Bir İdam Mahkumunun Son Günü, bir hapishanede hayatının son altı haftasını geçiren bir idam mahkumunun korku ve umutsuzluğunun öyküsüdür. Ne adını, ne de işlediği cinayeti bilmediğimiz bu mahkum, Bicêtre hapishanesinde yaşadığı, yaptığı ve gördüğü şeyleri bizlere anlatıyor.
Bir İdam Mahkumunun Son Günü, Victor Hugo’nun önsözü ile başlıyor. Bu önsözde idam cezasının artık neden desteklenmemesi ve kaldırılması gerektiğini anlatıyor. İdam cezası diğer insanların ders çıkarması gereken bir şey olmak yerine eğlendikleri bir gösteri haline geliyor.
Mahkumun altı haftalık süreci betimlenerek anlatılmış. Mahkumun kaldığı hücre, iç dünyası, ailesiyle ilgili düşünceleri yer alıyor. Bunları bir günce şeklinde yazıyor mahkum. Sanki bunları yazarken içinde bir umut kırıntısı var gibi. Kaçmayı denemek bile geçiyor aklından. Belki yalvarsa her şeyin değişebileceğini düşünüyor. Sonuçta insanın ölümünün yaklaştığını bilerek beklemeye çalışması akla sığmayan bir şey.
Günümüzde hala idam cezası olan ülkeler bulunuyor. Örneğin ABD, Çin ve bazı Ortadoğu ülkelerini örnek verebiliriz. Bu ülkelerde adil (!) bir kararla idam cezası veriliyor mu tabii bilmek zor. Hatta ülkemizde bile idam cezası isteyen bir kesim var. Çocuklarını, eşlerini, anne ve babalarını kaybetmiş insanları düşünerek bazılarına idam cezası verilmesi düşüncesi mantıklı geliyor gibi ama ya kurunun yanında yaş da yanarsa?