Bu resmi iyice inceleyin ki bir gün yolunuz Afrika’ya çöle düşerse orayı tanıyabilesiniz.Yolculuğunuzda bu noktaya gelince n’olur acele etmeyin.Bir süre yıldızın tam altında bekleyin.Karşınıza bir çocuk çıkıyorsa, gülüyorsa, altın saçları varsa, sorulara karşılık vermiyorsa, biliniz ki odur. O zaman n’olur yüreğime su serpin. Haber salın geri döndüğünü bildirin bana.
Bir gün üzüntün geçince (çünkü zamanla geçmeyecek üzüntü yoktur) beni tanımış olduğuna sevineceksin. Hep dostum olarak kalacaksın.Gülmek isteyeceksin benimle birlikte.koşup pencereyi açacaksın. Gökyüzüne gülerek baktığını gören dostların şaşacaklar. Seni deli sancaklar.”
“Herkesin bir yıldızı var ama kimseninki birbirine benzemiyor. Yolcular için pusula, kimileri için ufak
tefek bir ışık, bilginler için çözülmesi gereken bir sorudur yıldızlar. Sözünü ettiğim işadamına göre ise altından başka bir şey değillerdir. Gelgelelim bütün bu yıldızlar suskundur. Yalnızca sen, herkesten ayrı göreceksin onları. Onlardan birinde ben oturuyorum, ben gülüyorum diye geceleri gökyüzüne baktığında sana bütün yıldızlar gülüyormuş gibi gelecek. Gülmeyi bilen yıldızların olacak senin.”