Kızınızın dönüp dolaşıp kendisini yine mağdur duruma sokmasını, her yerde ezildiği bir döngüden bir türlü kurtulamamasını, hep haksızlığa uğramasını, kendisini koruyamamasını istiyorsanız, ona hiç kimseyi incitmeme gerekliliğini aşılamanız yeterli.
"Niçin uyandırıyorsun beni, ey ilkbahar esintisi? Beni kışkırtıyorsun ve diyorsun ki: Sana gökyüzünün çiğ damlalarını getireceğim! Halbuki yapraklarımın kuruması pek yakın; pek yakın, yapraklarımı dökecek olan fırtınaların gelmesi! Beni bütün güzelliğimle görmüş olan o gezgin, yarın bir gün gelecek. Kırlarda, her yerde beni arayacak gözleri, ama bulamayacak. -"
Bir oyuncakçının vitrinine bakar gibiyim, küçücük adam ve küçücük at figürleri önümde hareket ediyor ve ben kendi kendime, bunun görsel bir aldatmaca olup olmadığını soruyorum. Ben de oyuna katılıyorum, daha doğrusu bir kukla gibi hareket ettiriliyorum ve bazen yanındakilerin tahtadan yapılmış ellerini tutunca ürperiyor, irkiliyorum. Akşam, gün doğuşunu izlemeyi tasarlıyorum ve sabah yataktan kalkamıyorum; gün boyunca ay ışığını bekliyorum, sonra da akşam, odamdan çıkamıyorum. Ne uğruna uyandığımı, ne uğruna uykuya yattığımı bilmiyorum.