Bir önemli klasik eseri daha okuyup bitirdim. Felsefeyi ve bu konular hakkında kafa yormayı sevdiğim için kitap benim için oldukça zevkliydi.
Kitap aslında 4 bölümden oluşuyor. Euthyphron, Apologia, Kriton ve Phadion.
Euthyphron'da Sokrates kendini bilge zanneden bir din adamıyla sohbet ediyor.
Sokrates'in alaycılık sistemi olan soru-cevap yöntemiyle bu adamın da bilge olmadığını aslında kendi alanına göre kısmen basit olan sorulara cevap verememesiyle anlıyoruz. Genel olarak dine aykırı ve dine uygun olan nedir diye soruyor Sokrates ve din adamı bu sorulara bile tatmin edici veya tutarlı cevaplar veremiyor.
Apologia'da Sokrates'in savunmasını okuyoruz aslında. Sokrates'e Atina halkı tarafından bir suçlama yapılıyor. Suçlama ana olarak "Sokrates, kentin inandığı tanrılara inanmadığı, yeni tanrılar icat ettiği ve gençleri yoldan çıkardığı için suçludur."
şeklindeydi. Sokrates kendini çok iyi bir şekilde savunduğu ve onu suçlayanların tutarsız kısımlarını da ortaya çıkardığı halde yine de suçlu bulunuyor. Ve aslında bu bölümde Sokrates'in felsefeye nasıl başladığının hikayesini de dinliyoruz. Şuan da adını hatırlayamadığım bir tanrı tarafından Sokrates'ten daha üstün bir bilge olmadığı kehaneti ortaya atılıyor. Sokrates'te kesinlikle bilge olmadığını düşündüğü için kehaneti araştırmaya koyuluyor ve tek tek o dönemin bilgesi sayılan insanlarla tanışmaya, onları sorgulamaya başlıyor. Ve aslında yine daha önce bahsettiğim soru-cevap yöntemiyle de o insanların aslında bilge olmadıklarını ortaya çıkarıyor. O dönemin bilge insanlarının hepsi bilge olmadıkları konularda da bilge olduklarını iddia ettiği için, bilmedikleri işlere de burunlarını soktukları için bilge sayılmıyorlar.
Ve Sokrates'te şunları söyleyerek onlardan daha fazla bilge olduğunu insanlara kanıtlıyor: