu için bile okunabilir bir kitap.

Yazarın biyografisi

Yazar istatistikleri

  • 137 okur okudu.
  • 5 okur okuyor.
  • 78 okur okuyacak.