Doğumdan ölüme, pazartesiden pazartesiye, sabahtan akşama yapılan tüm faaliyetler düzenlenmiş, bir örnek hale getirilmiştir. Böylesi bir düzenin ağına düşen kişi insan olduğunu, tek bir birey olduğunu nasıl hatırlar? Düş kırıklığıyla, üzüntüyle, sevgi özlemi, hiçlik ve ayrı olma korkusuyla doluyken yaşama şansına bir kez sahip olduğunu nasıl aklına getirebilir?
Öğretmen, öğrencileri tarafından eğitilir; tiyatro oyuncusu, izleyicileri tarafından başarılı kılınır. Psikanalist, tedavi ettiği hastası tarafından iyileştirilir.
Nasıl ki çağdaş yoğun üretimde malların standartlaşması bir gereklilikse, sosyal süreçte de insanların standartlaştırılması öyle bir gerekliliktir. Ve bu işe "eşitlik" denmektedir.
Kişiye para ve saygınlık kazandıran bu şeyler mi öğrenilmeye değer olarak görülmekte, çağdaş anlamda kâr getirmeyen, "sadece" ruhun kazancı olan sevgi ise pek enerji harcamaya hakkımızın bulunmadığı bir lüks olarak mı kabul edilmektedir?