2/10
·%38 (169/440 syf.)·
Bu kitabı tamamen texting diye okumak istemiştim. Hani hem çabuk biter hemde şu sıralar romantik bir kitap okuma isteğimi karşılar demiştim. Ama gerçekten beklentimi karşılayamadı. 169 sayfa falan okuyabilirdim sadece. Kitabın konusu Safir yetenek sınavına girecek ve bunun için taslaklar çıkarmış. Sınav taslakları inceleyecek. İyi bir sonuç çıkarırsa sergisini açacak. Kafede o defteri kaybediyor. Sonra bir erkek bu defteri buluyor ve bu kızın kimseye söylemediği hesabına yazıyor. Kızın yetenek sınavına üç gün falan kalmış bu arada. Sonra bunlar konuşmaya başlıyor. SPOİ KISMII Bu Safir çok saf ve salaktı gerçekten. Birde sürekli hakaret edip duruyor. Bomboş hakaretler ve tehditlerle bunlar konuşuyor. Erkek de salaktı. Bı de kızın babası berbat biri -her Wattpad kitabında olduğu gibi- , anneside bunu umursamıyor. Her şeye susuyor. Bu Safir'in de bir eski erkek arkadaşı var . Bunun ailesi ile bu eski erkek arkadaşı arkadaş. Sonra bu yetenek sınavına az bir süre kala bu eski erkek arkadaşı ayrılıyor. Zaten kızda konuştukları kafede unutuyor defteri. Sonra Milas'a geçiyor. Bunlar konuşuyor. Ama yani sadece saçma sapan konuşuyorlar. Kız bir hakaret ediyor bir edebiyata geçiyor. 18 yaşında bir kızın böyle konuşması da saçma geldi. Hal böyle olunca benim de okuma hevesim gitti. Yarım bıraktım. Bir dahada okumaya çalışmam. Ben beğenmedim.
SafirCemal Latifoğlu · Athica Yayınları · 2025178 okunma
9/10
·126 syf.··
2026 23. kitabı
·
17 saatte okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 13:46
Yazarın okuduğum ilk kitabı idi. Kitabın dili çok akıcıydı ve severek okudum. Keiko'nun hayatını okurken onu otizmli bir birey olarak düşündüm. Bu şekilde okuyunca kitap bana daha anlamlı geldi. Ama sadece otizmli bireyler değil nöroatipik bireylerin hepsinin hayatı, normal kavramını sorgulayarak geçiyor. Bu bireyler "normal" insanların başarılı olduğu şeylerin yanı sıra daha sıra dışı alanlarda başarı gösterebilir, bu kitap özelinde de bunu markette görüyoruz. Keiko'nun marketteki yetenekleri kimse tarafından bir yetenek olarak görülmüyor, sadece tuhaflık olarak adlandırılıyor ve onu da gözden çıkarmak konusunda çok da hassas değiller. Çünkü kendileri bile yaptıkları işe değer vermiyorlar ki bir başkasının bu işteki becerilerini takdir etsinler. Ancak ben Keiko'nun marketteki olağan üstü becerisini bir çok yerde sergileyebileceğine inanıyorum. Sadece bunu tercih etmemiş ve etmesine de gerek yok zaten. Üniversiteye başladığında yarı zamanlı iş olarak kasiyerlik yerine başka bir iş imkanı önüne çıksaydı onda da bu şekilde bir takıntı geliştirip yetenekli olma potansiyeli olduğunu düşünüyorum. Japon edebiyatının dinginleştirici, olaydan olaya sürüklemeyen, sıradan olaylara odaklanıp, sıradan insanların hayatlarına mercek tutmasına bayılıyorum. Bu kitaplar beni sakinleştiriyor ve oradan oraya uçan zihnimi alıp bulunduğum yere getiriyor. Bu kitap da yine bu şekilde deneyim yaşadığım bir kitap oldu. Ayrıca giriş gelişme sonuç değil de sanki yol üstünde biriyle tanışmışız, kısacık bir an hayatına şahit olmuş gibi bir his veriyor bu kitaplar. Vedalaşmayı hiç sevmem ve japon edebiyatının bu yarım kalmışlıkları o yüzden bana iyi hissettiriyor. Bu yarım kalmışlık sayesinde o karakterle başka bir yerde bir daha karşılaşma imkanım varmış gibi hissediyorum. Ben kitabı severek
KasiyerSayaka Murata · Turkuvaz Kitap · 20193,674 okunma
Reklam
9/10
·440 syf.··
2026 17. kitabı
·
37 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 00:00
