Kar Kuyusu, Hikmet Hükümenoğlu’nun 2005 yılında yayımladığı ilk kitabı. İlk kitap olmasına rağmen bence oldukça başarılı. Betimlemeleri, akıcılığı ve sürükleyiciliği ile beni çok etkileyen bir kitap oldu. Gerilim türünde bir roman olmasının hakkını da veriyor bence. Evet edebi olarak derin bir kitap olmayabilir ama yazar okuyucuyu kitabın içine çok güzel bir şekilde çekiyor bana göre önemli olan da bu. Diyalogları okurken karşımda birisi durmuş benimle konuşuyormuş gibi hissettim. Okuma zevki çok yüksekti ve Hikmet Hükümenoğlu’nu da böylece tanımış oldum. Diğer kitaplarını da kesinlikle okuyacağım.
Kitabın anlatıcısı Nur, babasından kalan mülkü küçük bir dükkana çevirip burada kendi yaptığı takıları satan ve kendi halinde yaşayan bir kadın. Bir gün dükkanına gelen bir kadınla tanışması ile her şey başlıyor. Bu kadın dükkanın üst katında yaşayan Melike Hanım… Melike Hanım biraz gizemli davranışları ile Nur’un dikkatini çekiyor. Nur etraftaki komşulara Melike Hanım’ı sorup nasıl birisi olduğunu öğrenmeye çalışıyor. Melike Hanım’ın hasta ve uğursuz (!) olan Nuri adında bir oğlu olduğunu öğreniyor. Nuri küçüklükten beri hasta olup insanlara uğursuzluk getirdiği için herkes ondan uzak duruyormuş. Melike Hanım oğlundan ve onun yaşadığı acılardan öyle bir bahsediyor ki insanlar onun hakkında ne kadar ilgili bir anne diye düşünmeden edemiyor. Ama ilerleyen kısımlarda bu durumun anlatıldığı gibi olmadığı anlaşılıyor ve bir aile dramı ile karşı karşıya kalıyoruz.
İnsan doğarken ailesini seçemiyor ve nasıl bir insan olacağı da ailesine bağlı oluyor bu yüzden herkesin anne ve baba olmaması gerektiğini düşünüyorum. Hatta kitaptan bir alıntı ile bunu desteklemek istiyorum: “Sırf hayatta tutunabilecekleri başka bir şey bulamadıkları için çocuk yapan insanlara izin vermemek lazım.