Bu nedenle travmalar yüzünden küçüklüğümüzde daha hızla ve daha kolaylıkla dönüşüm geçiririz. Bunun etkileri eğitimsiz gözlere her zaman bariz olmasa da travmanın çocuklara neler yapabildiğini bildiğinizde ne yazık ki her yerde bunun olumsuz sonuçlarını görmeye başlarsınız.
Çocuklar yetişkinlere kıyasla travmaya karşı daha savunmasızdır; bunu o zamana dek Seymour Levine'in ve düzinelerce daha araştırmacının çalışmalarından öğrenmiştim. Çocuklar dünyaya dirençli olarak gelmezler, onların öyle olmaları sağlanmalıdır. Gelişmekte olan beyin, hayatın erken dönemlerinde hem iyi hem de kötü deneyimlerle kolaylıkla şekillenebilir ve bu dönem çocukların onlara karşı en hassas oldukları zamandır.
Hayatın en karmaşık, en çözümsüz durumlarda bile her türlü soruya karşı sunduğu o evrensel çözüm dışında yapılacak bir şey yoktu. O çözüm de şuydu: İnsan günün koşullarına göre yaşamalı. Yani tüm düşüncelerinden kurtulmalı. Ama düşüncelerinden kurtulmak için çareyi uykuda bulması mümkün değildi; akşama kadar sürahi tutan kadınların söylediği şarkıların eşliğinde dertlerini unutamayacaktı, dolayısıyla en iyisi günlük yaşamın rüyaları arasında kaybolmaktı.