Saye

Şeyh Gâlib ( 1757 - 1799 )
1. Ey dil ey dil niye bû rütbede pür-gamsın sen Gerçi vîrâne isen genc-i mutalsamsın sen Secde-fermâ-yi melek zât-ı mükerremsin sen Bildiğin gibi değil cümleden akvamsın sen Rûhsun nefha-i Cibrîl ile tev’emsin sen Sırr-ı Hak'sın mesel-i Îsî-i Meryemsin sen. Hoşça bak zâtına kim zübde-i âlemsin sen Merdüm-i dîde-i ekvân olan âdemsin sen. Ey gönül, ey gönül! Neden bu makamda gam dolusun sen Gerçi virane isen de tılsımlı bir definesin sen. Meleklere secde etmeleri buyurulan saygıdeğer bir varlıksın sen. Bildiğin gibi değil, sen bütün varlıklardan daha üstünsün. Ruhsun. Cebrail’in üfürmesiyle ikizsin sen. Hak gerçeğinin sırrısın sen, Meryem oğlu İsa misali. Hoşça bak kendine ki kainatın özüsün sen. Bütün yaratıkların gözbebeği olan insansın sen. 2. Merteben ayn-ı müsemmâdadır esmâ sanma Merciin Hâlik-i eşyâdadır eşyâ sanma Gördüğün emr-i muhakkakları rü'yâ sanma Başkasın kendini sûretle heyûlâ sanma Keşf ile sâbit olan ma’niyi da’vâ sanma Hakkına söylenen evsâfı müdârâ sanma. Hoşça bak zâtına kim zübde-i âlemsin sen Merdüm-i dîde-i ekvân olan âdemsin sen.
Reklam
1. Fermân-ı 'aşka cân ile var inkıyâdumuz Hükm-i kazâya zerre kadar yok 'inâdumuz 2. Baş eğmezüz edânîye dünyâ-yı dûn içiin Allâhadur tevekkülümüz i'timâdumuz 3. Biz müttekâ-yı zer-keş-i câha dayanmazuz Hakkım kemâl-i lutfınadur istinâdumuz 4. Zühd ü salâha eylemezüz ilticâ hele Tutdı eğerçi 'âlem-i kevni fesâdumuz 5. Meyden safâ-yı bâtın-ı humdur garaz hemân Erbâb-ı zâhir anlayamazlar murâdumuz 6. Minnet Hudâya devlet-i dünyâ fenâ bulur Bâkî kalur sahîfe-i 'âlemde adumuz BAKİ ... 1.Aşkın fermanına canla başla uyarız; kaderin hükmüne zerre kadar inadımız yoktur. 2 Alçak dünya (menfaatleri) için aşağılık takımına baş eğmeyiz; Ancak Allah'a tevekkül eder, O'na güveniriz. 3.Biz altın kakmalı makam ve mevki asâsına dayanmıyoruz; ancak, Hakk'ın yüce lütfuna sığınmaktayız. 4. Fenalığımız bütün varlığı kaplasa da hiç bir zaman zahitliğe ve sofuluğa sağınınayız. 5.Şaraptan kasıt, ancak, kalbin saflığı ve temizliğidir; zâhire (görünüşe) göre hüküm verenler, bizim muradımızı anlayamazlar.
Ekmek ve Çiçek
+ Sevdiğin biri var mı? - Evet. + Seni seviyor mu? - Evet. +Nereden biliyorsun? - Her seferinde okuması için ödünç verdiğim kitapları geri verirken içerisine çiçek koyuyor. +Hepsini okuyor mu? - Elbette okuyor. + Sordun mu ona? - Önemli yerlerin altını çizdiğini görüyorum. +O da insanlığı kurtarmak istiyor mu? - Evet. +Nereden biliyorsun? - Altını çizdiği cümlelerden.”