R a b i a

R a b i a
“Okuyun ve kitabı hayatınızın merkezi yapın.”
Pharmacy technician
25 Ağustos
590 okur puanı
Mayıs 2019 tarihinde katıldı
8/10
·120 syf.··
2020 30. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 02 Ekim 2020 19:04
Kitabı okumaya başladığınız andan itibaren bir cinayet gerçekleşeceği mesajıyla yüz yüze kalırken bir o kadar da bu cinayetin işleneceğinden herkesin haberdar olduğu ama kimsenin bir şey yapmadığı/yapamadığı gerçeğini anlamlandırmaya çalışıyorsunuz. İşin garibi bu olayın gerçekte yaşanmış olmasının verdiği şaşkınlık da cabası. Kitapta yer alan her karakterin kendine özgü tepkisi ve ahlâki değerleri net bir biçimde okuyucuya yansıtılmış. Eser bize bir toplumun anatomisini açık seçik sunuyor aslında. Kısa bir zaman dilimini bu kadar etkili anlatmak marifet ister. Gerek cinayetin işlendiği toplumda yer alan karakterlerin psikolojik tahlilleri gerek anlatımın akıcılığıyla Marquez bunu başarmış. Kitap hacmi itibariyle her ne kadar ince de olsa, anlatılan karakterler ve olaylar arasındaki bağlantıyı kurmak dikkat istiyor. O yüzden sakin bir ortamda, yoğunlaşarak okunması önerilir. Keyifli okumalar.
1000Kitap
Kırmızı PazartesiGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 202095,3bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
8/10
·400 syf.··
2020 18. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 29 Ağustos 2020 00:29
Saatleri Ayarlama Enstitüsü,  ülkemiz  insanının doğu ve batı arasında bocalamasını irdeleyen bir başucu romanıdır; toplumumuzun bu değişme süreci içindeki durumunu, bireyden yola çıkarak topluma varan bir yöntemle anlatır. Alegorik bir hicivdir, bu roman. Zaman, mekan, insan, toplum, bürokrasi, menfaatler, ölüm, yalnızlık, iletişim, sabır, mutluluk gibi kavramlar üzerine okumalar vardır. Romanda mekan olarak İstanbul seçilmiştir. Zaman ise doğrusal çizgi üzerinde ilerler. Çocukluğundan alıp yaşlılığına kadar akmaktadır.Klasikle modern Emine ile Pakize karakterleriyle bütünleşmiştir. Emine’yle birlikteyken gerçeklerin içinde zahirde fakir ama mutlu adamı oynamaktadır. Oysa Pakize’yle beraberken yalanla dolu havayı teneffüs eden zengin fakat mutsuz bir adam olmuştur.Tarihi hikayelerle zenginleştirilmiş içerik, okuru doldurur. (Örneğin ; Aziz Paşa’ya tepside sunulan hediye).Tasvirler şapka çıkarttırır (Örneğin ; Cemal Bey,Topal İsmail) Gözlemlerle dolu bir romandır.Arka sıralarda oturur sınıfı seyrederdim diyen yazar adeta bu romanıyla anlatım ve sinematografi gücünü ispat ediyor.Osmanlıca kelimelerin ağırlıkta olması anlamayı güçleştirirken, uzun cümleler okuma hızını yavaşlatıyor.Gözlemleriyle Peyami Safa’ninkileri -örneğin ; Yalnızız- andıran roman , Hayri İrdal karakteri ve olay örgüsüyle kısmen George Orwell’in 1984’üne benzer.Winston Smith’in 101 no’lu odadan çıktıktan sonra , ” Artık Büyük Birader’i seviyorum” itirafıyla Hayri İrdal’ın “Artık S.A.E.’nü sorgulamıyorum hatta seviyorum” deyişi yakınlık arz eder. Ayrıca olayların dışında kalmayı yeğleyen tek kişinin oğlu Ahmet oluşu düşündürücüdür. Atlı Karanca alegorisiyle her şey özetlenir. Nihayetinde özgünlüğü ve kalitesiyle güzel kitaptır, okunması tavsiye edilir.
