Ölüm hangi nitelikte olursa olsun,yine de kendi ağırlığıyla gelir.Ve o gün Ankara daki ölüm,ağlamayı dahi yasaklayan cinstendi.Haberi ilk veren spiker,sesinin titremesi nedeniyle huzurundan edildi.Mezarlığa ilk giden genç tutuklandı.Sokakta ilk bağıran bir kadın,alınıp götürüldü.Ve binlerce insan yeraltı yatağında akan bir dere gibi içinde yaşadı duygularını.
6 mayıs sabah gök sancılanırken saat 04.00 sıralarında görevliler Deniz in babasını almaya geldiler.Ondan sağ olarak aldıklarını ona cansız olarak vereceklerdi .
(İdamdan hemen önce)Hüseyin avukatlarına dönerek "Ayağımda bu beyaz lastik pabuçlar var,ayakkabılarımı giymeme fırsat vermediler,çullanırcasına,âdeta havalandırarak apar topar getirdiler,babama söyleyin,bu lastikleri gördüğü zaman,ayakkabısı yokmuş diye üzülmesin.
Üçü de ilkin kendisinin asılmasını isteyen bir duygu taşıyorlardı.Onları darağacına çıkmak değil,darağacına çıkacak arkadaşlarını seslerden,kıpırtılardan dinlemek zorunluluğu incitiyordu.