İlkbahar güneşinde kıpırdayan pembe beyaz çiçekli bahar dallarının, usulca bacaklarımın arasından dolanıp kirli tüylerini paçalarıma sürüp şirinlik yapan sokak kedilerinin, yollarda, dağlarda, kayaların, bitkilerin, yer şekillerinin, zeytin çiçeğinin, yemeğe başlamadan itinayla silinen çatal kaşıkların, onlarca şarkının, şiirlerin, altı çizili kitap sayfalarının, otobüs duraklarının, Türk kahvesi eşliğinde edilen sohbetlerin, kır bahçelerinin, yıldızların ve denizlerin ve daha pek çok şeyin manasıydı aşk.
Şimdi her yerde aşkı görüp, aşkı hatırlayıp, beni nasıl göklere çıkartıp, sonra yavaş yavaş yere çaldığını görünce nasıl da tükendiğime üzülüyorum.
Bu defa iç sesimi dinliyorum...seni değil. Bu defa seviyorum sözünün arkasındaki bağı görüyorum. Bu defa kendimizi kandırmamıza izin vermiyorum.