Yeşim

Yeşim
@yesimturan
homo homini lupus
Lanetlenmişler
8/10
·184 syf.·
2025 17. kitabı
Deli Kadın Hikayeleri, kadın olmanın ağırlığı, bahtsızlığı ve lanetlenmişliği üzerine yazılmış çarpıcı bir kitap. Mine Söğüt, sembolik 21 adet hikayeyle bu laneti gözler önüne sermiş. Bu öyle bir lanettir ki daha doğmadan anne karnında başlar ve doğduktan sonra da devam eder. Yarım insan olarak nitelendirilir bu kadınlar. O yüzden her zaman baskılanır ve kısıtlanırlar. Sonra da delirirler :) Hayatının her döneminde rahatsız edici bakışlara, istismarlara ve dışlanmaya maruz kalırlar. Ama tabi bunlara maruz kalması da kendi suçlarıdır. Çünkü kadınlar her zaman merak uyandırıcı ve davetkar olurlar. Sadece susmaları bile umut verici olur bazen. Bazıları hamile kalır ayıplanır bazıları da hamile kalamaz diye ayıplanır. Hamile kalanlar hele ki bir erkek doğurmasın zaten vay haline. Hamile kalamayanlar da kadın olmayı bile becerememiştir. Her durumda hor görülecek bir şey yapar bu kadınlar. O yüzden dövülmeyi ve sövülmeyi hak ederler. Her zaman güçsüz ve korkak olmaları gerekir. Duyguları bastırılır gün yüzü görmezler. Canlarından çok sevdikleri çocuklarına, annelerine ve babalarına zarar verirler, delirirler… Bir kadın olarak bu kitabı okurken kadın olmanın o kasvetini derinden hissettim. Maalesef ki ülkemizde her kadın hayatında bir defa dahi olsa baskıya ve hor görülmeye maruz kalmıştır. Bunu birçok defa yaşayıp insanlar tarafından delirtilip sonra da cinnete terk edilen kadınların varlığı azımsanacak seviyede değil. Umarım bir gün bunların değiştiğini görebiliriz.
Edebiyat
Deli Kadın HikâyeleriMine Söğüt · Can Yayınları · 202211,7bin okunma
Reklam
Haramiler
9/10
·158 syf.·
2025 15. kitabı
Teneke, Çukurova’nın bir köyünde geçen, çeltikçi ve zengin ağalarla köylüler arasındaki sorunları anlatan bir roman.Bir yanda para uğruna gözleri dönmüş bir şekilde bütün kanunsuzluğu yapan ağalar, bir yanda da evlatlarını, eşlerini kaybetmiş yoksul köylüler… Yaşar Kemal, idealizm ve baskın güç çatışmasını çok güzel bir biçimde işlemiş. Roman, bir memur olan Resul Efendiyi tanıtarak başlıyor. Resul Efendi 3 aydır kaymakam vekilliği yapıyor ama bu vekilliğin bir an önce bitmesini istiyor. Çünkü çeltik zamanı geliyor ve ağaların ona türlü eziyet edeceklerinin farkında. Asla çeltik işine karışmak istemeyen ve kanunlara sıkı sıkıya bağlı bir memur olduğu için ağalar onu sürekli tehdit ederek istifa etmesini söylüyorlar. Resul Efendi de onlara karşı saygılı olmaya çalışarak bir yandan da kanunları gözardı etmeden yaşamaya çalışıyor. Bir gün o kutlu haber geliyor ve kasabaya bir kaymakam atandığını öğreniyor. Hatta sadece Resul Efendi değil bütün kasaba öğrenmiş. O kaymakam Fikret Irmaklı… Gencecik bir insan ve daha ilk görevi. Bu detay ağalar için oldukça önemli. Çünkü en iyi maşalar böyle genç idarecilerden yapılır diye düşünüyorlar. Bu genç kaymakamı istedikleri gibi yönetip zenginliklerine zenginlik katıp kendi sülaleleri doysun diye masum yüzlerce insanı öldürmek için yasal bir dayanağa ulaşmış olacaklar. Genç kaymakam tecrübesiz olsa da bu ağaların oyununa düşmeyecek ve belki de bu haramiler ilk defa böyle bir bozgun yemiş olacaklar.
Edebiyat
TenekeYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 201712,3bin okunma
Umut kırıntısı
9/10
·120 syf.·
2025 14. kitabı
Bir İdam Mahkumunun Son Günü, bir hapishanede hayatının son altı haftasını geçiren bir idam mahkumunun korku ve umutsuzluğunun öyküsüdür. Ne adını, ne de işlediği cinayeti bilmediğimiz bu mahkum, Bicêtre hapishanesinde yaşadığı, yaptığı ve gördüğü şeyleri bizlere anlatıyor. Bir İdam Mahkumunun Son Günü, Victor Hugo’nun önsözü ile başlıyor. Bu önsözde idam cezasının artık neden desteklenmemesi ve kaldırılması gerektiğini anlatıyor. İdam cezası diğer insanların ders çıkarması gereken bir şey olmak yerine eğlendikleri bir gösteri haline geliyor. Mahkumun altı haftalık süreci betimlenerek anlatılmış. Mahkumun kaldığı hücre, iç dünyası, ailesiyle ilgili düşünceleri yer alıyor. Bunları bir günce şeklinde yazıyor mahkum. Sanki bunları yazarken içinde bir umut kırıntısı var gibi. Kaçmayı denemek bile geçiyor aklından. Belki yalvarsa her şeyin değişebileceğini düşünüyor. Sonuçta insanın ölümünün yaklaştığını bilerek beklemeye çalışması akla sığmayan bir şey. Günümüzde hala idam cezası olan ülkeler bulunuyor. Örneğin ABD, Çin ve bazı Ortadoğu ülkelerini örnek verebiliriz. Bu ülkelerde adil (!) bir kararla idam cezası veriliyor mu tabii bilmek zor. Hatta ülkemizde bile idam cezası isteyen bir kesim var. Çocuklarını, eşlerini, anne ve babalarını kaybetmiş insanları düşünerek bazılarına idam cezası verilmesi düşüncesi mantıklı geliyor gibi ama ya kurunun yanında yaş da yanarsa?