Saatleri Ayarlama EnstitüsüAhmet Hamdi Tanpınar · Dergah Yayınları · 201552,9bin okunma
10/10
·183 syf.··
2020 14. kitabı
Kitap süper kahramanların olduğu, mutlu sonların yaşandığı, her şeyin düzeldiği bir hikayeyi değil, tüm çıplaklığı ile gerçekleri anlatıyor. Hayatı birebir gösteriyor. Kurulan hayallerin nasıl bir anda uçup gittiğini, planların gereksiz olduğunu, en çok sevdiğimiz şeyin bir anda elimizden gidebileceğini, kısaca hayatı anlatıyor. Bu kitap, gerçeğin bir yansıması ve Zeze de çok değil, yirmi sene öncesine kadar İstanbul varoşlarında karşılaşabileceğimiz bir çocuk. Çocuk nerede olursa olsun değişmiyor ve Vasconcelos da bunu bize çok güzel aktarıyor. 2013’ün ilk aylarında bu kitapla ilgili bir tartışma başlamıştı. 100 Temel Eser’den birisi olan Şeker Portakalı, “örf ve adetlerimize” ters düştüğü için kitabı öneren bir öğretmene dava açılmıştı. Kitapta, örf ve adetlerimize uymayan bir kısım görmedim. Ama başka bir açıdan bakarsak, kitabı çocukların değil bilhassa yetişkinlerin okuması gerekiyor. Çocuk aklı ile anlaşılamayacak birçok şeyi erişkinken anlayabiliyorsunuz. Bu kitap, özellikle “her şeyi olan”, mutlu olmayı pahalı hediyelerle eşleştiren günümüz çocuklarına hiçbir şey ifade etmeyecektir. Tam tersine, onları bu hale getirecek anne babalara çok şey anlatmaktadır. Çocuk sahibi olacak her kişinin bu kitabı okumasını tavsiye ediyorum.
Şeker PortakalıJosé Mauro de Vasconcelos · Can Yayınları · 2025275bin okunma
8/10
·331 syf.··
2020 15. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 14 Ağustos 2020 15:28
Kitabı okurken körlüğün ilk anlamı olan görme bozukluğundan mı bahsediyor yoksa toplumsal anlamda bir körlük mü kastediliyor diye düşünmeden edemiyorsunuz. Olağanüstü durumlarda yöneten kesim de zarar görür veya yok olursa ya da toplumsal kuralların, cezaların bir hükmü kalmazsa insanların nasıl da acımasız olabileceklerini görmek gerçekten insanı ürkütüyor ki aslında bu düzen doğal olan düzen değilken. Asıl körlük gözlerde mi vicdan da mı? Yazarın dili hakkında da biraz konuşmak istiyorum. Kitapta sadece nokta ve virgül kullanılmış ve diyaloglar da dâhil olmak üzere her şey düz metin şeklinde yazılmış. İlk başta okuması biraz tuhaf geliyor ama okudukça hikâyenin içine girdikçe hiç sorun olmuyor. Ayrıca karakterlerimizin isimleri yok ilk kör, doktorun karısı, şaşı çocuk gibi sıfat tamlamalarıyla tanıyoruz karakterleri. Bütün bunların hepsi aslında yazarın anlatmak istediği (ya da anlatılanlardan bana geçen) hikâye ile birebir örtüşüyor ve okurken de bitirdikten sonra kitaptan etkilenmenizi ve aklınızda kalan kitaplardan biri olmasını sağlıyor. Umarım sizde okur, keyif alırsınız. Görüşmek üzere.  “Körlüğüm her gün biraz daha artacak, çünkü beni gören kimse kalmayacak.”
1000Kitap
KörlükJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınları · 2022131,8bin okunma
8/10
·101 syf.··
2020 13. kitabı
·
11 saatte okudu
·
Okunma: 09 Ağustos 2020 02:57
Fakir bir inci avcısı olan Kino ile ailesini yaşamını konu alan İnci; yoksulluk teması içinde iyilik ve kötülüğü, umudu, hırsı ve yetinmeyi, düşmanlığı, bilginin önemini ele alıyor. John Steinbeck, Kino ve ailesinin yaşam öyküsünü anlatmaya başlamadan önce okura şöyle diyor: “Bu öykü bir kıssaysa, belki de herkes ondan kendine göre bir anlam çıkarıyordur, kendi yaşamını onda yorumluyordur.” Aslında yazar bu sözüyle okuyucuyu baştan uyarıyor, “Eser birçok mana kazanabilir, her okur farklı bir neticeye ulaşabilir.” John Steinbeck, kullandığı yalın dili ve aslında her dönem rastlayabileceğimiz sorunların ortasında abartısız gerçekçi umudu yazması ile zamanın eskitemediği bir eser meydana getirmiştir. Bundandır ki İnci gibi yazarın diğer eserleri de güncelliğini sürdürebilmiştir. Okumanızı tavsiye ederim.
İnciJohn Steinbeck · Sel Yayıncılık · 202349,8bin okunma