Yine de seçtiği yolda inatla ilerlemekten vazgeçmezdi. Bir şeylerin üzerinde hastalıklı şekilde ve acı çekerek hiç durmadan düşündüğüne hiç kimse tanık olmamıştı. Görünen o ki yorgun bir yüreğin sancıları onu küllerine kadar yakmamıştı, manen hastalanmamıştı. Yeni, karmaşık ve zor koşullarla karşılaştığında kendini hiçbir zaman kaybetmemişti. Sanki bu dünyaya ikinci kez gelmiş de önceden tanıdığı birine rastlamış gibi yaklaşmıştı bu koşullara.
Yol kenarından koparılmış çiçekler gibi birinin elinde solup gitmeden önce mutluluğunun keyfini çıkarmaya çalışırdı. Her keyfin dibinde kalan o son damla acılığı hiçbir zaman içmezdi.