Yüz odalı bir bina gordum bugün
Üzerinde kuşlar uçuyordu
Kuşların üzerinde yıldızlar
Yıldızların üstünde Ars-ı Âlâ
Sonra dedim ki ,

Nur Suresi, 41
Görmedin mi ki, göklerde ve yerde olanlar ve dizi dizi uçan kuşlar, gerçekten Allah'ı tesbih etmektedir. Her biri, kendi duasını ve tesbihini şüphesiz bilmiştir. Allah, onların işlediklerini bilendir.

Fox Mulder, bir alıntı ekledi.
2 saat önce

Karanlık göğü böyle bir baştan bir başa dolduran yıldızlar gerçekte ölülerin, seni böyle yalnız bırakıp gidenlerin ruhları değil miydi?

Allah'ın Kızları, Nedim Gürsel (Sayfa 30 - Doğan Kitap)Allah'ın Kızları, Nedim Gürsel (Sayfa 30 - Doğan Kitap)
Liliyar, Anarşist Banker - Şeytanın Saati'yi inceledi.
 4 saat önce · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · 10/10 puan

"... olanaksızdan da öte bir mesafede, saçılmış yıldızlar gibi.."

Pessoa 'nun ölümünden sonra yayınlanan bu yapıt, kısa olmasına rağmen o kadar dolu ki özellikle ikinci kısmı bir solukta okudum.

Pessoa okurken baştan güçlü bir sarsıntıyı göze alarak okumak lazım. Gerçek ve gerçek dışı başta olmak üzere her şeyi zıttıyla bütünleştiren, kendi kendine günlerce, aylarca konuşup, yine kendi kendini her konuda ikna edebilecek mükemmel bir düşünce dinamiğine sahip.

Her şeyi sorgulama ve geçersiz kılma boyutunda müthiş bir münazara yeteneği var.

Deli bir rüzgar gibi insan zihnini savurup duruyor, bir bakıyorsun ki nereden nerelere gelmişsin..

Bir şeyin kendisinin değil bize hissettirdiklerinin üzerinde yoğunlaşması en sevdiğim özelliği.

İnandırmak istediği şeye inandırmak, varmak istediği noktaya varmak için hiçbir kural tanımıyor.

Önsözünde bahsedildiği gibi, bu eser tam bir ateş gemisi..

Haree, bir alıntı ekledi.
5 saat önce · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

İçinde yaşadığımız dünya, nehirler, dağlar, bulutlar, gezegenler, yıldızlar, bütün alem... Hiçbir şey durmuyor... Durduramadığımız, asla durduramayacağımız bir yolculuk devam edip gidiyor.

Aşk'a Yolculuk - Veysel Karâni, Sinan Yağmur (Sayfa 203 - Destek yayınları: Şubat 2012)Aşk'a Yolculuk - Veysel Karâni, Sinan Yağmur (Sayfa 203 - Destek yayınları: Şubat 2012)

Sarılıp yatmak mümkün değil bende senden kalan hayâle.
Halbuki sen orda, şehrimde gerçekten varsın etinle kemiğinle
ve balından mahrum edildiğim kırmızı ağzın, kocaman gözlerin gerçekten var
ve âsi bir su gibi teslim oluşun ve beyazlığın ki dokunamıyorum bile...

6

Öptü beni : "- Bunlar, kâinat gibi gerçek dudaklardır," - dedi.
"Bu ıtır senin icâdın değil, saçlarımdan uçan bahardır," - dedi.
"İster gökyüzünde seyret, ister gözlerimde :
"körler onları görmese de, yıldızlar vardır," - dedi...