Annemin Uyurgezer Geceleri - Ayfer Tunç #okudumbitti İlk Yayın Tarihi 2025 440 sayfa Dört kuşak bir ailenin kadınlarının öyküsünü anlatan bir Ayfer tunç romanı. Annelerin kaderi kızlarına miras kalıyor; Şehnaz da bu ağır mirası sırtlanmakla görevli son kuşak. Aile sırları ve sevdiği adam arasında sıkışan Şehnaz, tıpkı annesi, anneannesi ve onun annesi gibi, hayatı kendi istediği gibi yaşayamamış bir kadın. Yazar, temel olarak iki meseleyi romanının merkezine oturtmuş. Romanın birinci meselesi, erkek egemen toplumda yaşanagelen, kadınların var olma sorunu, ezilmeleri, baskı ve zor ile hayatlarının cehenneme çevirilmesi. Romanın ikinci meselesi ise Türkiye’nin içinde bulunduğu sosyolojik, psikolojik, ekonomik ve siyasi durumun tespiti ve değerlendirilmesi. İlk meselede kitabın baş kahramanı ve anlatıcısı Şehnaz, profesör olan, babası yaşında evli narsist E.'ye olan takıntılı aşkını, onun metresi olamaya razı geldiği 30 yıl ve onunla yaşadıklarını romanın genelinde serpiştirilen uzun paragraflar halinde anlatır. Şehnaz, annesi, anneannesi ve bir üst nesildeki annenin (Ayhan-Hatice Şehbal-Esme) hayat hikayeleri bir dizi tesadüf sonucu ortaya çıkmaya başlar. İlginçtir ki tüm bu yaşam öyküleri birbirine benzerdir. Kadın olmanın zorluklarının her dönemde başka biçimlere bürünerek yaşanışı; kuşaktan kuşağa taşınan acılar, bastırılmış duygular ve hayata katlanabilmek için takılan maskeler... Öğretmen anne Ayhan hanımın uyurgezer geceleri sayesinde ise ailenin gizemli geçmişi açığa çıkar. Buradaki uyurgezerlik, içe atılanların ve gündüz susturulanların kendine yol bulma biçimidir. Çünkü konuşulmayan travmalar kuşak değiştirir, şekil değiştirir ama kaybolmaz. Bu romanda uyurgezerlik yalnızca bir hastalık değil, aktarılmış bir hafızadır; dört kuşak boyunca susulan her şey en
Annemin Uyurgezer GeceleriAyfer Tunç · Can Yayınları · 20267,1bin okunma
6/10
·248 syf.··
2026 41. kitabı
·
43 günde okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2026 21:43
Çocuk yetiştirme, eğitim sistemi ve motivasyon psikolojisi üzerine odaklanan, özellikle ödül-ceza yöntemlerinin çocuk gelişimi üzerindeki etkilerini sorgulayan bir ebeveynlik kitabı. Kitap temel olarak, çocukları motive etmek için sıkça kullanılan ödül ve ceza sistemlerinin uzun vadede sanıldığı kadar yararlı olmayabileceğini savunuyor. Güçlü Yönleri Kitabın en dikkat çekici tarafı, geleneksel eğitim anlayışında oldukça normalleştirilen “ödülle motive etme” yaklaşımını eleştirel biçimde sorgulaması. Ödülün her zaman olumlu bir araç olmadığı, çocukta içsel motivasyonu zayıflatabileceği fikri, okuyucuyu alışılmış ebeveynlik kalıplarını yeniden düşünmeye itiyor. Bir diğer güçlü yön, kitabın akademik araştırmalardan ve eğitim psikolojisi çalışmalarından beslenmesi. Yazar, görüşlerini yalnızca kişisel deneyimlerle değil, bilimsel çalışmalarla desteklemeye çalışıyor. Bu durum kitabın ikna gücünü artırıyor. Ayrıca dilinin oldukça akıcı ve geniş bir okuyucu kitlesine hitap ediyor olması önemli bir avantaj. Psikoloji ya da eğitim alanı dışında olan ebeveynlerin ve öğretmenlerin de rahatlıkla okuyabileceği sade bir anlatım sunuyor. Zayıf Yönleri Kitabın bazı bölümlerde fazla tekrar eden bir yapıya sahip. Ana fikir, ödül ve cezanın çocuk üzerinde olumsuz etkileri. farklı örneklerle sık sık yineleniyor ve bu durum ilerleyen sayfalarda metnin dinamizmini azaltıyor. Bir diğer sınırlılık, kitabın zaman zaman ideal bir ebeveynlik modelini savunurken gerçek hayat koşullarını yeterince hesaba katmaması. Özellikle farklı sosyoekonomik koşullarda yaşayan aileler veya eğitim sistemi içinde hareket etmek zorunda kalan öğretmenler için öneriler her zaman uygulanabilir görünmeyebiliyor. Ayrıca bazı bölümlerde ödül ve ceza yöntemlerine yönelik eleştiri
Ebeveynlik
Beni Ödülle CezalandırmaÖzgür Bolat · Doğan Kitap · 20248,1bin okunma
Ged'in Gölgesi!
