yelda

İlham ve İstanbul
10/10
·184 syf.··
Beğendi
·
2023 13. kitabı
Çok keyifle okuduğum, İstanbul'a farklı bir bakış açısıyla bakmamı sağlayan bir kitap oldu. Hem İstanbul hakkında hem de hayat hakkında bana ilham verdi ve cidden çok güzel şiirler keşfettim bu kitap sayesinde. Kitapçıda görüp rastgele ilgimi çektiği için almıştım, iyi ki de almışım.
Uyku KrallığıKerem Eksen · Yapı Kredi Yayınları · 2023139 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
8/10
·126 syf.··
Beğendi
·
2023 11. kitabı
Kitap boyunca Werther'in bu tutkulu aşkına sonsuz saygı duyduğumu belirtmeliyim -Spoiler- Fakat intihar çözüm müydü ondan pek emin olamadım. Werther kitapta kendi acılarına son vermek ve tabii ki Lotte'nin daha iyi bir yaşam süreceği inancıyla intihar etti. Fakat bu aklıma tekrardan intihar bencillik mi? sorusunu getirdi. Çok sevdiğim bir söz vardır. "İntihar acıya son vermez, yalnızca bir başkasına geçirir." Werther de bence aynen böyle bir durumdaydı. Lotte'nin onu çok sevdiğini biliyordu. Canından çok gözettiği sevgilisinin onun ölümünden çok etkilenebileceğini hiç düşünemedi mi? Ve gerçekten de Werther belki kendi acısına son vermiş olsa da onu bir başkasına aktardı. O acıyı Wilhelm'a, annesine, Lotte'ye aktardı. O belki şu an mutlu ama geride bıraktıkları... Ama Aşk öyle şiddetli ve karşı konulamaz bir duygu ki zaten Werther'in ölmeden önceki duygularına ve o saf aşkına hayran kaldım. Ve de hiç böyle bir şey yaşamadığım, o kadar yoğun duygular içine girmediğim için her ne kadar beni düşündürse de Werther'in intiharını eleştirmek benim haddime değil. " Üçümüzden biri ölmeli mutlaka" diyordu Werther kitapta. Peki gerçekten o düğüm de ölüm tek çözüm müydü? Beni çok düşündürdü Werther'in bu sözleri. Özellikle son 30 sayfada bana çok yoğun duygular yaşatan, güzel bir kitaptı.
Genç Werther’in AcılarıJohann Wolfgang Von Goethe · Türkiye İş Bankası Yayınları · 2019150bin okunma
8/10
·200 syf.··
Beğendi
·
2023 10. kitabı
Bir önemli klasik eseri daha okuyup bitirdim. Felsefeyi ve bu konular hakkında kafa yormayı sevdiğim için kitap benim için oldukça zevkliydi. Kitap aslında 4 bölümden oluşuyor. Euthyphron, Apologia, Kriton ve Phadion. Euthyphron'da Sokrates kendini bilge zanneden bir din adamıyla sohbet ediyor. Sokrates'in alaycılık sistemi olan soru-cevap yöntemiyle bu adamın da bilge olmadığını aslında kendi alanına göre kısmen basit olan sorulara cevap verememesiyle anlıyoruz. Genel olarak dine aykırı ve dine uygun olan nedir diye soruyor Sokrates ve din adamı bu sorulara bile tatmin edici veya tutarlı cevaplar veremiyor. Apologia'da Sokrates'in savunmasını okuyoruz aslında. Sokrates'e Atina halkı tarafından bir suçlama yapılıyor. Suçlama ana olarak "Sokrates, kentin inandığı tanrılara inanmadığı, yeni tanrılar icat ettiği ve gençleri yoldan çıkardığı için suçludur." şeklindeydi. Sokrates kendini çok iyi bir şekilde savunduğu ve onu suçlayanların tutarsız kısımlarını da ortaya çıkardığı halde yine de suçlu bulunuyor. Ve aslında bu bölümde Sokrates'in felsefeye nasıl başladığının hikayesini de dinliyoruz. Şuan da adını hatırlayamadığım bir tanrı tarafından Sokrates'ten daha üstün bir bilge olmadığı kehaneti ortaya atılıyor. Sokrates'te kesinlikle bilge olmadığını düşündüğü için kehaneti araştırmaya koyuluyor ve tek tek o dönemin bilgesi sayılan insanlarla tanışmaya, onları sorgulamaya başlıyor. Ve aslında yine daha önce bahsettiğim soru-cevap yöntemiyle de o insanların aslında bilge olmadıklarını ortaya çıkarıyor. O dönemin bilge insanlarının hepsi bilge olmadıkları konularda da bilge olduklarını iddia ettiği için, bilmedikleri işlere de burunlarını soktukları için bilge sayılmıyorlar. Ve Sokrates'te şunları söyleyerek onlardan daha fazla bilge olduğunu insanlara kanıtlıyor:
Sokrates'in SavunmasıPlaton (Eflatun) · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202564,7bin okunma
Aias
8/10
·104 syf.··
Beğendi
