“Ah, aşk bile, bu kadar saf ve beyaz aşk bile kendi kendisini tüketirse hayatta ne yapmalı, yaşamak için başka neye tutunmalıydı? İnsana o heyecanları, o yükselme ateşini, o şiirselliği verebilen aşk bile kendi sonunu kendi getirirse niçin yaşamalıydı?”
“Ah kadınlar, kadınlar, siz sadece aşkınıza, sadece fedakârlık yüceliğine düşkün ve mağlup olup hummalı ve mesut yanarken erkeklerin kalbinde ne çirkin, ne hain, ne garip hisler olduğunu bilesiniz…”
“Evet, her şey çürüyor, her şey… İnsanlar da çürümeyecekler mi? Eylülde sanki bahara hasret çeken mahzun bir tazelik, sanki üzerine çöken kışın, kendini yok etmek isteyen sonbaharın aksine kalıcı olmak, tekrar bahar olmak mücadelesi vardır.”