Cengiz Han bu sözleri ifade etmeseydi, dahi olmazdı: “İnancı farklı olan insanlar da barış içerisinde yaşayacaklardır. Biz yine kardeş oluruz”. Hiçbir hükümdarın böyle aydınlara özgü bir düşüncesi olmamıştır. İnanç, her yerde insanları ayrıştırıyor, onları kavga ettiriyordu.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
A Rus yer tangrıd saklasın,
Ollo sakla, bu danyada munu, kibit yer aktur,
Neçik Urus yeri beglyari akoy tugil:
Urus yer abodan bolsın: rasy kam daret
Ollo, Hudo, Bog, Danırı!
Bu da anlam çevirisi:
Bu Rus toprağını Tanrı saklasın,
Allah, sakla onu!
Bu dünyada böyle güzel ülke yok,
Rus topraklarının bekleri adaletsiz olsa da.
Rus toprağı iyi olsun,
Adaleti hep olsun.
Goebbels’in şu ifadesi durumu net özetliyor: “Bir halkın tarihini alırsan, birkaç nesil sonra basit bir kalabalığa dönüşür; birkaç nesil sonra bir sürü gibi bu kalabalığı yönetebilirsin…”
Bizans’ta mahkeme şu sözlerle başlıyordu: “Biz önümüze, bizi Tanrı’nın adaletine götürecek dünya adaletini koyduk. Bu adalet, düşmanlarla savaşırken kullanılan bütün kılıçlardan daha keskindir…”
Türklerde, Tengri kavramı dışında dünyada kadının başlangıcını temsil eden Umay tasviri de yer almaktadır. Umay bir Tanrıça değildir. O, çocukların, hasadın ve her yeni doğuşun koruyucusudur. Hıristiyanların Meryem Ana’yı tasvir etmeye başladığı gibi Umay, hep elinde bir bebek ile birlikte resmedilmiştir. Tıpa tıp aynısıdır. Meselâ, Katolik Kilisesi’nde yer alan en eski ikonalardan birinde Pizan Madonası tasvirini gördüğümde çok şaşırdım. Bu ikona Kazan’da bulunan Meryem Ana ikonasının aynısıdır. Aynı ekol. Hangisinin daha üstün olduğunu tartışmak, söz konusu bile değil.