Sayısal yöntemlerle evreni okuyup anlama yeteneği olan birisi edebiyatçı olmak ister, ekmek pişirmede yetenekli olan birisi de mühendis olmaya karar verir. Bir yanda yapmak istediği, diğer yanda doğal yetenek; bu ikisi birbirinden farklı olduğunda kişi mutlu olmak için hangi yolu seçmelidir?

All You Need Is Kill 2 : Öldür Yeter 2, Hiroshi SakurazakaAll You Need Is Kill 2 : Öldür Yeter 2, Hiroshi Sakurazaka
Oguzhan Kocyiğit, bir alıntı ekledi.
4 saat önce · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 7/10 puan

* Param olduğunda, benim de son derece orijinal biri olduğumu göreceksiniz. Paranın en bayağı, en iğrenç yanı insana yetenek bile verebilmesidir. Dünya batana kadar da vermeye devam edecektir.

Budala, Fyodor Mihailoviç Dostoyevski (Sayfa 177)Budala, Fyodor Mihailoviç Dostoyevski (Sayfa 177)
Derya, bir alıntı ekledi.
5 saat önce

O zaman acınası bir yetenek gelisti zihinlerinde, aptallığı görmek ve artık tahammül edememek ona.

Ne kadar da Robinson'a benzetiyorum kendimi! Çıplak insan ayağı izleri görmekten değil çılgın ruhların sözlerini duymaktan kaçıyorum ve aptallıklarının bulaşmasıdan korunmak için yalnız olmak istiyorum.

Satranç Ustası Don Sandalio'nun Romanı, Miguel De UnamunoSatranç Ustası Don Sandalio'nun Romanı, Miguel De Unamuno
Şevval, Agapi'yi inceledi.
Dün 14:24 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 10/10 puan

Agapi: Özverili, fedakar, koşulsuz, bencil olmayan aşk. Kişi kendini sevdiğine verir. Onu 'o' olduğu için sever.

Bunu çoğu incelememde söylüyorum sanırım ama ben aşk kitaplarını seven biri değilim. Hatta bu kitabı alırken yanımda en yakın arkadaşım beni gördü ve "Emin misin, o aşk kitabı?" dedi. Güldüm, dedim merak ediyorum okuyacağım. Sanırım insanın dönem dönem ilgilendiği alanlar, sevdiği şeyler değişebiliyor. Tam anlamıyla değiştiğini söyleyemem hala polisiyenin yeri kalbimde ayrı ama arada böyle kitaplar okumak da iyi geliyor yoksa rüyalarımda bile cinayet vakalarıyla uğraşıyorum.

Kitaptaki ana karakterimiz Jane Williams. Jane tam yirmi dokuzuncu doğum gününde bir zarf alıyor ve çok önemli bir yeteneğinin olduğunu bununla ilgili daha detaylı bilgi almak için yazılmış olan adrese gitmesi gerektiğini okuyor. Tüm bu yazılanlar Jane'in aklını kurcalıyor ve Jane yazan adrese gittiğinde orada yaşlı bir kadınla -Colette ile- tanışıp o kadından aşkı görebilme yeteneğinin olduğunu öğreniyor. Ve Jane'in otuzuncu yaş gününe kadar aşkın altı halini tanımlaması gerekiyor aksi takdirde kendisinin gerçek aşkı bulamayacağını öğreniyor.

Jane'in gözlerinde bir sıkıntı var. Ve bu sıkıntı doktoruna göre büyük bir durum, acilen ameliyat edilmesi gerekli. Birbirine gerçekten aşık iki kişiyi gördüğünde gözlerinin önünde perdeler oluşuyor, kafasında bir basınç hissediyor, gerçek aşkı gördüğünde bir nevi kriz geçiriyor. Bu onun için zaman zaman çok güzel bir yetenek zaman zaman ise bir lanet. En yakının arkadaşının eşini aslında gerçekten sevmediğini ve bir başkasına aşık olduğunu bunu hiç konuşmasalar bile görebiliyor. Başlarda Jane'e inanmayan çevresi zaman zaman bir şeyler gördün mü diye ona soracak kadar inanmaya başlıyorlar bu duruma. Jane sık sık Colette'a danışıyor ve ameliyatı erteledikçe erteliyor, kalbini dinlemeyi seçiyor. Otuzuna kadar aşkın altı halini tanımlıyor.

Jane'in geçirdiği bu bir yılı zevkle okudum. Ben ki bu tarzı uzaktan yakından takip etmeyen, hoşlanmayan biri olarak bu kitabı gayet sıkılmadan normal bir hızla okudum. Jane'in kendisinden, arkadaşlarından ve çevresinden gördüğüm hayat hikayeleri de bana çok şey kattı. Çok güzel aşklar yaşayanlar, terk edilenler, büyük sıkıntılardan geçenler, ihanete uğrayanlar... Tüm bunlara rağmen kitabın sonu çok güzeldi. Kitap toptan çok güzeldi.

Sarah Jio'nun elimde birkaç kitabı daha var fakat hiç okumadığım bir yazardı, dilini bilmiyordum. Yazarı da kitabı da fazlasıyla sevdim. Eğer okumadıysanız bence okumalısınız. Başroldeki karakterin yaşadıklarının yanında onun etrafındaki insanların yaşadıklarını, aşk hayatlarında başlarına gelen iyi veya kötü durumları da okuyorsunuz. Bir kitapta birden fazla duruma şahit oluyorsunuz.

