Yazar Nicos Kazancakis önemli bir felsefe, düşünce insanıdır. Hayatının bilinirliği açısından hak ettiği yerde olmadığını söyleyebileceğim, yaşama dair ciddiye alınması gereken düşünceleri olan bir yazarın kitabıyla muhatap olacağınızı kitabı okumadan önce bilmeniz gerekiyor. Osmanlı vatandaşı olarak doğup Yunan vatandaşı olarak ölmesi, yaşadığı dönem ve coğrafyaya dair bilgi ve izler görmek isteyenler için farklı kitaplarının da görünür olması gereken bir yazar olduğuna inanıyorum. PATRON!
Kitabın zaman referansı 1930'larda dolanıyor. Yazarın Girit'e olan yolculuğu sırasında tanıştığı Aleksi Zorba adlı sosyal yorumları kafasına pek fazla takmayan kısacası "El alem ne der?" konusunu aşmış dışarıdan kaba saba görünen bir karakterin kendisiyle olan diyalog kurma çabasıyla başlıyor. Ana karakterin Zorba' nın kendisine olan ani samimiyeti hoşuna gidiyor ve kısa sürede kaynaşıp yolculuğa birlikte devam ediyorlar. İlk önce bir köye gidip köye sonradan yerleşmiş(köyün yabancısı) bir kadının evinde misafir olup daha sonra maden çıkaracakları yerin yakınına yerleşiyorlar. Zorba bize çalışmayı ve kadınları çok seven bir karakter olarak tanıtılıyor. İşe koyulduğu zaman etrafını görmeyen, duymayan bir karakter oluşu ve çok çalıştığı anlatılıyor. Kadınlara olan ilgisi öyle bir boyutta ki bir kadın yalnız uyuduğunda ona karşı günah işlendiğini düşünüyor. Kitap yazarın Zorba'nın hayat tarzını eleştirmesi ve Zorba'nın da tam tersi yazarın yaşam şeklini yanlış bulması üzerine devam ediyor. Birbirlerinin hayat felsefeleri üzerinde etkileri ve diyalogları, kitabın olay örgüsünden daha çok dikkat edilmesi gereken noktası çünkü olay örgüsünü basitleştirmek istemiyorum ama linyit kömürü çıkarma denemelerinin başarısızlığına giden bir yoldan ibaret. PATRON!
Zorba'nın geçmişten kaçmak için