Ne aramıştınız?
Boş vaatler, profesyonel görünümlü amatörler, yersiz ego? Mantıksızlık. Herkesin övdüğü Kargalar Meclisi’ni özetledim işte. Hani şu Grisha ile aynı yazar mı yazdı bunu diye feryat figan edilen. İlk kim övdüyse peşindekiler tarafından devamı getirilen. İteklenerek yazılmış öykü... Dansçıyım ben güzel atlarım zıplarım diye suikastçi mi hırsız mı ne olduğu belli olmayan bir kız, en iyi hırsızım diye ortada dolanan bir velet, keskin nişancı olduğunu iddia eden taşlı boncuklu silahlarla gezen bir arkadaş...
Zorlu bir görev denilen milyon tane kurguya konu olmuş bir hapishaneden mahkum kaçırma klişesi. Bu mudur Grisha’yı gömerken karşısında yüceltilen seri? Ben aldım ama kalsın devamını almayayım. Asıl olaya, Grisha serisine dönüp bunu anlatayım. Ayılıp bayılmadığım bir seri ama Kargalar Meclisi ile arasında seçim yapmam gerekirse Grisha’yı seçerim.
Bir yetimhanede büyümüş iki dost, birbirini seven bir kız bir oğlan... Yolları kızın yıllardır beklenen biri, herkesin kurtuluş olarak gördüğü Güneş’in Elçisi olduğu öğrenilince ayrılır.
Özlem, söylenmemiş sözler, ayrılık ve akıl çelen lüks, yetenekler, güç ve onun yanında getirdiği kışkırtıcı cazibe... Güneş’in Elçisi Alina’nın aklını çelse de aklı çocukluk arkadaşı, sevdiği oğlan Malyen’dedir. Alina’ya umut olduğu söylenir, karanlıklar diyarını yok edecek güç olacağı... Ama işler hiç de göründüğü gibi değildir. Gücün cazibesine kapılmak kolayken başka şeyler için mücadele etmek? Bunu kim yapabilir.
Sonuna kadar fantastik bir dünyada olduğunu hatırlatan, çelişkiler yaşatan, şüpheye düşüren, hüzünlendiren ve güldüren bir seri. Tabii ki kıyasladığım şey Kargalar Meclisi... İlk okuduğumda bu seriyi çok da sevmedim. En azından ilk kitap benim için eh işte seviyesindeydi. Ama bunla kıyasladığımızda daha kötü bir