Edebiyat
Bir İdam Mahkûmunun Son GünüVictor Hugo · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2026152,4bin okunma
Tıbbın İntikamı
9/10
·152 syf.·
2025 13. kitabı
Moliere’den Hastalık Hastası benim okuduğum ilk tiyatro metni oldu. Açıkçası bu zamana kadar tiyatro eseri okumayı hep ihmal ettim. Başlangıcı da Moliere’nin son kitabıyla yapmış oldum. Hastalık Hastası 3 perdeden oluşan bir tiyatro. Moliere bu eserinde Orta Çağ’daki tıp anlayışını hicvediyor. Günümüzde tıp okumak, doktor olabilmek ve bir alanda ünvan alabilmek çok zor olmasına rağmen o zamanlarda birkaç seminer ile doktor olabilmek mümkünmüş. Ayrıca para karşılığında diploma da veriliyormuş. Durum böyle olunca Moliere’nin tıp ve eczacılık alanını hicvetmesi kulağa oldukça mantıklı geliyor. Hastalık Hastası, Moliere’in son yazdığı ve en son sahnelediği eseri. Oyunu sahnelerken fenalaşması üzerine hayatını kaybediyor. Bu kadar hicvin sonunda bence ortaya bir öç alma duygusu çıkıyor. Bu da oyunu izleyen ve hicvedilen doktorların Moliere'nin sahnede fenalaşması sonrası hiçbir doktorun ona yardım etmemesi ve kendi hırslarına yenik düşmeleri. Moliere'in eserindeki kehanet gerçekleşmiş; gerçekten ihtiyacı olduğunda hiçbir doktorun onu tedavi etmeye yanaşmaması... İşte böylelikle Moliere’nin ölümünden sonra bazı hekimler tıbbın intikamının alındığını dile getirmişler. Eserin başkarakteri, Argan adında orta yaşlı ve zengin birisi. Aslında oldukça sağlıklı olmasına rağmen kendisini her zaman hasta hissediyor. Sürekli olarak ilaçlar ve takviyeler alıyor, sindirim sistemini rahatlatmak için işlemler yaptırıyor. Ama bu işlemler ve ilaçlar artık çok masraflı gelmeye başladığından dolayı kızı Angelique’yi bir doktorla evlendirmek istiyor. Böylece yanında her zaman bir doktor olacak ve onu bir karşılık olmadan tedavi edecek. Kendi sağlığıyla o kadar kafayı bozmuş ki kızının ne istediğini bile önemsemeden onun hakkında karar alıyor. Bu kararına ilk karşı çıkan evdeki hizmetçisi
Edebiyat
Hastalık HastasıMolière · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20258,1bin okunma
Bundan iyisi can sağlığı
8/10
·114 syf.·
2025 12. kitabı
Felaketzedeler Evi, Guillermo Rosales’in kendi yaşadıklarından esinlenip yazdığı çarpıcı bir roman. Felaketzedeler Evi yani bakımevi, insanların en karanlık yanlarını gösteren merhamet ve acıma duygusunun hiçbir zaman hissedilemediği bir yer. Aşağılanma, nefret, ahlaksızlık ve bencilliğin her adımda hissedildiği adeta bir cehennem. Baş karakter William Figueras tam da kitabın yazarı gibi Küba’dan Miami’ye sürgüne gelmiş bir yazar. William ağır bir şizofreniden muzdarip olduğu günlerde halası tarafından bir bakımevine (!) yerleştirilir. William bu bakımevinden şöyle bahseder: “Bakımeviymiş! Hayatın süprüntüsünün tıkıştırıldığı evlerden biri.” Burda aslında ayak bağı olmasın diye insanların hapsedildiği bir yerden bahseder. Artık kendisi de o ayak bağı sayılan kişilerden biridir. Bu bakımevinin sakinleri dünya üzerinde kişinin başına gelebilecek felaketlerin cisimleşmiş hali gibidirler. Aşağılanmayı, tacizi ve tecavüzü, yok sayılmayı, şiddete maruz kalmayı bu insanların yaşadıkları üzerinden okumak oldukça rahatsız edici. Bu kadar olumsuzluk içerisinde William için bir umut kalmıyor derken kendisi gibi felaketzede olan Francis ile tanışır. Francis onda yeniden bir umut ışığı uyandırır, ruhundaki yaraları iyileştirir. Sanki bakımevine yerleşen o adam gitmiş de yerine sağlıklı bir insan gelmiş gibi olur. Francis ona iyi gelmiştir ama bu yer öyle bir cehennemdir ki iki insanın yaşadığı mutluluğu bile çok görür… Kitaptaki o kasvetli havayı derinden hissettim. Okurken büyük bir hüzünle karşıladığım şeyleri aslında yaşayan insanların var olduğu gerçeği bir tokat gibi çarptı.
Edebiyat
Felaketzedeler EviGuillermo Rosales · Jaguar Kitap Yayınları · 20173,404 okunma
Reklam