Şiirle buluşmamız (ki tansıkla buluşmadır bu) neredeyse dünyaya yeniden gelmektir. Bu da her şeyi yeni görüyor, dokunuyor, öğreniyoruz demektir. Bu tavrı da koymaktır. Bu gene şimdiye değin dünya, insanlar, nesneler üstüne bütün bildiklerimizi bir yana atarak, ordan bakmaktır. Öte yandan, bunun aynı zamanda büyük bir boşluğa düşmek; orda emeklemek, bocalamak olduğu da açık- tıf. (Değil mi ki dünyaya yeni geliniyordur). Hem şairler dünyanın yeni sözlüğünü yazmak için bunu her seferinde üstlenmişlerdir. Yazmak istenilen şeyle araya başka hiç mi hiç bir şey sokmamak, yalnız onunla olmak, onu görmek, onu yaşamak; ondan ayrı düşmemek için buna gerek vardır. Şiiri çırılçıplak karşılamak!
Şairler şiirle her buluşmada bunu yaşarlar.
Şiirin gerçeğini hiçbir şey bundan daha iyi anlatamaz. Buradaki gerçek, gerçeğin kendinden de daha bir gerçektir. Şiirde gerçek, gerçeği aştığında gerçektir çünkü.
Şiir, duvarcının elinden düşürdüğü tuğlanın yere düşmesinde değildir / havada asılı kalmasındadır.
Tansıktadır.
Olağanüstündedir.