Bu tarz kitapları sevmeyen biri olarak bir kez daha söylüyorum, bunu sevdim ve okumanızı öneriririm.

:)

H, Genç Werther'in Acıları'ı inceledi.
19 May 18:20 · Kitabı okudu · 3 günde · 10/10 puan

İnşan ve insan doğası hakkında bu kadar güzel incelemesi olan böyle mükemmel bir kitabı bu kadar geç okuduğuma inanamıyorum. Varoluş, boşluk, anlamsızlık, aşk, intihar.. 185 IQ skorunu kitabın her yerinde hissettim. Gerçek bir zeka ve yetenek..

Hayat "tecrübe'lerle" sınırlı değildir, "yetenek'te" gerektirir...
K.TATAROĞLU

Ahmet Biçer, Genç Werther'in Acıları'ı inceledi.
19 May 03:27 · Kitabı okudu · 5 günde · Beğendi · 9/10 puan

Johann Wolfgang von Goethe tartışmasız Almanların en büyük yazarlarındandır. Şiir, drama, hikâye, otobiyografik, estetik, sanat ve edebiyat teorisi, ayrıca doğa bilimleri olmak üzere birçok esere imza atmıştır. Goethe’nin kendisinden sonra gelen Alman şair ve yazarlara etkisi her yerde geçerliliğini korumaktadır.
Friedrich Nietzsche tüm hayatı boyunca Goethe’ye hürmet etmiştir ve özellikle halefi olarak, bunu Hıristiyanlığa ve Almanya’ya ilişkin kuşkucu davranışlarında ortaya koymuştur. Hugo von Hoffmanstahl 1922 yılında şunları yazmıştır: “Goethe, eğitim temeli olarak tüm kültürü teşkil etmektedir” ve “Goethe’nin düz yazıdaki sözlerinden, bugün belki tüm Alman üniversitelerinden olduğundan daha fazla okuma geleneği türeyecektir.”
Thomas Mann da Goethe hakkında makale ve denemeler yazmıştır ve 1932 ile 1948 yıllarındaki Goethe’yi anma kutlamalarına ilişkin can alıcı konuşmalarda bulunmuştur. Lotte in Weimar isimli romanında Goethe’yi yaşatmıştır ve ‘Doktor Faustus’ adlı romanla Faust serilerini yeniden ele almıştır.

Bu büyük yazarın çok özel bir eserinden bahsetmek istiyorum sizlere, Genç Werther’in Acıları. Eminim ki okuduğunuz zaman başucu kitaplarınızdan olacaktır.

Almanya’da bütün gençliği etkisi altına alan romanın, birçok intihara neden olduğu, Werther’in giydiği mavi frak, sarı yelek ve çizmelerin döneminde moda yarattığı, Napoléon’un bile kitabı sürekli yanında taşıdığı söylenir. Son derece duyarlı ve tutkulu bir genç ressam olan Werther’in, düşsel dostu Wilhelm’e yazdığı mektuplardan oluşan Genç Werther’in Acıları, edebiyatta akılcılığın yerini alan duygusallığın bir başyapıtıdır.
Her okuduğunuzda farklı bir şeyler bulabileceğiniz bir eser, romanın arka planının Goethe’nin yaşantısına dayandığı biliniyor, Goethe’nin Wetzlar’da 9 Haziran 1772’de katıldığı bir baloda tanıştığı Charlotte Buff’a olan aşkı romana yansıyan en büyük olay diyebiliriz.
O tarihte Goethe 22, Charlotte 19 yaşında. Charlotte kendisinden 11 yaş büyük Kestner ile nişanlı ve ilerleyen günlerde evleniyorlar. Bu nedenle Goethe, Wetzlar’ı terk etmiştir. Bu durum tüm içtenliği ile romana yansımıştır

Bir sanat romanı gözü ile bakarsanız; 18. yüzyıl Alman edebiyatına yön veren ‘aydınlanma düşüncesinin’ sanata bakışı doğrultusunda, edebiyat yapıtının oluşması için bazı kuralların uygulanması gerekirdi. Bunun sonucu olarak da Almanlar, yazarlığın öğrenilebilir bir şey olduğu düşünürdü. Ancak bu durum Goethe ile birlikte kökünden değişmiştir. Goethe yazarlığın bir yetenek olduğunu, sonradan öğrenilemeyeceğini düşünüyordu ve bu düşüncesini kitapta açıkça ortaya koyuyordu.
Bir aşk romanı olarak baktığınızda; genç bir adamın büyük aşkını içinizde hissedebilir, çektiği acılarda belki de kendinizden bir şeyler bulabilirsiniz. Yaşamadıysanız aşkın hayret verici gücüyle karşılaşabilirsiniz.

Werther’in hikayesini hala okumadıysanız, genç bir adamın iç dünyası sizi bekliyor, bir uğramanızı tavsiye ederim.

Nuri Torun, bir alıntı ekledi.
18 May 19:48 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 8/10 puan

Ortalama bir zekâ, kesinden yüksekte duranları hiçbir zaman göremez; oysa gerçek bir yetenek, dehayı nerede görse tanır ve ona saygıda kusur etmez.

Aforizmalar - Sherlock Holmes, Arthur Conan Doyle (Sayfa 38)Aforizmalar - Sherlock Holmes, Arthur Conan Doyle (Sayfa 38)