• Vaktiyle bir amirale yabancı dil öğrenmek için kursa gönderilmem konusunda talebim olduğunu arz etmiştim, aldığım cevap:
    Sen bunca yetenek ve başarı ile eğer dine bu kadar kafayı takmasaydın, seni, değil yabancı dil kursuna, yabancı ülkelerde askeri ataşeliklere bile gönderirdik! olmuştu.
  • Genel fikirler müzemizde "büyük yetenek" diye adlandırılan tipi yeni bir yazarın kendine has çehresini tanımamız çok uzun sürer. Tam da bu nedenle, bu çehre yeni olduğu için, yetenek dediğimiz şeye tam anlamıyla benzetemeyiz onu. Özgünlük, büyü, incelik, güç gibi adlar vermeyi tercih ederiz; sonra bir gün, zaten yetenek denen şeyin bütün bunlar olduğunu fark ederiz.
  • Bu genetik nedenin yanı sıra Yeni
    Ginelilerin Batılılardan daha zeki olma
    olasılığının bir ikinci nedeni daha var
    Günümüzde Avrupalı ve Amerikalı
    çocuklar zamanlarının çoğunu edilgen bir
    şekilde televizyon, radyo ve sinemayla
    oyalanarak geçiriyorlar. Ortalama bir
    Amerikan evinde televizyon günde yedi
    saat açık durur. Bunun tersine geleneksel
    Yeni Gineli çocukların edilgen eğlence
    olanakları gerçekten de yoktur, onun
    yerine uyanık kaldıkları zamanın hemen
    hemen hepsini etken olarak başka
    çocuklarla ya da büyüklerle konuşmak ya
    da oynamak gibi bir şeyler yaparak
    geçirirler. Çocuk gelişimiyle ilgili neredeyse
    butün araştırmalarda zihinsel gelişim için
    çocukluktaki uyari ve etkinliklerin ne kadar
    önemli olduğu vurgulanır ve çocuklukta az
    uyarılmışliğın zihinsel gelişimi
    değiştirilemez bir biçimde yavaşlattiğı
    gerçeğinin alti çizilir. Bu etkiyle elbette Yeni
    Ginelilerde görülen üstün düzeydeki
    ortalama zihinsel işleve genetik olmayan
    bir öğe eklenmektedir.
    Yani, zihinsel yetenek bakımından Yeni
    Gineliler belki de Batılılara göre genetik
    olarak daha üstünler ve kuşkusuz bugürn
    sanayi toplumlarında yetişen çocuklar için
    söz konusu olan gelişmişliğin kötü
    etkilerinden kurtulmuş olmak gibi bir
    şansa da sahipler.
  • Şimdiye kadar fantastik roman okuyup, beğenip bu kitabı okumayan çok kimse kalmamıştır. Kaldı ise de kitapla alakalı fazlaca ipucu vereceğim-özellikle Peeta hakkında- için kitabı okumayanlar burada bıraksın bence bu yorumu okumayı :)) Gerçi kitabı okumasanız bile televizyonda bile defalarca karşılaşmışsınızdır. :))

    Yine yeniden ilk kitap sistem tanıtımı ile başlayıp, karakterlerin hayatı, haraç secimi, arenaya hazırlık, Açlık Oyunları, galiplerin eve dönüşüyle bitmişti.
    İkinci kitap ise, kazananların tüm mıntıkaları ziyaret etmesi, ziyafetler, düğün hazırlığı ve Yetmiş Besinci Açlık Oyunlarının ve mıntıkalardaki isyanın başlamasıyla devam etti. Seri kitaplarda genel olarak ilk kitap tanıtım ve giriş ikinci ve devam eden kitaplarda hareket dolu son kitapta kurgunun nihayete ermesiyle sonuçlanırken; Açlık oyunlarında pek öyle olduğunu söyleyemem. Açlık Oyunları sonunda Peeta gerçekten sevildiğini düşünürken, Katniss'in sadece hayatta kalabilmek için bu duruma katlandığını fark ettikten sonra derin acı yaşadım. Kendini topladıktan sonra yeniden ayağa kalkıp sen beni sevmesen de olur ben seni seveyim yeter Katniss deyip her zaman onun yanında oldu.
    -İlk oyun sonrası trende söyledikleri için Katniss'den özür dilemesi ile başlayıp;
    -Katniss'in kendisini sevmediğini bilmesine rağmen mıntıkaları ve Başkan Snow'u inandırmak için çaba sarf etmesi
    -Zafer turuna çıkmadan önce Katniss kaçmak istediğini söylediğinde Gale'nin onu yalnız bırakması, Peeta'nın yanında kalışı
    -Zafer turunda Katniss'in Rue ve Tresh'in ailelerinin acılarını paylaşmak için konuşmaya cesaret edememesi, Peeta'nın yıllık gelirlerinden bir kısmını onlara bağışlamak istediğini söylemesi,
    -Yetmiş Beşinci Açık Oyunları açıklandığında Katniss kendini dağlara bayırlara vurup, bunalım takılırken, Peeta'nın Haymict'in yanına gidip oyunlara kendisinin gitmek istediğini ve Katnis'i korumak istediğini vakit kaybetmeden söylemesi,
    -Katniss'i korumak adına oyunlara akıl hocası gibi çalışması, onu yüreklendirmesi, 12. mıntıka galiplerini-haraçlarını-ayakta tutmaya çalışması
    -Oyun kurucuların özel yetenek testinde bir önceki oyunda ölen 11. Mıntıka'dan Rue yi çizmesi
    -Mülakatında yine Katniss'i Capitol'ün gözünde şirin göstermek icin hamile olduğunu söylemesi.
    -Arenaya çıktığında yapmak istediği tek şey Katniss'in galip olarak oradan ayrılmasını sağlamaya çalışması.

