fakat sen bana gülümsedin ve teselli etmek istercesine şöyle dedin: "ama yolculuklardan geri dönülür." "evet" diye cevap verdim, "geri dönülür ama o zaman zaten artık unutulmuştur."
sadece yalnızlık çeken çocuklar tutkularını bütünüyle, dağılmaksızın koruyabilirler. ötekiler, duygularını başkalarıyla beraberlik atmosferinde gevezelikleriyle harcarlar, yakınlıklarla köreltirler, aşk hakkında çok şey okumuşlardır, duymuşlardır ve aşkın ortak bir kader olduğunu bilirler.
ne acıdır ki allah, yehova, tanrı -ona ne ad verdiğiniz önemli değil- günümüzde yaşamıyordu çünkü yaşıyor olsaydı bizler hâlâ cennette olurduk; o ise, ön kararlar, son kararlar, yargıtay, danıştay, içtihat, müdafaa, temyiz, tashih karar derken, gırtlağına kadar hukukla boğuşuyor olurdu adem ile havva'yı cennet'ten kovuşunu haklı göstermek için. ne de olsa yasalarda yazılı olmayan keyfi bir kuralı çiğnemişlerdi onlar: iyi ile kötüyü ayırt eden bilgi ağacının meyvesini yemeyeceksin. peki bu meyvenin tadılmasını istemiyordu da neden söz konusu ağacı cennet'in duvarları dışında bırakacağına tam ortasına dikmişti?