Uyuduğunda başının üzerine gelip bir ahtapot oturuyor bütün o uzun vantuzlu kollarıyla sıkı sıkı kızı sarıp sarmalıyor sanki ruhununu rüyalarını emiyor kızı sıkıntılı bir buhrana sokuyordu, uyanmak istese uyanamıyor kıpırdayamıyor konuşamıyor bir türlü vantuzlarıyla onu sımsıkı kavrayan yapış yapış kaygan soğuk şeyden kurtulamıyordu...ama ne gariptir ki ondan korkmuyordu..çünki uyanık haldeyken de pek farklı hissetmiyordu..bu durum her iki alemde de onun için alışık olduğu bir şeydi güzdüz kalbinde ruhunda hissettiği duyguyu gece bedeninde hissediyordu..