9/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2026 16. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 00:00
Yerdeniz Büyücüsü, Ursula K. Le Guin'in 1968 yılında yayımlanan fantastik romanıdır. Bu eser, yazarın Yerdeniz serisinin ilk kitabıdır. Bu, Le Guin'den okuduğum üçüncü kitap oldu. Daha önce Anlatış ve Mülksüzler'i büyük bir beğeniyle okumuştum. Yazarın bilimkurgu türündeki bu iki romanından sonra, Yerdeniz serisine de hiç düşünmeden başlama kararı aldım. İyi ki de başlamışım. Çünkü Yerdeniz Büyücüsü, büyümeyi, bilgeliği ve büyü dünyasını anlatan, farklı ve etkileyici bir eser olarak bende kalan etkisi yoğun oldu. Roman, yazarın kurguladığı Yerdeniz adlı adalar dünyasında geçiyor. Dikkatimi çeken noktalardan biri de Yerdeniz haritasının bizzat Ursula K. Le Guin tarafından hazırlanmış olmasıydı. Böyle bir harita oluşturmak bile başlı başına emek, sabır ve hayal gücü gerektiren bir uğraş. Bu harita sayesinde yazarın yarattığı dünyayı ne kadar önemsediğini ve ona gerçeklik duygusu kazandırmak için gösterdiği çabayı hissetmek mümkün. Dikkatimi çeken bir başka konu ise Yerdeniz serisinin, daha sonra yazılan bazı ünlü fantastik eserlere ilham verdiğiydi. Özellikle Harry Potter serisine yapılan benzerliklerden okuduğum ve dinlediğim pek çok yazıda da söz ediliyordu. Harry Potter dünya çapında çok tanınan ve sevilen bir seri olmasına rağmen, Yerdeniz Büyücüsü'nün aynı ölçüde bilinmemesi doğrusu beni biraz üzdü. Çünkü okudukça, bu eserin fantastik edebiyatın önemli yapıtlarından biri olduğunu hissettim. Ancak Yerdeniz Büyücüsü'nü benim için özel kılan şey, büyülerden çok insanın kendi yarattığı gölgesiyle yüzleşme olayını anlatması oldu. Romanın kahramanı Ged, olağanüstü yeteneğe sahip genç bir büyücü adayıdır. Güçlüdür, zekidir ve öğrenmeye son derece heveslidir. İlk büyücülük derslerini kendisini büyüten teyzesinden alır. Gont Adası'nda yaşayan Duny, henüz bir yaşındayken
İnceleme
Yerdeniz BüyücüsüUrsula K. Le Guin · Metis Yayınları · 20249,5bin okunma
Puan vermedi·120 syf.··
2026 13. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 10:38
Kendine Ait Bir Oda, Virginia Woolf tarafından 1929’da yayımlanan feminist bir deneme kitabıdır. Kitabın temel tezi: “Bir kadının kurgu yazabilmesi için parası ve kendine ait bir odası olmalıdır.” Buradaki “oda” kelimesi sadece dört duvarı olan fiziksel bir alandan ziyade ekonomik özgürlük, zihinsel bağımsızlık, toplum tarafından kabul görme ve yaratıcı alanı simgeler. Peki kadının kurgu yazabilmesi için neden bir odaya ihtiyacı vardır? Bunun cevabı aslında çok basittir: Kadının tarih boyunca eğitim ve ekonomik imkânlardan mahrum bırakılması, edebiyat dünyasındaki erkek egemen yapı, kadın yazarların görünmezliği, yaratıcılık için özgürlük ve maddi güvence gerekliliği, toplumsal cinsiyet rolleri ve daha fazlası. Woolf kitabında bunu çok güzel bir örnek ile özetler. Woolf, Shakespeare’in bir kız kardeşi olduğunu düşünür ve onun Shakespeare ile aynı yeteneğe sahip olsa bile toplum yüzünden başarılı olamayacağını anlatır. Bu örnek tarihsel eşitsizliği göstermek için kullanılır (Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 1. basım, s. 44). Bu durum yalnızca edebiyat dünyasında değil, sanatın farklı dallarında da görülmüştür. Örneğin müzik tarihinde Maria Anna Mozart, yeteneğine rağmen kadınlara dayatılan toplumsal koşullar nedeniyle Wolfgang Amadeus Mozart’ın gölgesinde kalmıştır. Bu örnekler gösteriyor ki kadınların tarih boyunca geri planda kalmasının nedeni yetenek eksikliği değil, onlara tanınmayan imkânlardır. Virginia Woolf bu eserinde yalnızca bir gerçeği dile getirmekle kalmaz, kadınların var olabilmesi, üretebilmesi ve kendi seslerini duyurabilmesi için gerekli olan alanı da görünür kılar. Bu yönüyle Kendine Ait Bir Oda, geçmişi anlatırken bugüne de ışık tutan güçlü bir eser olmayı sürdürmektedir.
Edebiyat
Kendine Ait Bir OdaVirginia Woolf · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202648,2bin okunma
Reklam
Reklam