Evrenin %96'sında ne olduğunu bilmiyoruz. Bir teleskopla gece gökyüzüne baktığınızda gördüğünüz, tanıdığınız, sevdiğiniz ve düşündüğünüz her şey evrenin %4'ü.
Yetişkinlerin bilimsel okuryazarlığın ne olduğu konusunda hiçbir fikrinin olmadığı bir dünyada çocukları eğitemezsiniz. Yetişkinler, ne olduğu ve neden önemli olduğu hakkında hiçbir fikirleri olmadığından ortaya çıkarılan yaratıcılığı yok ederler. Ancak bilim, yaratıcılığın peşinden koşan beyinlerden her zaman daha fazla yararlanır, lakin bu her alan için geçerli değildir.
Bilimsel okuryazar olmanın bir parçası da detaylı olarak şunları cevaplamaktır: "DNA'nın ne olduğunu biliyor musunuz?" veya "Büyük Patlama nedir?" Bu, bilimsel okuryazarlığın bir safhasıdır. En büyük parçası ise önünüze sunulan bilgiler hakkında nasıl düşüneceğinizi bilip bilmemenizdir.
Sorun bilimsel okuma yazma bilmeyen çocuklar değil, bilimsel cahil olan yetişkinlerdir. Çocuklar doğaya meraklı bir şekilde dünyaya gelirler. Sürekli taşlarla oynarlar, çamurlu su birikintilerinin üstüne atlarlar, masa örtüleri ve porselenlerle de oynamayı severler.