Ekspresyonist

Ekspresyonist
@yitikmisra
tefekkür
Upuzun içten yazılmış cümleler...içtenliğinden şüphem yok. Özeti ise suçluyu parmakla gösteriyor. O da benim galiba. Benim yapabildiklerim veya yapamadıklarım. İşte çözüm yolu belli. Hayatından çıkıp gittim. Artık bu hisleri zihnine bıçak gibi saplayan ben, gittim. Hayatım zaten karmakarışıktı. Sen geldin o öyle olmaz böyle olmalı dedin. Sonrasında bak bunu da şöyle yap dedin. Yapamadıklarıma nasıl yapamazsın diye hesap sordun. Gelecek planlarına beni dahil ettin. Beni aptallaştırdın. Ben gelecekte ne istediğimi bilemez hale geldim. Şimdi de kıskançlıkları masum aşk hislerini falan anlatıyorsun. Bunlara inancım bitti, anlıyor musun? Diğer her sözünü kalbimde duyuyorum. Saygı duyuyorum yaşanmışlıklara. Sana kendinle bol şans diliyorum.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Senin yanından öylece geçip gitmek, bakışlarını, sözlerini karşılıksız bırakmak, susmak. Sabah uyandığımda, akşam uyumadan evvel zihnimin duvarlarında sesinin yankısını işitmek. Gönlümün ağlamasına karışan sesinin yankılarını. Ellerimi kulaklarıma bastırıyorum. Hayır,hayır,hayır. Geçti. Geçecek. O sesi takip etme. Ses beni nereye götürecek? Karanlık. Zihnimin odaları kapkaranlık. Odalar iç içe geçiyor. Boşluğun içinde. Ayağım yerden kayıyor. Hayır. Zemin ayağımın altından kayıyor. Duvarlar daralıyor. Ağlayan bir çocuk sesi geliyor. Hayır. İçimde çocuklar ağlıyor. Kendi sesimi ayırt edemiyorum. O seslerden biri benimkine çok benziyor. Kalkıyorum. Tutunuyorum. Sesler kulağımın dibine üşüşüyor. Yankılar karışıyor. Hiçbir yere bakma. Hiçbir yere bakma. Hiçbir yere bakma. Nefesim kesik. Kesik. Sıkışıyor. Gönlüm göğüs kafesimden taşıyor. Son günlerde çok ağrıyor. İşitmek istemiyorum.
Notlar
Bir sabah uyandım. Yolunda gitmeyen ne kadar çok şey var hayatta, fark ettim. Tüm bunlar konuşulmalı, dedim. Kendime. O sabah tanıyamadığım bir ben vardı aynada. Savrulmuş, hırpalanmış, dağılmıştı. Neyi severdim? Neye gülerdim? Ne için varım? Zihnimi ele geçiren bağı söktüm, attım. İnsan bir gün uyanıyor ve fark ediyor. İnsan önce anlaşıldığını hissediyor. Ne kadar renkli, ne kadar güzel her şey, o zamanlar. Yavaşça sevgiyle tatlandırılmış bir acı şerbet damarlarında dolaşıyor. Sarhoşluk kanına işliyor. Bütün olmanın verdiği şiddetli teslimiyet gün geçtikçe dozunu arttırıyor. Zamanla tüm beden yoksunluk içinde kıvranmaya başlıyor. İnsan o anlarda kendinden neleri feda ettiğini, bu sevginin neleri götürdüğünü göremiyor. Şimdi o acı şerbeti kanımdan atıyorum. Zihnim daha berrak ve ben de görüyorum. Gördüklerim kalbini acıtabilir. Senin duymaya tahammül edemeyeceğin, tonlarca cümleyle kendini savunacağın o büyük ve ağır duygularla omuzlarım yerde dolaşıyorum. Davranışlarımın hesabını verdim. Duygularımı en ince ayrıntısına kadar anlattım. Kalbimin kapılarını ardına kadar açtım. Ne için? Bir gün yeri gelince hepsini yüzüme bir bir say diye mi? Sana ait her şeyi, her detayı zihnime kazıdım, sakladım. Ne için? Bir gün başıma çalıp git diye mi? Açtığım bir kitabın ilk sayfasında seni ve sana ait hiçbir şeyi istemiyorum sözlerini okumak için mi? Kendi değerlerimi önemsedim ve vicdanımdan bahsettim. Ne için yargılandım? Sen olmadığım için mi? Karşıma geçip alay eder gibi sırıtılmayı ne zaman hak ettim? Senin iğrenç imandan nefret ettiğim için mi? Sırtımı dönünce kalkıp gidince niye suçlandım? Hissettiğim duyguların çarpıtılmasına artık tahammül edemediğim için mi? Sana olan inancımı kaybettim. Neden mi? Çünkü bir başka versiyon, bir başka zehirli bağın içinde nefes
Duygu ve Düşünce
Hiçbir yer benim değil. Hiçbir yüreğe sığamıyorum. Hiçbir dostum yok, içimi bilen. Hiçbir yolum yok yürünecek. Amaçsız, bir başına, garip ve rahatsızım. Ne gidilecek bir kapım ne de burası benim dediğim bir evim var.
Dönüp yazdığın özlemlerin bile bana değil. Kendin için yanında beni istediğin, aşkla ilgisi olmayan bir dizi şiir.
Duygu ve Düşünce