7

Bu bahçe, bu nemli toprak, bu yasemin kokusu, bu mehtaplı gece
pırıldamakta devâmedecek ben basıp gidince de,
çünkü o ben gelmeden, ben geldikten sonra da bana bağlı olmadan vardı
ve bende bu aslın sureti çıktı sadece...
Nazım Hikmet- Rubailer

Tuğba, bir alıntı ekledi.
7 saat önce · Kitabı okudu · Puan vermedi

"Yıldızlar bütün insanların," diye yanıtladı. "Ama her insan için aynı değiller. Yolcular için, yıldızlar
yol gösterici. Ötekiler için yalnızca gökyüzündeki pırıltılar. Bilim adamları için hepsi birer problem.
İşadamı için zenginlik. Ama bütün yıldızlar sessiz. Sen... Yalnızca sen yıldızlara herkesten farklı sahip
olacaksın..."

Küçük Prens, Antoine De Saint-ExupéryKüçük Prens, Antoine De Saint-Exupéry

Murathan Mungan'ın Karanfil şiirini bize tekrar hatırlatanlara teşekkürler.

*********

KARANFİL

Kulağında karanfil taşıyan halkımın oğulları
Atlanın gidiyoruz.
Buğulu bir şafak vakti yeniden düşüyoruz yollara
Eski zamanlarda olduğu gibi
Dersimiz tarih. Unutmayın kaldığımız yeri
yenilmedik daha

Masal alın koynunuza. Belki dönmeyiz uzun zaman
Masalllar hatırlatır size doğduğunuz yeri
ilişkiler iklimini
çocukluk taşınabilir bir şeydir
alınsa da elinden geçmişi.

Tütün ve tarih koyun torbanıza. Kekik ve dağ ateşleri
Şafağın bin yıllık anlamını, suların ve çağların sesini
ezberleyin, bilinmez otların adını hatırda tutar gibi,
Ten rengi aya bakın son defa
yani geride yaşanmış ve yaşanacak bütün yaz geceleri

kaçak aşıkları, uçurum bakışlı firarları, mağrur eşkiyaları
saklar gibi
kilitleyin yüreğinizin kalelerini
Anka ve Anahtar, ikinci bir emre kadar
Kaf Dağının ardına gitti

Kulağında karanfil taşıyan halkımın oğulları
Toplayın çadırlarınızı. Eski zamanlarda olduğu gibi
Çığ geliyor. Çağ çöküyor.
Gidiyoruz.
Dudaklarınıza ninni, ıslık ve destan alın
siyah sünnet çekin gözlerinize
Alıcı kuş telekleriyle
Ki ışısın yaprak yeşili gözlerinize kıstırdığınız
farz olan öfke
çapraz asın tüfeklerinizi
çağın dışına sürdüğü eski masallardaki
eşkiya resimleri gibi
yurdundan ve yüzyılından
kovulmuş çocukların tarihinde
gelenek kimi zaman başkaldırma biçimi...

Teni tarçın kokulu halkımın oğulları
Atlanın. Bizi bekliyor ay akşamları
daha yola çıkmadan eksiksiz anlatın çocuklarınıza
aklınızda kalanları
ağızlık, tesbih ve tabaka bırakın
yolları ayrı düşmüş arkadaşlara
belki görüşemezsiniz bir daha
yükse kuşlar dorukları sever
ölümse çıplak kaldığı dağları

Atlı bozkırların sararmış hülyalarını
eski sözcüklerin yüklü çağrışımlarını
yanınıza alın.
Sabahı karşılayın her günkü sabahı
gülümseyin yüzünüzün sığmadığı kuşlu aynalara
mayın diye gömün yüreklerinizi
ölülerinizi verdiğiniz toprağa
vedalaşın denkleri toplanmış geçmişinizle
unutmayın göçmen tarihlerden, yerleşik zulümlerden
geçilerek varıldı yüzyılın eşiğine
sonra gece nöbetçilerinin yüksek rakımlı yalnızlığını alın
yalnızlık kullanışlı bir şeydir, bazen iyi gelir
gerektiğinde yalnız olmayı bilmeyenlerin
inanmayın beraberliğine
sonra sabır. Mazlumların ve bilgelerin bize tarihsel
emanetidir,
her yerde yeni anlamlarıyla denenir.
Ve her çağın hurafeleri vardır
kurban alır, kurban verir
Geçer devran, takvimler el değiştirir. Gün gelir zulüm de göçer
Zaman örter her şeyin üstünü
Uzağı gören çocuklar bilir gelecek uzun sürer....

