Harfleri tanımaya başladıkça kirlendin, kalbin katılaştı. Harfleri tanımaya başladıkça, anlamsızlığın farkına vardın. Karanlık bir gecede düştüğün çölün ortasında sığınabileceğin bir mağara aradın, meleklere inandın, kadere inandın, ahiret gününe inandın ve böylece parçalanmaya yüz tutmuş kalbini yatıştırdın.
Bütün ihtimallerde gitmek var. Bütün ihtimallerde ölmek. Sonunda büyük acılara gebe olmayan hiçbir şey hakikat değildir. Belki bu yüzden hakikatlerin en büyüğüdür.
Yüzüne daha dikkatle baktın. “Kim bilir” diye düşündün, “saçlarında açan nar çiçeklerinin arasında hangi gönül ağrısını, hangi yaşamak kederini gizliyor bu kadın ? “ Bir meleğin yüzünde gizlenmiş kaçak yolcuydu saklı acıları.