Ekspresyonist

Ekspresyonist
@yitikmisra
tefekkür
Senin hayatında baş etmeye çalıştığın, zorlandığın duyguları yine sevdiğin birinden kaynaklı yaşama diye sana hayatından çıkmalıyım, dedim. Seni korumak, seni incitmemek için bana doğru gelen yol buydu. Sen ne yaptın? Sana içimi döktüğüm yaralandığım yerlerden vurdun beni. Yakıştı mı sana? Hiç yakışmadı. Beni suçladın, suçladın, suçladın. En sonunda bambaşka cümleler çıktı ortaya. O cümleler ortaya çıktıktan sonra manolyalar öldü. Solmadı. Öldüler. Kitap sayfaları yandı. Sararmadı. Yandılar. Geri dönüşü olmayan imalarının karşılığı.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Sihir bozuldu. Peri masalı sona erdi. Hayat gerçeklerle burun buruna getirdi. Artık kurtarılmayı bekleyen prenses değilim. Beni kurtarmak için gelenin de beni hayatında tutsak ettiğini gördüm.
Çok yazık. Artık şiir gibi cümlelerinin bende karşılığını göremiyorum.
Senden saklasam da aşkın varlığına ayrılmış bir gün onu doyasıya yaşayabilmek ümidiyle can bulan bir köşem vardı yüreğimde. Şimdi ise virane oldum. Dağıldım. Nereye gideceğim? Dondum. Bana bu hayal kırıklığını neden yaşattın? Yoksa ben mi seni darmadağın ettim. Bizim hikayemizde kim suçlu sahiden? Biz diye bir şey yoktu sahi. Senin ve benim. Kim kimin hayatını dağıttı gitti. Kim kime ağır bedeller ödetti. Kim kimin yükünü bir ömür taşır ruhunda, bedeninde. Her şeyi düşünüyorum. Geriye kalan ise aşka dair yaşadığım büyük hayal kırıklığı.
Duygu ve Düşünce
İlkbahar güneşinde kıpırdayan pembe beyaz çiçekli bahar dallarının, usulca bacaklarımın arasından dolanıp kirli tüylerini paçalarıma sürüp şirinlik yapan sokak kedilerinin, yollarda, dağlarda, kayaların, bitkilerin, yer şekillerinin, zeytin çiçeğinin, yemeğe başlamadan itinayla silinen çatal kaşıkların, onlarca şarkının, şiirlerin, altı çizili kitap sayfalarının, otobüs duraklarının, Türk kahvesi eşliğinde edilen sohbetlerin, kır bahçelerinin, yıldızların ve denizlerin ve daha pek çok şeyin manasıydı aşk. Şimdi her yerde aşkı görüp, aşkı hatırlayıp, beni nasıl göklere çıkartıp, sonra yavaş yavaş yere çaldığını görünce nasıl da tükendiğime üzülüyorum. Bu defa iç sesimi dinliyorum...seni değil. Bu defa seviyorum sözünün arkasındaki bağı görüyorum. Bu defa kendimizi kandırmamıza izin vermiyorum.
Duygu ve Düşünce