Bu dünya üzerinde çok daha büyük acılar olduğunu biliyordum elbette ama herkesin acısı kendine en büyüktü. Kimse kimsenin acısını yaşamadan öğrenemezdi, yaşasa bile herkes aynı acıya aynı tepkiyi vermezdi.
“Kelebeği öldürürse yağmur… Sence yağar mı bir daha? Yağmurun her düşüşü bir ölüm zaten. Yalnızca öldüğü yerden baştan doğar her defasında. Ama… Söz konusu kanatlarını ıslattığı ve öldürdüğü kelebek olursa… Yağmur bir daha baştan doğmayı göze alamaz. Son kez bırakır kendini gökyüzünden aşağıya ve kaybolur gider sokağın paslı ızgaralarında.”
“Uçamazsa ölür mü kelebek?”
“Ölür.”
“Ölsün. Yağmurundan olsun ölümü kelebeğin. Ne var ki yani? Zaten üç günlük değil mi ömrü? İki gününü huzur bulduğu toprak kokusunu ona veren yağmuruna adasın. Üç günlük ömrünün, bir günü yeter ki ona. İki gününü yağmuru için versin. Yağmuru için ölsün siyah kelebek.”