    Bütün planların dışında olmasına rağmen her zaman iyi taraf olmayı başarabilmesi. Bu seride Peeta karakteri olmasa bu kadar sevmezdim yüksek ihtimalle. Incelik, kibarlık, romantiklik, anlayış, sadakat, inanç, dost, arkadaş, sevgili,müttefik, düşman, haraç Peeta her şey oldu tüm seri boyunca. #teampeetamellark diyorum ben. Bayanlar Baylaar! Yetmiş Dördüncü ve Yetmiş Beşinci Açlık Oyunlarının kazananı Peeta Mellark!
  • Bütün insan ilişkileri özdeşleşmenin ve farklılaşmanın bir harmanıdır. Bir kadın bir adamı anlaşılmaz buluyorsa; bir adam bir kadını gizemli buluyorsa, yalnızca fiziksel düzlemde cinsel ilişkiye girebilmelerine karşın, ikisi de birbirlerini anlayamazlar. Daha romantik aşıklar, kendilerini sevgilileriyle özdeşleşmiş olarak duyumsarlar, dış görünüşlerinden, inançlarından, birbirlerinin hoşlandıkları şeylerden zevk alırlar. Halbuki, onlar birbirlerinin tam benzeri olsalar, fiziksel farklılığın gerektirdiği ayrımdan dolayı aşkları sözcüğün tam anlamıyla aşk olmaz. Çünkü aşk, kişinin kendisinde gördüğü eksikliği sevdiğinde bulması, böylece de sevgilinin farklı yanlarıyla kendi eksikliklerini tamamlamasıdır. Yalnızca özdeşleşme üzerine kurulmuş aşk, bütünleşmiş bir aşk değildir. Bu konuya, eşcinselliği incelerken yeniden döneceğiz. Ama, başka bir kimseyle bir olma, dolayısıyla bir dereceye değin karşı cins olma isteği insan doğasının vazgeçilmez özelliğidir; bütün büyük romancılarda, kendilerini her iki cinsle de özdeşleştirme konusunda garip bir yetenek vardır.
  • Sıradışı bir anlatım.
    Cümleler kısa. Yer yer çarpıcı. Betimlemelerle süslenmiş. Ama yetersiz geliyor.
    Bir sayfa geçiriyorum. Alakasız bir konu çıkıyor. Ben üzülüyorum.
    Şaşırıyorum.
    Neden. Neden, diyorum.
    Ama olsun ilk kez karşılaştığım bu anlatımı seviyorum.
    Yaşanan acıları bana aktaramıyor.
    Belki ben alamıyorum.
    Ama anlatımı şiirsel.
    O yüzden. Akıyor kitap. Konu güzel fakat hissettiremiyor. Üzülüyorum. Hissedemediğime üzülüyorum.
    Sonra belki de.
    Bu tür kitaplar yetenek istiyordur diyorum.
    Ya da aşinalık. Neyse diyorum olsun aktı gitti alıyorum hissemi.
    Yaprak döken yanımız, yaramız, yaranız.
    Sövmek geliyor bazen. Ama tutuyorum.
    İnsanlıktan utanıyorum. İnsanlığımdan utanıyorum biraz da. Şükür ediyorum en azından utanabildiğime.
    Ama duyguları keskin çizgilerle hissedemiyorum.
    Okuduğum kelimeler diziliş şekli veya seçiliş şekli bir moda girmemi engelliyor.
    Üzülüyorum. Yeterince üzülemediğime üzülüyorum. Yazarı belki de hakkıyla anlayamadığıma ya da yazarın anlatamadığına üzülüyorum.
    Bilmiyorum. Elim sigaraya gidiyor.
    Bir sigara yakamıyorum.
    Çünkü sigarayı bırakalı 5 gün olduğu geliyor aklıma yine üzülüyorum.... falan filan :))

    Yazarımız Ferit Edgü'nün anlatım tarzı ile inceleme yazmaya çalıştım. Gerçekten ilk kez karşılaştığım bir tarz sanki 1000 kitap okudum da :)) yani normal ilk kez karşılaşmam. Sevdim Ama duygu noktasında biraz neyse zaten bunları üstte yazdım sanıyorum hayırlı akşamlar :))
  • Onu işe alacaklardı, evet alacaklardı; ihtiyaçları olan yetenek vardı Gordon'da. İşine sarılacak, ruhunu satacak ve işinden asla atılmayacaktı.
    George Orwell
    Sayfa 286 - Can Yayınları 8. Basım: Ocak 2015