Atlı ay akşamları
Sönmüş yanardağlar. Gecenin ormanında
ilerleyen ölülerin rüzgarı
yanık fısıltılar...
gelecek günlerin düşünü kuran
kaç tarih çadır kurup sökmüş burada
yalnızlık kalmış yadigar
bir de gökyüzü
gökyüzünün mayınları yıldızlar
hem saklar, hem açıklar
çoban yıldızı, samanyolu, kervankıran
kapı komşumuzdu burada
gittiğiniz yerde de parlak mıdır bu kadar?

Şimdi menzili yurt tutanlar
ne yollar, ne yıllardan geçeceksiniz
çiçek atın yenilmiş asilere
güvenin her çağda ve her yerde
uzakları iyi bilen çocuklara
kenar adamlarına, ateş insanlarına
birliğiniz dağılmaz göç yollarında
ey gurbete çıkmış halklar

Atlı ay akşamları
kalın şayak bir gece, esiyor rüzgar
gidiyoruz geleceği olmayan bir yere
ardımız sıra esiyor ölülerin rüzgarı
daha şimdiden başka yerlere gömülenlere
gidiyoruz kalın şayak bir gece
geride ne çadırlar, ne tarih, ne saltanat
yalnızca rüzgarın sesi bizi uğurluyor.

Ay vurmuş alnına bütün ölülerin
yatıyorlar kimsesiz koyaklarda
ilk vuruldukları sıcaklıklarıyla
sanki dokunsalar birinin omuzuna
hep birden, her şeye yeniden başlayacaklar
ilerliyor gece, geçiyor ay
nesnelerin boşalan dünyasında
yer değiştiriyor aydınlık, tarih, mevsimler
kimsesiz koyaklarda ölüler ve ay

Kulağında karanfil
Teninde tarçın
Gözlerinde göç var
Döner bir gün Anka
Kilidinde döner anahtar

Murathan Mungan

Şiir Sitesi © 2015
Şiirlerin telif hakları şairlerine ya da yasal temsilcilerine aittir.

Saydam adam, bir alıntı ekledi.
8 saat önce · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

Onun şiirleri de hep aynıydı.
Ben hipodroma, kadınlara ve kafa çekmeye dair yazıyordum, o ise 
ŞAİRLERE dair,
Herkesten daha iyi yazan ve kimsenin umursamadığı umutsuz şairlere, çılgın şairlere.
Keşfedilmemiş şairlere dair.
Editörler ve yayıncılar yalakaydılar, göttüler,
Yetenekle bok arasındaki farkı bile bilmiyorlardı, 
Olson boktu
Ferlinghetti boktu
Ginsberg zamanını cafelerde oturarak geçiriyordu, ve o da bokun tekiydi;
Ama ay biliyordu kimin ne olduğunu ve sadece gerçek şairleri aydınlatırdı
Editörler ve yayıncılar çıtırları masaların üzerinde düzer ve kimse umursamazken.
Ama ölümünden sonra keşfedeceklerdi onu
( Gerçek şairi )
Ve önemi yoktu
Çünkü kendini beğenmiş ay biliyordu 
Ve Viking Motel'in on bir numaralı odasındaki 
Fahişe biliyordu,
Melek ruhlu o fahişe biliyordu.
Okyanus ve yıldızlar da.

Kaybedenin Önde Gideni, Charles Bukowski (Sayfa 136 - Parantez)Kaybedenin Önde Gideni, Charles Bukowski (Sayfa 136 - Parantez)