·
2023 5. kitabı
Aias (Ajaks) gerçekten çok beğendiğim bir tragedyaydı. Sophokles'in ilk tragedyalarından biridir ve benim okuduğum ikinci kitabıdır. İlk kitabında dilini çok beğendiğim için başka bir kitabını daha okumak istemiştim ve bu kitabın dilini de çok beğendim. Aynı zamanda okuduğum tiyatroların hiçbirinde görmediğim sonnotlar kısmı hikayeyi anlamama çok yardımcı oldu. Antik Yunan da geçen bir hikaye olduğu için çok fazla bilmediğim terim, olay vb. vardı fakat hepsi kitabın sonundaki sonnotlar da çok güzel bir şekilde açıklanmış. Biraz da kitabın konusundan bahsedeyim. Aias kitaptaki çok önemli ve cesur bir kahraman. Antik yunandaki çok yüce bir savaşçı öldükten sonra silahlarını ondan sonra gelen en büyük savaşçıya vermeye karar vermişler. Aias ve Odyessa da Akhilleus'un silahlarının kime verileceği konusunda rekabet yaşar fakat Aias silahların kendisine verilmesi gerektiğini düşünürken silahlar en büyük düşmanı ve rakibi Odyyessa'ya verilir. Kibirli ve çok onurlu olan Aias sinirden Odysessa ve bütün soyunu kılıçtan geçirmeye gider fakat tanrıça Athena Aias'ı aldatır ve onu bir koyun sürüsünün üstüne salar. Ve Aias, Odysessa ve soyunu öldürdüğünü zannederken bir grup koyunu öldürür, işkence yapar. Sonra tanrıça Athena Aias'ın gözünü yeniden açtığında Aias yaptığını görür. Hem böyle korkunç bir şey yaptığı için, hem de intikamını alamadığı için onurunu korumak amacıyla intihar eder. Ve tragedyalarda nadir gerçekleşen bir olay olur ve tragedya, ana karakter öldükten sonra da devam eder. Bu şekilde ana karakterin hikayenin ortalarında ölmesi Sophokles'in bir kitabında daha yaşanmıştır. (Trakhisli kadınlar) Sonuç olarak, tragedya okumaktan hoşlanıyorsanız aynı zamanda içinden çok güzel alıntılar çıkarabileceğiniz kesinlikle okunması gereken bir tiyatro.
AiasSophokles · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20181,072 okunma
Hepimiz belirsiz bir süre için ertelenen ölüm cezasına mahkumuz.
10/10
·90 syf.··
Beğendi
·
2023 6. kitabı
Deprem felaketinin korkunç gerçeğinden kendimi uzaklaştırmak için yeniden ufak ufak kitap okumaya başladım. Milletimizin başı sağ olsun. Allah; vefat edenlere rahmet, yaralılara şifa ve depremzedelere de sabır versin. Çok önemli ve büyük bir klasik. Kaç kere elime alıp nedense bir türlü okumaya cesaret edemeyip elimden bıraktığımı hatırlıyorum ama sonunda okumak nasip oldu. Gerçekten de her kitabın bir okuma zamanı var. Belki kitaplığınızda 2-3 yıl bekliyor ama sonunda doğru zaman geliyor. Bu kitap için de öyleydi sanırım. Kitabın konusu adından da anlaşılacağı gibi "Bir idam mahkumunun son günü". Kitabın duyguları ne kadar güzel yansıttığından bahsetmeden önce aslında Victor Hugo'nun bu kitabı yazım amacından yani "idam" dan bahsetmek istiyorum. Kitabın başında birkaç sayfalık bir önsöz var. İdamın her türlüsünü desteklemediğini ve "ne şartla" olursa olsun uygulanmaması gerektiğini, insanlığa her türlü zarar vereceğini çeşitli tezlerle anlatıyor. Kitabın belki de ilk sayfalarından etkilenmememin sebebi de yazarla kesinlikle aynı düşüncede olmamam. O zamanın (1800'lü yıllar) şartlarını, suç oranını, idamların ne kadar suistimal edildiği hakkında elbette konuşamam ama günümüz de uygulanabilecek olan idam hakkındaki fikirlerimden bahsedebilirim. İdam günümüzde kesinlikle uygulanmalı ama tabii ki belli şartlarda: Sadece tecavüz zanlılarında ve canavarca hislerle işlenen cinayetlerde olmalı. Ve özellikle vatana ihanet suçu buna dahil edilmemeli çünkü vatana ihanet o kadar geniş ve dönemlere göre suistimal edilebilecek bir kavram ki. Bazı aşırı hümanist arkadaşlar -aynı zamanda kitabımızın görüşü- herkesin yaşama hakkı olduğunu ve bunun elinden alınamayacak olduğunu söylüyor. Hayır herkesin yaşama hakkı yok. Benim yaşama hakkımı elimden alan, sevdiklerimin yaşama
Bir İdam Mahkûmunun Son GünüVictor Hugo · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2026152,4bin okunma