Aysu

İnsanlar tarih boyunca Boğaziçi'nden geçmeye değil, Boğaziçi'nde hayatın tadına varmaya, Boğaziçi'ni seyre dalmaya niyetlenmişlerdir. Yoksa bundan sonra, Boğaziçi'nde "tanker seyri"ne mi gideceğiz?
Sayfa 120·Kitabı okudu
Reklam
Boğaziçi'ne büyük bina yakışmaz. Tarih boyunca Boğaziçi yalıları hep iki katı aşmayan narin, ahşap binalar olmuşlardır. Üzerindeki kayıklar da yine ahşaptan yapiımış, Boğaziçi'nin tabiatina uygun vasıtalar kullanılmıştır.
Sayfa 119·Kitabı okudu
İstanbul'un nasıl Osmanlı İmparatorluğu coğrafyasında bir kültür merkezi olma özelliği varsa, İstanbul içinde de bir Boğaziçi kültürü kendini ön plana çıkarır. Erguvanı, mor salkımı, manolyası, yalısı, kameriyesi, cihannüması, bülbüIü, mehtabı hatta lüfer balığı avcılığıyla ortaya çıkan bir Boğaziçi kültürü vardır.
Sayfa 119·Kitabı okudu
Huz ma safâ da'ma keder (Beğendiğini, hoşuna gideni al, beğenmediğin kalsın).
Sayfa 103·Kitabı okudu
Kültürümüz daha ziyade sözlü kaynaklara dayanır. Millet olarak genellikle okumaktan ve yazmaktan hoşlanmadığımız, buna karşılık sohbet etmeyi tercih ettiğimiz bilinir. Cemiyetimizin bu özelliğini yansıtan çok güzel bir örneği ev süslemelerinde görürüz. Evimizde, bilhassa kadınlarımızın çok taraftar olmaması yüzünden fazla kitap göze çarpmaz. Buna karşılık kitapların içindeki bilgilerden hiç de aşağı kalmayan bazı özlü ve hikmetli sözlerin duvarlara asıldığı bir hakikattir. Evet, bu kısa fakat manası çok derin sözler eski insanımızın hayata bakışını, kültürünü aksettirmesi bakımından çok önemliydi. İki kelimeyle hayat felsefesi dile getirilir, gönülden geçenler estetik değer kazanarak duvarlarda levhalar şeklinde yer alırdı. Böylelikle kitaplarda kapalı ve gözlerden uzak olarak duran binlerce kelimelik gerçekler levhalarda herkesin anlayabileceği şekilde bir-iki kelimeyle ifade edilebilirdi. Eğitimde süreklilik ve tekrar metodu da kendiliğinden uygulanmış oluyordu.
Sayfa 88·Kitabı okudu
Reklam